Menu
Genel

2011 in books: Part 1 / Kitaplarla 2011: 1'inci Bölüm

I must say I’ve read some amazing books in 2011. It was exciting to meet new authors that I know I will keep following. Having said that, I’ve also read some books that I felt were a waste of time. I will be posting a summary of last year, both with the good and the bad, in 4 parts. So, welcome to Part 1!

* * *
2011 yılında şahane kitaplar okuduğumu söylemem lazım. Özellikle şimdiden sonra da kesinlikle takip edeceğim yeni yazarlarla tanışmak çok heyecanlıydı. Bununla birlikte zaman kaybı gibi gelen kitaplar okuduğumu da belirtmem lazım. Önümüzdeki günlerde 2011’in özetini paylaşan yazılarımı paylaşacağım sizlerle. 4 bölümden ilkine hoş geldiniz!
Click on titles to read my reviews. / Eleştirileri okumak için başlıklara tıklayınız.
COMMENTS / YORUMLAR:
After reading and liking the Twilight Saga, I found myself searching for more YA books that were similar. I’ve found out this genre can get VERY tricky. The Mortal Instruments series were amazing. They were more Harry Potter and a lot less Twilight, if that makes any sense… I haven’t gotten around to the fourth book yet, which was released in 2011, but I’m hoping to get to it this year. Well, I continued my YA journey with Firelight, which was a big disappointment. So now, I’m even more careful when it comes to YA– it feels like most of them are the same story in a different setting, no?
***
Tüm rezil özelliklerine rağmen Alacakaranlık serisini okuyup beğendikten sonra gençlere yönelik farklı kitaplar aramaya başladım. Farkında vardım ki bu kitapların iyilerini ve değişik olanlarını bulmak sandığım kadar kolay değil. Ölümcül Oyuncaklar şahaneydi mesela. Alacakaranlık‘tan çok daha bir Harry Potter‘lardı sanki… Daha dördüncü kitabı elime geçiremedim ama bu sene okumayı umuyorum kendisini. Öte yandan yine gençlik kitabı olan Alev Işığı tam bir zaman kaybıydı. Bundan sonra bu tarzda kitap okuyacağım zaman çok daha dikkatli olacağım. Zaten hepsi aynı olayın farklı karakter ve lokasyonlarla olanı gibi değil mi biraz?
I also wasn’t too impressed by Deja Dead, which Ive been looking to reading for a long time. I love the TV show Bones that’s based on it, so I’m guessing it might get better later. I’d bought the first three books as a set, so I’ll continue reading when I get around to it.
***
Çoktan Ölmüştü de pek içi açıcı değildi. Uzun zamandır bu kitapları okumak için can atıyordum ama biraz hayal kırıklığına uğradım. Kitaplardan uyarlanan Bones dizisini çok sevdiğim için devamını okumayı deneyeceğim. 3’lü set olarak almıştım bu kitapları, en azından elimde olanları denemeyi planlıyorum.
And the Sookie Stackhouse series… I can’t read one right after the other when it comes to Sookie because she still annoys the hell out of me. I’ll admit the books do get better though. I think Dead to the World is my favorite so far.
***
Sookie Stackhouse serisi işte bambaşka bir durum. Bunları peş peşe okuyamıyorum çünkü Sookie beni cidden sinir ediyor. Ama itiraf etmem gerekiyor ki kitaplar gittikçe daha heyecanlı oluyor. Sanırım Cadı Ölüsü şu ana kadarki favorim.
]]>

2 Comments

  • GÜNGÖR
    2 Ocak 2012 at 23:39

    Bu yazı dizisini keyifle okuyacağım=))Okuduğun kitaplar arasında benim de sevdiklerim var ama en çok da dikkatimi CHARLOTTE’S WEB çekti, okumayı öyle istiyorum ki!=)Kitap kapaklarına özellikle bayılıyorum, çok güzel!

    Reply
  • Simay
    3 Ocak 2012 at 10:57

    Charlotte’s Web cok tatli gercekten. Keske boyle seyleri kucukken de okuyabilseymisim diyorum.

    Reply

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.