Menu
Kitap Yorumu

Aşk Hipotezi : ‘RomCom’ var dediler geldik

aşk hipotezi yorum ali hazelwood zimlicious kitap blogu

Şimdi GoodReads’ime bir baktım da bu ay kitap sayısı açısından okuma konusunda kendim aşmışım; bu yazının yayınlandığı gün itibariyle dokuz kitap ile aylık ortalamamın hayli üstündeyim. Bunu başarmamın ana sebebini paylaşacak kadar dürüst ve samimi bir blogger olduğumu da biliyorsundur sevgili okur: okuduklarımın yarısından fazlası çocuk kitabıydı. Hiçbir şey okumazsam delirebilirmişim gibi geldiği için beynimin ve ruhumun ekstra zorlandığı dönemlerde genelde çocuk kitaplarına sığınıyorum. Aşk Hipotezi de yine zorlu dönemlere iyi gelir, bu sıralar kolay okunur umuduyla adından çok söz ettiren bir “romantik komedi” olduğu için dikkatimi çekti. RomCom aşkım da meşhurdur hani…

İyi geldi mi? Kötü gelmedi. Genel itibariyle sevdiğim, “yok artık!” dedirten yerleri bile sevimliliği, sıcaklığı ve kıkırdatan (ya da sözleri doldurtan) karakterleriyle batmayan romantik komedilere benzeyen bir hikâye. Sahte, oğlanla kızın bir şekilde “sevgiliymiş” gibi yaptığı ve sonradan yalanın aşka dönüştüğü hepimiz hakimiz, değil mi? Hayır diyen yalancıdır bence. Aşk Hipotezi kitabında da yine aynı böyle bir durum var, ilişkinin başlangıcı da gelişimi kadar absürd. Ana karakter kızımız Olive de kendinden önce gelenler kadar şapşal, ‘sahte aşkı’ Adam da yine kendinden önce kalanlar kadar donuk ve sevilmeyen ama aslında içi minnoşumsu bir tip. Sevimli mi sevimli yan karakterler, nasıl biteceğinizden emin olsanız da “amanın ayrı mı düşecek?” hissini vermeye çalışan olaylar, eğlenceli diyaloglar… Hepsi yerli yerinde. Ancak ben kitaba 2.5 yıldız verdim ve 3’e yuvarlamaya elim gitmedi çünkü gerçekten taktığım ve sinirimi bozan çok yer oldu.

Aşk Hipotezi : Simay’a göre artılarıaşk hipotezi kitap kapak

Odağında bilim insanlarının olduğu bir romantik komedi hatırlamıyorum. Aşk Hipotezi kitabının büyük bir kısmı Stanford Üniversitesi’nde, bilim alanında çalışan doktora öğrencileri, akademisyenler, profesörler, vs. arasında geçiyor. Yazar Ali Hazelwood, bu dünyayı bildiği için onu anlattığını da açık açık her yerde söylemiş zaten; bir nevi bildiğini yazmış yani kadın, iyi de yapmış. Çoğu üstü kapalı ve sırf geçirmek istediği için geçirmiş gibi gelse de önemli konulara da değinmiş. Mesela:

  • Bu alandaki kadınların sayısı erkeklerden daha az ve bu yüzden ekstra zorluk çekiyorlar. Laboratuvarda tek kadın olduğu için mesela medium boy eldiven alınmıyor ve Olive’in kankası Anh gelip ondan eldiven ödünç almak zorunda kalıyor.
  • Sırf sevgilisi yaptığı çalışmaya laf etti diye adamın biri çıkıp kadına “ama sen de ona bir şey demiyorsun” diye rahat rahat carlayabiliyor. Aşk başka, iş başka kardeşim!
  • Akademik dünyada çok fazla mobbing var gibi (bunu açık açık söylememiş ama kitaptaki olaylardan ben kendim bu kanıya vardım şahsen).
  • Akademi aynı zamanda yaşlı, beyaz erkek ağırlıklı bir yer. Olive’in danışmanı (o da kadın bu arada), kızın sunum stresini azaltmak umuduyla ona şu tavsiyede bulunuyor: “Sıradan bir beyaz adamın özgüvenli duruşunu sergile.”
  • Tacizci pislikler her yerdeler.

Buna ek olarak Hazelwood akademinin aynı zamanda farklı uyruklar, vs.’lerden oluşan bir yer olduğunu da göstermiş. Olive’in danışmanın ismi Ayşegül Aslan mesela. Ev arkadaşlarından biri olan Malcolm da gay bir erkek ve yine gay bir profesör de var hikayede. Çeşitlilik sağlamak için böyle şeyler de serpiştirmiş aralara Hazelwood.

Simay’ı sinirlendiren eksiler

Spoiler vermek hiç huyum değildir, bilen bilir ama Aşk Hipotezi kitabının beni hafiften sinirlendiren kısımlarına geçmeden önce bir uyarıda bulunmak istiyorum: AŞAĞIDAKİ BÖLÜMDE SPOILER OLABİLİR. Çünkü ne yazık ki sinirlendiğim bazı noktalar için spoiler vermeden derdimi anlatabilmem mümkün değil.

  1. Minnoş kızlarımızın “huysuz, karanlık, gıcık” vs. tiplere tutuluvermesi kurgusuna ne zaman topluca isyan edeceğiz? Tamam, Adam’ın sonradan iyi bir adam olduğunu gördük ama yani…
  2. Kitapta Adam 34, Olive 26 yaşında. Adam’ın yaşını pek sorgulamadım açıkçası ama Olive karakterini okurken sürekli “15 yaşındaki insanlar doktora yapabiliyor mu?” diye düşünmeden edemedim. 20’li yaşlarının ikinci yarısında değil, bildiğiniz ergen bir karakter – ki çoğu arkadaşım “Simay aslında 5 yaşında tabii” diye dalga geçse de Olive’inki başka türlü, sinir bozucu bir ergenlik.
  3. Yaşa gelmişken… Bana dünya saçması gelen bir ayrıntı da var kitapta. İlk karşılaşmalarında Olive lensleriyle sorun yaşadığı için Adam’ı tam göremiyor ama adam bunu net görmüş, o anda da ona tutulmuş. Sonra bir bakıyoruz ki meğersem YILLARDIR kıza hastaymış ama ancak bu sahte ilişki muhabbetine evet demesiyle harekete geçmiş oluyor. He, bir de bu yıllar boyunca kızdan sürekli kankasına bahsetmiş durmuş. Hatta kitabın sonlarında “şöyle bir günde şu piknikte şunu yapmıştın” falan da diyor; bildiğiniz uzaktan izlemiş yani. İlk sorum: Yaş kaç? Madem o kadar vuruldun, bir kahve içelim deyiverseydin. İkinci sorum: Uzaktan uzaktan izlemek de sapıkça, stalker’lık hareketi değil mi ya? Ay!
  4. Bu tür kitaplarda seks sahneleri çoğu zaman beni gülme krizine sokuyor çünkü yoldan geçen rastgele birinin dudaklarına yapışıp sonra “hadi sevgili taklidi yapalım” demekten bile daha absürd oluyorlar. Ancak en çok sinirimi bozan olay işler oralara geldiğinde Adam’ın “ama yanımda bir şey yok” diyerek itiraz etmeye çalışmasına rağmen Olive’in “doğum kontrol hapı kullanıyorum zaten” deyip, üstüne bir de adama “içim olur canım” demesiydi. Hele ki ilk kez birlikte olunacak biri söz konusu olduğunda korunmasız seksi OK bir şey gibi göstermeseniz keşke! Neredeyse ağzıma kusmama neden olan başka muhabbetler de vardı bu kısımlarda ama bu yazıyı pornoya çevirmek istemiyorum.

Bu bahsettiğim dört temel negatif sonrasında kitabı bitirip kapağını kapatınca da ismine takıldım: Aşk Hipotezi. Aşk için sunduğu hipotez tam olarak neydi, ben anlamadım. Başka hipotez kelimesinin tanımını yaparken verdiği örnek miydi acaba? Her bölümün başında farklı, hatta farklı konularda bir hipotez var çünkü.

Gördüğüm kadarıyla Aşk Hipotezi aynı zamanda da serinin ismiymiş, hatta Love on the Brain isimli ikinci kitabı bu yıl Ağustos ayında çıkacakmış. Ben bu seriyi tam bu noktada, “bu da böyle bir anımdı” diyerek bırakacağım açıkçası. Sevenlerine mani olmayayım.

5 yıldız verdiğim kitaplara buradan ulaşabilirsiniz olur da merak ederseniz.