Yazarla Söyleşi

6'ncı ÜKG blog turunda Samantha Young'la konuştuk

Türkiye’nin ilk blog turunu düzenleyen ÜKG (Ütopik Kızların Günlüğü) Birliği olarak 6’ncı blog turumuzda Martı Yayınları’nın desteğiyle Kutsanmış Kan‘ı inceledik. Burada kitabın yazarıyla gerçekleştirdiğimiz röportajı bulacaksınız. Facebook sayfamızı beğenmeyi unutmayın ve yorumlar, ön okuma, alıntılar, okur testi, kitap çekilişi ve daha fazlası için diğer tur blog’larına da mutlaka uğrayın!
Kitap Hayvanının Günlüğü: Kitap yorumu ve yazar tanıtımı
Kağıt Kız: Çekiliş
Kitab-ı Sevda: Okuyucu testi ve kitap yorumu
Kitap Esintisi:  Kitap yorumu
Sevgili Kitap: Okuyucu yorumları ve kitap yorumu
Romancekolik: Ön okuma
Yorumbaz: Kitap tanıtımı
Kitap delisinden yazarlığa olan yolculuğunuzdan biraz bahsedebilir misiniz? Self-publishing (kendin yaz, kendin yayınla) yapmaya nasıl karar verdiniz?
Her zaman okur olmanın yanı sıra bir yazardım da. Ancak hiçbir zaman tam bir romanı yazmayı tamamlamamıştım ve yazılarım konusunda hâlâ utangaçtım. ‘Tale of Lunarmorte’ serisindeki ilk kitap olan ‘Moon Spell’i tamamlamamın ardından aylar boyunca onu bir üçlemeye çevirmek üzerinde çalıştım ve kitabımı temsilcilere yollamak konusunda kendime güvenimi geliştirmeye çalıştım. ‘Moon Spell’i gönderdim ve birkaç ret aldım. Bunlar olurken, Amanda Hocking’in serilerinin bir fanatiği olduğumda şans eseri self-publishing’i keşfettim. Onun hikâyesini okumamın hemen ardından self-publishing hakkında araştırma yapmaya başladım. Şubat 2011’de de ‘Tale of Lunarmorte’yi bağımsız bir şekilde yayınlama kararını aldım. 
 
Edinburgh Üniversitesi’nde antik ve ortaçağ tarihi okumuşsunuz. Bu kitaplarınızı etkiledi mi?
Üniversitedeki çalışmalarım kesinlikle YA kitaplarımı etkiledi. İlk üçlememi yazma fikri aklıma üniversitede, klasik edebiyatla ilgili bir dersteyken geldi. Sonrasında da tüm hikâyelerim tarih ve mitolojiye karşı duyduğum sevgiden etkilendi. Araştırma yeteneğimi de romanlarımın konusuna uygun kısımları belirlemek için kullandım. 
 
‘Kutsanmış Kan’ için size ne ilham verdi?
‘Kutsanmış Kan’ın temel fikri, Mısır mitolojisinden esinlendi. İlk serim Yunan mitolojisini temel alıyordu ve o zamanlar çok popüler oldu. Yeni serimin onlardan farklı olmasını istedim. Eden ve ailesinin hikâyesi ise YA kitaplardaki tipik kahraman kız karakterlerinden sıkılmamdan esinlendi. Kendimi, daha karanlık, daha kusurlu ve daha kompleks ancak halen sevilebilen, okuyucunun destekleyeceği bir karakter yazmaya zorladım. 
 
Eden’ın ailesi okuyucuların çoğunu epey korkutmuş. Böyle ürkütücü bir aile oluşturmaya nasıl karar verdiniz?
Eden’ın karanlık bir hikâyesi var ve ailesi (özellikle babası Ryan ve kuzeni Teagan) has iblisler. Eden’ın içinde ışık olan yerlerde gölgeler de var. Ryan ve Teagan, hatta Eden’ın kardeşi Stellan’da ise yalnızca siyah bir boşluk… Onların ürkütücü hareketlerini yazmamak, onları daha değersiz göstermek otantik olmazdı. Bunun sonucunda Eden’ın cefası da otantik olmazdı. 
 
‘Kutsanmış Kan’ için nasıl bir araştırma yaptınız?
Mısır mitolojisini araştırmakla kalmadım, ruh yiyiciler için ilk hanedanlıktan Pharoah’ların (krallar) isimlerini kullandım. Ruh Yiyiciler içinse onlardan bahseden halk öykülerini araştırmaya çalıştım ama pek bir şey bulamadım ve onları hayal gücüme bıraktım.
 
Kitabın tanıtımı şu sorularla başlıyor: “Hayatta kalmak için diğerlerinden beslenmesi gereken biri olarak doğsanız ne yapardınız? Doğal gücülerinize karşı savaşır mıydınız, yoksa kendinizi onlara bırakır mıydınız?” Eden’ın yerinde olsaydı, Samantha Young bu durumda ne yapardı?
Ooh, güzel soru. Doğal güdülerimle savaşırdım diye düşünüyorum. Televizyonda hayvanların canı yakıldığında veya öldürüldüklerinde çok üzülüyorum (zırıl zırıl ağlıyorum). Doğal hayatla ilgili programları izlemem çok zor oluyor… bu nedenle ölmek yerine bir Ruh Yiyici olmaya karar versem dahi canlı bir şeyi incitemeyeceğimi düşünüyorum. 
 
Kan Günlükleri serisinden okurlara ne kalacak?
Umarım okurlar her ne kadar eski kafa görünse de ‘onur’ konseptinin halen verdiğimiz kararlarda yer aldığını görürler. Güçlü fakat kusurlu, genç bir kahramanın hikâyesini severek okumalarını, onu bir YA karakteri olarak ilham verici bulmalarını istiyorum.
 
Web sitenizde Kan Günlükleri serisi kapsamında kısa bir roman üzerinde çalıştığınızı okudum. Bize bunun hakkında birkaç ipucu verir misiniz?
Kısa romanda artık inandıkları şey için savaşçı olmaya odaklanabilen Eden ve Noah’nın hayatına göz atacağız. Hikâye, üçlemenin bittiği yerden başlayacak.
 
‘On Dublin Street’ isimli adult romanınız çok iyi yorumlar alıyor ve ‘Down London Road’ isimli kitabınız Mayıs ayında yayınlanacak. YA’den adult romanlarına geçmeye nasıl karar verdiniz?
Adult romanlarına geçmeyi her zaman istemiştim. Bunun nedeni YA kitaplarının içerik ve dil limitlerini aşmaktı. En sevdiğim şehirlerden biri olan Edinburgh ve hayal gücümde hayata geçen diğer kararlı, genç kadından ilham aldım. Böylece ilk adult romanımı yazmaya başlamamın zamanının geldiğine karar verdim. 
 
Kitaplarınızın farklı dillere çevrilmesi nasıl bir duygu?
Harika bir duygu! Önceden hikâyelerime erişimi olmayan okurların artık onları okuyabilecek olmasından çok memnunum.
 
Türk okurlarınız için bir mesajınız var mı?
Çok teşekkürler! Sizin sayenizde hayalimdeki işi yapıyorum. Size sonsuza dek minnettarım.
]]>

You Might Also Like

No Comments

    Leave a Reply