Menu
Kitap Yorumu

Besni Dost ile hayatın içinden büyülü gerçekçilik: Şeş U Yek

Bana e-posta göndermeseydi tanışamayabilirdim Besni Dost ile. “Size kitabımı gönderebilir miyim?” diye iletişime geçen yazarlara önce kitaplarının ne hakkında olduğunu, beni nasıl bir hikâyenin beklediğini soruyorum. Çünkü ben kendim için, keyif için okuyorum ve ilgimi çekmeyeceğini düşündüğüm bir şeyle kendi vaktimi de karşımdakinin vaktini de harcamak istemiyorum. Besni Dost ile de e-posta üzerinden sohbetimiz böyle başladı ama diğerlerinden farklı olarak “O halde yazdığım romanı biraz tanıtayım” cümlesinin devamında gelen paragraf zaten başlı başına roman olabilecek gibiydi! E bir de aynı paragrafta “büyülü gerçekçilik” ifadesini görünce (ki en sevdiğimdir, takip edenler bilir) meraklanmamak tabii ki elde değil.

Diğer yandan da büyülü gerçekçiliği Gabriel Garcia Marquez ile tanımış ve sevmiş bir okur olduğum gerçeği de var: benzer hisleri verecek, benzer tarza sahip roman arayışımda da çoğu zaman hayal kırıklığına uğramışlığım ve “büyülü gerçekçilik” ifadesinin tanıtım yazısında geçtiğini görünce “ne olduğunu biliyorlar mı da böyle yazıyorlar acaba?” diye bol bol ukalalık etmişliğim de var. E bir de doğru kitabın doğru zamana, doğru ruha hale denk gelmesi durumunda hissettiklerinizin tersi bir duruma göre daha farklı olacağı gerçeği de var… Sağ olsun Besni Dost hemen yollamış kitabı ama o gelene kadar ben ani bir kararla bir ay ailemin yanına, güneye gittim. Yol yorgunu, migrenli dönüşümün ertesi sabahı kardeşimin kenara ayırdığı paketi açıp içinde bir de elle yazılmış mektup gördüğümde değmeyin keyfime! E bir çırpıda okudum bitirdim tabii. Buraya kadar sizi baydıysam bari şu cümleyi okuyup kapatın sayfayı: bence siz de okuyun!

besni dost şeş u yek kitap

Besni Dost zamansız, büyülü bir dünya yaratmış

Yazar Besni Dost, ‘oldukça enteresan bir Anadolu kasabası’nda doğup büyümüş. Spoiler’lardan nefret ettiğim için tabii ki sormadım çünkü içimden bir ses kitapta o kasabaya dair pek çok şey bulacağımı söyledi daha en baştan. Ve buldum da. Meraklı bir insan olduğumdan (“Cesur” isimli karakterin tam tersiyim yani bu konuda) sonrasında arayıp buldum da neresi olabileceğini ama bana sorarsanız tam neresi olduğu gerçekten önemsiz; Anadolu’da bir kasaba olduğunu bilmeniz yeterli çünkü yerin büyüsü aslında içinde yaşayan naif insanlardan, onların inançlarından ve neye nasıl tepki verdiklerinden geliyor.

“Sanırım bir şeyin mucize olarak adlandırılması için gerçekten yaşanmaması veya kimseciklerin şahit olmaması gerekiyor!”

Sayfa 12-13

Hiç ile yeteri kadar arasında yaşamaya mecbur bırakılmış olanlar

Mesela, hemen her şeyden korkan, ismi ironik bir şekilde Cesur olan genç adamın karşısına bir gün bir keşiş çıkıyor ve parmağıyla onu işaret edip, “Sen, bin kişinin katili” diyor. Biz böyle bir şeye denk gelsek “olur mu hiç canım” der, geçer gideriz yüksek ihtimalle ama Besni Dost kaleminden çıkan bu hikâyede o iş böyle sonuçlanmıyor: bütün kasaba keşişe inanarak harekete geçiyor ve kitabın geri kalanında tanıştığımız karakterleri hikâyeleri de bir şekilde Cesur’un katil ilan edilmesine ve diğerlerinin de buna inanmasına bağlanıyor.

“Evham ile korkunun yan yana gelip de başa açmayacağı felaket tanımıyorum, bizim ailede de olan durum buymuş.”

Sayfa 8

Spoiler tabii ki vermeyeceğim; bir önceki paragrafta yazdığım kadarını zaten kitabın ilk üç sayfasında, Cesur’un ağzından okuyacaksınız. Devamında ise bu süreçte olaylara dâhil olan karakterlerin yaşadıklarına tanık olacaksınız; Cesur’un bir seri katil olduğuna inanan bu kadar insan varken peşini bırakacaklarını düşünmüyordunuz herhalde, değil mi? Yaşadıklarına tanık olduğumuz karakterler de öyle her yerde karşılaşabileceğiniz tipler de değil: âşık olduğu kız için her şeyi yapmayı göze alan bir cüce ve revani seven bir eşkıya var mesela. Bahsettiğim yaşananlar da öyle alışkın olacağınız, aklınıza gelecek türden değil. Mesela:

“Züleyha yıllar sonra “Kocamın hayaline âşık oldum, sağ eliyle nişanlandım, yarısıyla evlendim, çocuğunu da tamamından doğurdum” diyecekti.”

sayfa 81

Besni Dost Şeş U Yek ile bana korkunun ecele faydası olmadığını, aklın yolunun bir olduğunu ve bu yolun nasıl şekillendiğinin her zaman mantıklı bir açıklaması olmadığını, dışarıdan soğuk, sert ve güçlü görünenlerin de aslen duygusal ve düşünceli olabileceğini; en şanssız hissettiğiniz anlarda bile aslında şanslı olabileceğinizi gösterdi. Bildiğiniz ve sevdiğiniz yazar ve düşünürlere de eğlenceli bir şekilde göndermeler yapan Şeş U Yek’in devamı da gelecek; hatta üçleme olduğundan iki kitap daha var yolda. Olmasaydı da ortalığı birbirine katabilirdim çünkü öyle bir yerde bitiyor ki kim bilir daha neler olacak!

Kitabı kitapkoala.com’dan alıp hayvan dostlarımıza da katkıda bulunabilirsiniz.

4 Comments

  • okurix
    17 Ağustos 2020 at 13:11

    Kitaptaki ilginç karakterler bana bir parça Murat Menteş kitaplarını hatırlattı. 🙂 Konusu da çok hoşuma gitti.

    ”Sanırım bir şeyin mucize olarak adlandırılması için gerçekten yaşanmaması veya kimseciklerin şahit olmaması gerekiyor!”
    Bu alıntıya bayıldım.

    Reply
    • Simay Yıldız
      18 Ağustos 2020 at 15:27

      Murat Menteş hiç okumadım ama merak ettim bu yorum sonrasında. Bakacağım 🙂

      Reply
      • Okurix
        18 Ağustos 2020 at 18:37

        Absürt karakterler ve nükteli sözleriyle okuması eğlenceli. Kurgularinin biraz karışık olduğunu kabul ediyorum ama son kitabı hayal kırıklığı olsa da hala benim en sevdiğim yazarlardan.
        Ruhi Mücerret – Yüz yaşında bir savaş gazisi ve bir beden egitimj öğretmeni
        Dublörün Dilemması – Zeki kurnaz ve birbirinden ilginç hikayeler uyduran bir albino
        Korkma Ben Varım – Bunu nasıl anlatacağımı bile bilmiyorum. 😂

        Bir kaç alıntı bırakayım;
        Kuşlar göğü terketmiş. Onlarda bizim gibi canlarını kurtarmak için kafeslere sığınmış olmalılar.
        İnsan kendi samimiyetinin altını çizmeye kalkıştı mı, ister istemez üstünü de çiziyor.
        Soru cevabı cezb eder, hakikati değil.
        Belki de bir yolunu bulup Çırağan Sarayını kundaklamalıydım. Biraz neşelenmek kederli hortlakların da hakkıydı.

        Sanırım Instagramda en çok alıntı paylaştığım kitaplar Murat Menteş e ait.

        Reply
        • Simay Yıldız
          21 Ağustos 2020 at 17:37

          İlk fırsatta bakacağım; teşekkürler! 🙂

          Reply

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.