Menu
Müzik

AMY – Büyük sesli kızın kısa hayatı

Amy Winehouse’un öldüğünü duyduğumda aklımdan sık sık geçen cümlelerden biri “bu kız benimle yaşıt” oldu. O, alkol zehirlenmesi ile Brian Jones, Jimi Hendrix, Janis Japlin, Jim Morrison ve Kurt Cobain’in de bulunduğu “27 Club”a girerken, ben giderek nefret ettiğim bir işte çalışıyor ve bir çıkış yolu aramaya çalışıyordum. Yaşımızın dışındaki tek ortak noktamız, onun ciğerinden kopan şarkıların benimkinde çınlamasıydı.

amy_web

İtiraf: epey bir uzak durdum AMY filminden. Michael Jackson’ın This Is It’i izlerken salya sümük geberdiğimden dolayı AMY’yi izlemek için önceden kendimi hazırlamam gerektiğini tahmin ediyordum. Kardeşim indirip de başlatınca izledik beraber. Beklediğim gibi öyle ağlamalı-zırlamalı olmadı benim için; daha çok sinirlenirken buldum kendimi. Neden derseniz…

AMY’nin travmalarından biri, AMY henüz ergenken babası Mitch’in aileyi terk etmesi. Filmde de gördüğümüz gibi AMY daha bu yıllarda bile içki ve sigaranın yanı sıra otu da abartan bir ergen. Yani ileride bu konularda sorun yaşayacağı baştan belliymiş ama işte insanın ailesi sorunları görmezden gelince bunun önlemi alınamıyor demek ki. Babası ortalıkta yok, o ayrı, ama eskiden beri gelen yeme bozukluklarına da annesi tepkisiz kalmış (ki kadın bunu filmde kendisi söylüyor, ben uydurmuyorum).

Tüm bunların üzerinde AMY ünlenmeye ve tabii para kazanmaya başladığında babası bir anda yeniden ortaya çıkıyor ve kariyerine müdahale etmeye başlıyor. Bunun tek iyi yanı, AMY’nin ‘Rehab’i yazmasını sağlamış olması ama gözünü para karartmış bir şekilde kızına “turne sözün var, rehabe gitmene gerek yok” diye baskı yapmış olmasaydı belki de AMY hala aramızda olurdu. Allahtan aile açısından şanssız olsa da kendisini çok seven yakın arkadaşları varmış AMY’nin; onlar da olmasa kim bilir daha belki hak ettiği şöhreti bile yaşayamadan hayata gözlerini yumabilirdi.

amy

Filmin bazı kısımlarında, özellikle AMY’nin eşi Blake’le uyuşturucu olayını iyice abarttığı zamanlarda bazı sunucuların, vs.’lerin onun hakkında yaptığı şakalar vardı mesela: “AMY sarhoştur şimdi; uyandırın da ödülünü alsın” kafalarında. Bir kez daha gördüm ki insanlar gerçekten çok ama çok acımasız olabiliyor. Hatırlıyorum da 2007’de Philadelphia’da gideceğimiz konseri iptal olduğunda inanılmaz olay olmuştu, “içmekten kafasını kaldıramadığı için konser iptal ediyor, o kadar para verdik” gibilerinden. Belli ki bir sorun var işte ulan! Daha önce pek çok kez de değindiğim gibi, insanların sorunları gözle görülür, fiziksel olmadığında sanki numara yapıyorlarmış, dikkat çekmeye çalışıyorlarmış gibi geliyor diğer insanlara. Halbuki inanın içinizde yanan acılar dışınızdakilerden çok ama çok daha can yakıyor ve AMY’ninki gibi sonu ölüme kadar gidebiliyor.

Bunu en iyi Russell Brand anlatmıştı. Olur da okumak isteyen varsa AMY’nin ölümünün ardından yazdığı yazıyı The Guardian’da okuyabilir.

]]>

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.