Genel

Bir Lord Archer'ım olsun, isterse taştan olsun!

 

Çok yakın arkadaşım Kathy, ‘Paranormal Romance’ (PNR) türünün uzmanıdır. Şimdiye kadar bu türde okuduğum ve sevdiğim tüm kitaplardan sorumludur. Son zamanlarda bu taraklarda bezi olmayan Hannah isimli arkadaşımızı da PNR delisi yaptı. Darkest London serisinin ilk kitabı Firelight‘ı okumam gerektiğini Hannah’dan duyunca da düşünmeden başladım kitaba. İyi yaptım çünkü gerçekten türünün diğer örneklerine çok benzemeyen, her yönden insanı merakta bırakan ve heyecanlandıran bir hikayesi var. Kötü yaptım çünkü serinin ikinci kitabı bu yıl Ağustos ayında çıkacak. Tamam, Ağustos çok uzak değil ama onu da okuyup bitirince ne yapacağız?
Bunları düşünüp üzülmeye fırsatımız olmadan gelelim kitabın konusuna. Miranda Ellis ve Lord Benjamin Archer’ın hikayesi 1881 yılının Londrasında geçiyor. Kitabı okumadan önce edindiğim bilgi bununla sınırlıydı ve bu bana yetti şahsen. PNR türü kitapların çoğunda olduğu gibi erkek kahramanımızın da, kadın kahramanımızın da doğaüstü güçleri var. Miranda’nınki ateşle ilgili, kitabın kapağından da anlayacağınız gibi. Lord Archer’ınkini ise söylemeyeceğim çünkü okurken merak etmenin tadı başka oluyor. Ki emin olun uzun süre merakta kalacaksınız.
Kitapta her türden bol bol aksiyon var. En sevdiğim yanı ise zorluklarla savaşma kısımlarının ayrıntılı bir şekilde anlatılmasıydı. Çoğu kitaptaki gibi ‘e bu de oldu da bitti, hadi aşık olduk biz’ tarzında gelişmiyor olaylar. Aralara serpiştirilmiş küçük ipuçları olsa da kitabın büyük sırrı sonuna kadar büyüsünü koruyor. Ve sonuçta aklınıza gelmeyecek bir yerden olaylar çözümleniyor. 
Ben özellikle bu tür kitapları okurken kafamda istediğim adamı canlandırıyorum ana karakter olarak (son zamanlarda genellikle Charlie Hunnam oluyor bu, olur da merak eden varsa). Özellikle İtalyan erkeklerini beğenenler Lord Archer’ı her şeyiyle beğenecekler bence. Kendisi sırrını saklamak için uzun bir süre maskeyle dolaşıyor ve insan ‘ne var o maskenin altında göster artık tak etti canıma!’ diye isyan ederken buluyor kendini.
Bu türe aşina olmayanlar ne düşünürler bilemem ancak PNR seviyorsanız, bu kitabı da severek okuyacağınıza inanıyorum. Ancak benim gibi yapmayın; zamanınız bolken bir seferde okuyun yoksa ‘bundan sonra ne olacak?’ diye düşünüp duruyorsunuz.
Serinin bir sonraki kitabı Moonglow olacak. Miranda ve Lord Archer’ın hikayesi Firelight‘la birlikte sonlandığı için Moonglow‘da farklı ana karakterler olacak. Ancak bu yeni karakterler de Miranda ve Archer’a yakın olduğu için onları da arada görebileceğimizi düşünüyorum.
Bu kitapların Türkçe çevirileri yapılır mı onu da merak ediyorum.
 
]]>

You Might Also Like

2 Comments

  • Reply
    kitap eylemcisi
    13 Nisan 2012 at 18:14

    severim ben de bu tür kitapları ama ne zamandır okuma fırsatım olmadı , bakmak lazım:)

    • Reply
      Simay
      13 Nisan 2012 at 21:48

      Bu türün en sevmediğim yanı içinden ne çıkacağını kestirememem. Bazıları böyle iyi oluyor, bazılarıysa zaman kaybı gibi geliyor.

Leave a Reply