Menu
Kalem-Kağıt-El Yazısı

Ajanda ve Günlük Kullanımı | Nereye, Ne Yazıyoruz?

“O kalemin markası ne?” veya “Hobonichi’yi nereden aldın?” veya “CultPens‘de gümrük nasıl oluyor?” gibi sorulardan sonra en çok aldığım sorulardan biri hala “Bu defterlere ne yazıyorsun?” İlham denen şey geldi mi geliyor, gelmedi mi de bazen ne kadar arasanız bulamayacakmışsınız gibi hissettiriyor. Hem okul hem iş hayatım boş sayfalarla bakışarak geçtiğinden şunu söyleyebilirim ki boş bir deftere bakmakla boş Word sayfasına bakmak arasında fark yok — sayabileceğim tek şey bilgisayarın gözümü daha çok yorması ama konumuz bu değil. İşte, bu soruyu soranlar veya soramayıp aklından geçirenler için fırsat buldukça kendi yaptıklarımı paylaşıyor ve “ilham” olmasa bile en azından fikir vermesini umuyorum. Ajanda ve günlük kullanımı tüyoları yeni bir şeyler keşfettikçe, farklı şeyler denedikçe de devam edecek yani!

Nereye, ne yazıyorum kısmına gelmeden önce de birkaç şey söylemek istiyorum. Bunlardan ilki şu: ben ajandamı ve günlüğümü aynı defterde tutmuyorum, tutmam ve tutmayacağım. Nedenini de videoda da açıklıyorum ama kitap kulübümüzün de üyelerinden, en sevdiğim kadınlardan canım Pınar Bacı videoya yorum yaparken benden daha iyi açıkladı: “günlük zihnimizi arındırdığımız yer, ajanda ise gerçek hayatla yüzleştiğimiz yer.”

Bununla birlikte bir önemli uyarım daha var: farklı sistemleri, yöntemleri denerken gözünüze güzel görünen veya “aaa bu iyi fikirmiş!” dedirteni değil, sizi rahat ettireni seçin. Ajanda ve günlük kullanımı söz konusu olduğunda bir şey güzel gözükse de veya dünyanın en iyi fikri de olsa sizi kendine çekmiyorsa, dönüp güncellemeye, kurcalamaya itmiyorsa o size göre değildir — ben de şimdiye kadar ne şahane defterler, ajandalar denedim de olmadı mesela.

O zaman şimdi başlayalım…

günlük kullanımı ajanda kullanımı çalışma masası hobonichi weeks planlayıcı zimlicious

Home office masam

Ajanda Kullanımı

Pınar’ın şahane bir şekilde belirttiği gibi ajandam, zihnimi günlük olarak arındırdığım yer. İçine ne mi yazıyorum? Haftalık/günlük iş listelerim yani yapmam gereken şeyler ilk sırada. Bunlar hem günlük işimle hem de kişisel hayatımla ilgili şeyler. Örneğin, iş için gitmem gereken toplantılar, yazmam gereken bültenlerin deadline’ları, doktor randevularım, arkadaşlarımla olan randevularım, o hafta hatırlamam gereken şeyler (mesela, “Perşembe günü saat 3’te çamaşır makinesini tamire gelecekler), hangi gün video çekeceğim, hangi gün editleyeceğim, o hafta hangi videoyu yayınlayacağım, Instagram’a ne koyuyorum, hangi kitabı okuyorum, vs. bunların hepsi ajandamda.

Bunların yanı sıra ruh hastası biri olarak ruh halimi de aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz takip tablosuyla haftalık olarak takip etmeye çalışıyorum mesela. Unutkan bir insan olduğum için her gün ilaçlarımı aldım mı almadım mı onu da bir yere not ediyorum ajandamın içinde. Bu “highlights” kısmını da mesela diğer YouTuber’larda, ajanda sayfalarını paylaşanlarda görmüştüm ve hoşuma gitmişti. Denedim, baktım yapıyorum, hoşuma da gidiyor, devam ettim ben de.

Günlük Kullanımı

Günlüklerim de, yine Pınar’ın şahane bir şekilde açıkladığı gibi gerçek hayatla yüzleştiğim yer. Günlüğüme genellikle akşamları dizi/film izlerken, yavaş yavaş yazıyorum. Sayfaları süslemek mesela bana kafamı toparlamak ve aklımdaki konular üzerinde düşünmek için zaman veriyor yazmaya başlamadan önce. Günlük kullanımı o kadar kişiye özel ve o kadar yalnızlık içeren bir eylem ki benim gibi çıkıp paylaşmasanız kim, nereden bilecek ne yaptığınızı. O nedenle günlük kullanımı söz konusu olduğunda da size ne iyi hissettiriyorsa ve defterinizi tekrar tekrar açmaya itiyorsa onu yapın derim ben. Ben mesela süsleme kısmında farklı farklı formatlar deniyorum. Bu aşağıdaki çok hoşuma gitti mesela ama her zaman aynısını yapmaya üşendiğimden yapmıyorum; yapmak istediğimde orada var zaten, ona baka baka yaparım.

günlük kullanımı defter süsleme zimlicious

Defterelere ne yazıyorum kısmında gelirsek… Bunun kısa yanıtı: o gün kafamda olan her şey. Birinin yaptığı veya söylediği bir şey çok hoşuma gitti ve beni mutlu etti, onu da yazıyorum. Markette teyzenin birine mi sinirlendim? Onu da yazıyorum. Okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, diziler, belgeseller hakkında aklımdan geçenleri yazıyorum. Gördüğüm rüyaları (hatırlarsam eğer) günlüğüme yazarak çözmeye, anlamlandırmaya çalışıyorum. “Şunları yapmam lazım” listesi yapıyorum ama bunlar ajandamdan farklı olarak “kendine çiçek al” veya “erken yatmaya çalış” gibi şeyler oluyor. Yine okuduğum veya izlediğim şeylerden beğendiğim alıntıları yazıyorum. Her ay yaptığım “anılar” sayfama şöyle bir baktığımda o ay neler olduğunu hatırlatacak notlar düşüp, ıvır zıvırlar yapıştırıyorum (bunlar kahve paketi de olabilir, birinin bana yolladığı bir kart da, fotoğraf da). Çok yorgunsam ama yazmadan rahat edemeyeceksem de “bugün şunları yaptım” diye günlük tuttuğumda oluyor. Sonuç olarak günlük tutmak, en azından benim için, kendi anılarımı biriktirmek, kendimi çözmeye çalışmak için yaptığım bir şey ve edebi eser yaratmaya çalışmıyorum. Uzun süre sonra dönüp okuyunca anlayabileceğim seviyede yazabiliyorsam yeter de artar bile.

Daha fazla defter, kalem, yazı muhabbeti için buraya tıklayabilirsiniz. YouTube kanalıma da abone olun bence 🙂