Menu
Genel

Book Review: Mémoires d'un jeune homme dérangé by Frédéric Beigbeder

Don’t get fooled by the title: I do not speak French at all, but I couldn’t find any English info on this book. Needless to say, I read the Turkish translation. Anyway…
I liked it, but I wasn’t impressed by it. It’s about a guy (I’m guessing in his late 20s, it never says) who lives in Paris and parties like crazy with his group of friends. And then he falls in love. That’s really the summary of the book. 
I quite enjoyed the cultural references in it, but at the same time I felt like they were a bit too much. Having to read footnotes in the middle of a paragraph is never too much fun. And you don’t refer to them because you don’t know what they’ll say, you feel the need to refer to them just to make sure you’re correct. 
By the way, I just looked at the description of the book from the Turkish publisher’s website, and it says the main character, Marc Maronnier, is almost 30. And yeah, this is the little story of him going from party boy to the man in love. 
On the back, the author has a note for Turkish readers, asking them to excuse him if the book is “young and stupid, just like [he] was back in 1990.” It is very much that way, kind of all over the place. One minute they’re in Paris, next minute they go to Italy (was it Italy?) to party, and the next minute he’s at home and his ex has left, taking all his furniture but leaving his cat. He does have some funny remarks about social situations, though, so the book is rather fun if you’re looking for a quick, not too serious read.
Marc Maronnier, Paris’te çalışan, otuzuna merdiven dayamış, konforu yerinde, ama sefih bir hayat süren bir reklamcıdır. Herkes tarafından tanınıyor, partilere davet ediliyor ve sayılıyor. Paris’te, bulaşıcı neşesi ve kıvrak zekâsıyla onsuz bir parti düzenlemek kimsenin aklından geçmiyor.
Ama şu işe bakın ki, 1990 yılının güzel bir günü Marc âşık oluyor. Dört yıl sonra evleneceği, mavi gözlü, yumuşak başlı, esmer güzeli Anne, hayatının kadını oluyor. Ama evlendikten sonra aşkın ömrünün üç yıl sürdüğünü anlıyor. Deliler gibi sevdiği karısından yavaş yavaş soğuyarak “komşunun tavuğuna bakmaya” başlıyor. En sonunda da bu tavuklardan birinin dayanılmaz cazibesine kapılarak, yıkıcı ve imkânsız bir ikili ilişkiye giriyor. İki âşık da genç evliler, eşleri onlara hâlâ tutkuyla bağlı, ama onlar, hayatın tek bir insanla paylaşılmak için çok kısa ve basit olduğuna inanıyorlar. Tabiî ki Marc’ın karısı bir sabah sevgili kocacığının kendisini aldattığını fark ediyor. Kavgalar, gözyaşları, acı sözler ve boşanma, bu otuz aylık çılgın tutkuya noktayı koyuyor. Marc bunun üzerine sonu gelmeyecek gibi görünen bir sefahate gömülüyor. Alkol, uyuşturucu, uykusuz geceler, zevk kadınları; basit bir halatla değil, markası ünlü kravatlarla kendini asma isteği vb.
Frédéric Beigbeder sağlam bir anlatıyla temel ve modern sorunlara parmak basıyor. Aşk gece kulüplerinde eriyor mu? Örneğin Paris’te neden her üç evli çiftten ikisi nikâh törenini izleyen üç yıl içinde boşanıyor? Ve nihayet, ya yazar haklıysa, aşkın ömrü üç yılsa?..

 Yazarın Türk okurlarına mesajı: ”Sevgili Türk okurları, bu kitaba karşı hoşgörülü olun. Bu benim ilk romanım, sinir bozucu kusurlarla dolu, çalkalanan, her anlamda dans eden, sevimli, masum, kasıntı, içinde neşeli bir umutsuzluk taşıyan bir kitap. Genç ve salakken ben nasılsam öyle yani.”
Bunu dikkate alarak okuyun diyorum sadece.
]]>

2 Comments

  • Nihal
    28 Ocak 2011 at 12:19

    When did he became this phenomenal among Turkish readers so much so that he writes special notes to them? I once made a mistake and read his infamous book (aşkın ömrü üç yıldır) and found it very boyish and his writing style was (and if he is dazzled by his fame might still is) so-so quality. I thinjk he should be contained in France as an average skilled author but I guess some Turkish PR wizards like to shine his star to the stardom. I just wish they spend this energy for some other promising, skilled new authors than polishing good for nothing old ones.

    Reply
  • Alkolik_Man
    15 Şubat 2012 at 01:15

    Teşekkür ederiz (:

    Reply

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.