Menu
Kitap Yorumu

Bir Şey Olduğu Yok – yoksa var mı?

bir şey olduğu yok kitap yorum zimlicious kitap blogu

Kevin Wilson ile 2013 yılında, Fang Ailesi vesilesiyle tanışmıştım. “Hayatımda okuduğum en iyi kitap” diyeceklerimden değildi ama gerçekten de Addams Ailesi’nden sonra tanıştığım en tuhaf ailelerden biriyle buluşturmuştu beni. Okur Sohbetleri podcast’inin dinleyicilerindenseniz biliyorsunuzdur, ruh hastalarını ve tuhaf karakterleri pek bir severim. Kevin Wilson da böyle radarıma girmişti ve Bir Şey Olduğu Yok kitabıyla da yine karşımıza tuhaf karakterler sunarak bu yöndeki beklentileri karşılıyor.

Kitap kulübümde bir kişi bir ay için iki seçenek sunuyor ve hep birlikte ikisinden biri için oy kullanıyoruz. Benim Ocak ayı için sunduğum iki seçenek arasından en çok oyu alan kitaptı Bir Şey Olduğu Yok – çıkar çıkmaz almıştım ve sevdiğim kadınlarla birlikte okumanın daha keyifli olacağını düşünerek hemen sunduğum seçenekler arasına sokaladım tabii. Ay sonundaki buluşmamızda hepimiz kitap hakkında benzer fikirlere ve hislere sahiptik. Genel his şu: hayatınızı değiştirecek, derinden etkileyecek, edebiyat harikası bir kitap beklemeyin. Ancak kafa dağıtmak için bir şeyler okuyayım diyorsanız ve hem hafiften tuhaf hem de sevimli bir hikaye arıyorsanız (ki bazı yerlerinde ben şahsen yüksek sesle güldüm de okurken) bu kitaba bir şans verebilirsiniz.

Bir şey olduğu yok diye geçiştiriyorlar ama yangın var, yangın!

Kitabın açıklamasında ve hatta kapak görselinde bile yer aldığından bu artık spoiler olmuyor: Lillian, eski arkadaşı Madison’ın üver çocukları olan ikizlerine bakıcılık yapmayı kabul ediyor. “Bir şey olduğu yok” dedikleri de ikizler kızıp üzülünce alev alıyorlar. Gerçekten, alev alıyorlar. Kendilerine zarar vermeyen ama etraflarında ne varsa yakıp yıkan, korkutucu ve bir o kadar da göz alıcı alevler. Bunun dışında baktığınızda tanıdığınız, etrafınızda gördüğünüz diğer çocuklar gibiler: oyun oynamayı, kitap okumayı, abur cubur yemeyi seviyor, kendileriyle ilgilenilmesini ve sevilmeyi istiyorlar. Ama alev alıyorlar işte, ne yaparsın…

bir şey olduğu yok kitap kapakŞanslarına da karşılarına hayattan halihazırda bezmiş, kaybedecek bir şeyi olmadığını düşünen, pek çok şeye sarkastik bir şekilde, alayla ve bol küfürle yaklaşan Lillan çıkıyor. Tahmin edebileceğiniz ve yüksek ihtimalle de bekleyeceğiniz gibi çocukları tanırken, keşfederken ve bu yanma sorununa çözüm bulmaya çalışırken o da bir bakıma hayatı yeniden keşfedip, kendine tutunacak bir (pardon, iki) dal buluyor.

Sanırım Wilson’ın sevdiğim yanlarından biri hem Fang Ailesi hem de Bir Şey Olduğu Yok kitaplarında yaptığı gibi aslında bildiğimiz olayları ve hisleri üstlerine hafiften (bazen de aşırı bir şekilde) absürdlük serpiştirerek ele alması. Okurken hem unutmuş olabileceğimiz bazı şeyleri tekrar hatırlıyor hem de bunu yaparken anlatılanlar bize dikte ediliyormuş gibi hissetmediğimiz gibi eğleniyor ve yer yer yüksek sesle gülüyoruz da. Özellikle sinir başta olmak üzere farklı farklı hisler sebebiyle içten içten sürekli yanan bir insan olarak ben de bunun dışa vuruyor olabilmesini diledim kitabı okurken; yakmak istediğim insanlar listem de çoktan hazır ama tabii ki o bende saklı kalacak!

Tanıtım Yazısı

Lillian ve Madison’ın yatılı okulda başlayan beklenmedik dostlukları, Lillian’ın olaylı bir şekilde okulu terk etmesiyle mektuplara kalmıştı. Ta ki yıllar sonra yine bir mektupla gelen yardım çağrısına kadar.
Madison, Lillian’dan üvey ikizlerine bakıcılık yapmasını istiyor. Ama bir detay var: İkizler kızıp üzülünce alev alıyorlar. Gerçekten, alev alıyorlar. Kendilerine zarar vermeyen ama etraflarında ne varsa yakıp yıkan, korkutucu ve bir o kadar da göz alıcı alevler.
Bocalamakla geçen hayatında kaybedecek pek de bir şeyi olmayan Lillian, yazı çocuklarla geçirmeyi kabul ediyor. Üçü artık birbirlerine güvenmeyi, başkalarını umursamamayı –ve Madison’ın politikacı kocasından uzak durmayı– öğrenmek zorundalar. Peki ama Lillian gece uykusunda bile onlar yüzünden yanabileceği gerçeğiyle ne yapacak? Bir an önce onlardan uzaklaşmanın yollarını mı arayacak yoksa bu tuhaf güzellikteki çocuklarla el ele verip dünyanın karşısına mı dikilecek?
Birbirlerini anlamaya, dünyadaki küçük yerlerini bulmaya çalışan sıra dışı karakterlerin buluştuğu bu tuhaf, yumuşak ve eğlenceli roman, Kevin Wilson’ın olağanüstü ile olağanı aşılamadaki muazzam becerisini bir kez daha doğruluyor.

“Bu kitabın güzelliğini aklım almıyor. Her şeyiyle özgün, bir o kadar da muhteşem.” Taffy Brodesser-Akner, New York Times

“Benzerini okumuştum diyeceğiniz tek bir satır yok. O kadar taze bir ses.” Entertainment Weekly