Genel

50 Shades of Grey çılgınlığına da soktum burnumu

Kitap haberlerini takip edenlerinizin ’50 Shades of Grey’ isimli kitabı duyduklarından eminim. Öyle bir patladı ki kitap Türkiye’de de farklı mecralara haber oldu (mesela). Popüler olan filmlere, kitaplara, dizilere hemen burnumu sokmazsam rahat edemem ben. Çoğu iyi olmuyor, biliyorum, ama bu kadar insanın ayıla bayıla okuduğu veya izlediği şeyleri ben de denemek, ne bulduklarını anlayabilmek istiyorum. ’50 Shades of Grey’ de böyle bir macera oldu. Ve tabii Alacakaranlık serisi üzerinden reklam yapmasının da büyük etkisi var. Stephenie Meyer’in yazdığı seriyi seven herkes, ben de dahil, ‘neymiş bu kitap yaaaa?’ diye direk atladı üstüne. Stephenie Meyer’i savunmayacağım. Anlatımı ‘eh’ti, kelime tekrarları ve yazım hataları insanı çıldırtıyordu. Ama en azından adam gibi bir hikayesi vardı kadının. ’50 Shades of Grey’de ise zayıf karakterler, kötü diyaloglar ve bol bol seks var. 
Bu kitap hakkındaki yorumlarımı bitirdiğim an yazmaya başladım aslında ama küçük çapta bir teze dönüştüğünü farkedince bıraktım. O kadar uğraşmaya gerek yok açıkçası böyle bir kitap için. Şimdiye kadar ‘fan fiction’ olayını hiç sevmemiştim, bunu sevebileceğimi neden düşündüm bilmiyorum açıkçası. Bana göre ‘fan fiction’ insanların günlük tutar gibi, rastgele fantazilerini yazdığı bir platform. LiveJournal’da çok karşıma çıkıyordu böyle şeyler. Yazıyorlar, herkese okutuyorlar ve sonra ‘yalnız değilim’ diye seviniyorlar. Tamam, istiyorsanız yazın, içinizde kalmasın ama bunu kitap yapmak dünyanın en saçma fikri olsa gerek. Gerçi kitabın yayıncılarının da dünyanın en zeki insanları olduğunu belirtmek gerek. ‘Saçmalık’ deyip geçmemişler, deli gibi satacağını hissetmişler. Ama çok satıyor diye iyi bir kitap demek mi? Tabii ki hayır.
Kitaptan ve aldığı tepkilerden bana kalanları madde madde özetlemem gerekirse:
  • İnsanlar gerçek edebiyatın ne olduğunu bilmiyor.
  • Kadınların çoğunluğu porno izlemekten utanıyor, ancak kitap olarak okudukları zaman kendilerini kötü hissetmiyorlar. Kağıt üzerinde de olsa porno pornodur işte. Bence kitabını okumak yerine izleseniz daha iyi; çok fazla zaman kaybetmezsiniz hiç olmazsa.
  • Kadınlar kontrol delisi, karşısındakini sürekli manipüle etmeye çalışan, birine bağlanmaktan korkan erkekleri seviyor.
  • Birini sadece fiziksel olarak çok beğeniyorsanız size her istediğini yapmasına izin vermeniz normal bir şey.
  • İnsanlar gerçek ilişkilerinde o kadar mutsuz ki ’50 Shades of Grey’ hayatlarını güzelleştiriyorlar. ‘Nasıl?’ sorusunun cevabını bulamadım gerçi. Ancak pek çok evli kadın ‘evliliğimi kurtardı bu kitap’ dediği için 50 Shades of Grey ‘anne pornosu’ olarak da biliniyor.
  • Kadınların güçsüz olmasında bir sorun yok, özellikle seksi, zengin bir adamla birliktelerse.
  • Acı = Zevk. Bu durum hep ortalardaydı ama şu an dünyanın her tarafında kabul gören bir şey olması jenerasyonumuz hakkında çok şey söylüyor bence.
  • Birisi size gerekli kağıtları imzalattığı sürece canınızı istediği kadar yakabilir.
  • İki boyutlu bir insan olmak iyidir; kimin derinliğe ihtiyacı var ki?
Kadınların daha güçlü, kendilerini bilen, kendi ayakları üzerinde durması gereken bir dünyada yaşıyoruz. Ama bu kitap bu doğrultuda yapılan her şeyin aksini temsil ediyor. Kadına karşı şiddetin engellenmesi için uğraşanların emeklerini boşa sayıyor resmen. Bir kadın olarak cidden hemcinslerimden bir tiksindim. Böyle bir şeyin bayıla bayıla okunmasını bekleyen ve bu tuzağa düşenlerden de tiksindim. Güçlü ve gerçek kadınları yazabilen tek ünlü isim hala sadece Joss Whedon sanırım.
Bu arada 50 Shades of Grey film olarak da satın alınmış hemen. O nasıl olacak cidden çok merak ediyorum. Hep birlikte sinemada porno mu seyredeceğiz? Neden bu kitabın üzerinde bir ‘parental advisory’ etiketi yok? Alacakaranlık serisini çok seven binlerce çoluk çocuk var. Onlar da bu kitabı okumaya kalkarsa n’olacak? Anneler neden bu konuda endişelenmek yerine kitabı övüp duruyor? Gerçi çocuk yetiştirmekten ben ne anlarım, değil mi?
]]>

You Might Also Like

1 Comment

  • Reply
    dref22
    29 Mayıs 2012 at 23:27

    Süper. 😀

    Okuduğum eleştirilere göre bu kitap benim de seksilik anlayışıma hiç uymuyor. 😛 Bir erkeğin fiziksel ve duygusal açıdan boyunduruğu altında olmak neden heyecan verici olsun, hiç anlamıyorum. Bu kitabı seven kadınlar çok mu özgür bir dünyada yaşıyorlar ki, bu tür fantezilere ihtiyaç duyuyorlar?

Leave a Reply