0
bozuk saat ırmak zileli on8 kitap zimlicious
Kitap Yorumu Projeler

Bozuk Saat, hadi bana şehirdeki hikâyeleri anlat!

27 Mayıs 2019

Yine bir itirafla başlıyorum: Irmak Zileli, tanıdığım, iyi bildiğim bir isim değil. Daha önce yazdığı kitapları okumadım; yalnızca ara ara ON8 Blog’da denk geldiğim öykülerini biraz hatırlıyorum. Bozuk Saat isimli kitabı da elime beklemediğim bir anda, beklemediğim bir şekilde geçti. ON8 Blog’da başlayan öykü macerasının devamı niteliğinde olduğunu görünce bir heyecanlandım. Hele ki kitabın arkasını okuduktan sonra daha bir heyecanlandım:

Korkunun durmuş bir saate faydası yoktu! Nabzına atladığım an, yeni bir öfke patladı kulaklarımızda. İlkini aratmayacak şiddetteydi. Hani suya daldığınız anda, dünyayla aranıza tül perde çekilmiş gibi olur ya, aynısı oldu. Sesler boğuldu, görüntüler bulanıklaşıp dans etmeye başladı. Üstelik, duran bir suyun değil, hareket eden, akan, durmadan akan, aktıkça bir şeylere çarpıp yolunu değiştiren, yeterli eğimi bulduğunda hızlanan bir suyun damarlarında yüzüyordum. Telaşlıydı. Öfkesi telaştandı. Arıyordu. Ama neyi?

Düşünsenize, bir şehrin meydanında (ki isim vermese de yüzde yüz eminim o şehrin İstanbul olduğundan) bir bozuk saat o insandan bu insanın nabzına atlayarak bir süreliğine onların yaşadıklarına, hissettiklerine tanık oluyor! Oldum olası “slice of life” diye anılan, birinin hayatının kısa bir sahnesini kurguymuş, karakter geliştirmekmiş, sorunlarmış mıncık mıncık kurcalamadan, sade bir dille anlatan öykülere bayılmışımdır. İşte Bozuk Saat de aynen bu tür öykülerden oluşuyor; hepsi birbirinden ayrı ayrı gözükürken, ortak noktaları yalnızca bu bozuk saat iken, sonunda da yine bu minnoş saat için bir araya geliyorlar.

bozuk saat kitap kapak

Bozuk Saat şu anda nabzınıza atlasa ne görürdü, hissederdi?      

Aşağı yukarı iki yüz yaşındaki bozuk saat, başkalarının duygularından etkileniyor. O anki duygusunu yüksek, normalden daha yoğun yaşayanları özellikle hissediyor ve nabızlarına tutunarak, onların hayatına bir süreliğine tanık oluyor. Ve tabii bunların hepsini bize oldukça yalın, sevimli, yer yer de duygu yüklü bir dille anlatıyor. Az önce de bahsettiğim gibi, bozuk saat onca yılın sonunda kendini hangi şehrin meydanında bulduğunu bize hiç söylemiyor ancak ben İstanbul’da, Taksim meydanında olduğundan adım gibi eminim. “Nasıl oluyor?” derseniz de cevabı çok basit: anlattığı hikâyeler ve tanık olduğu hayatlardan anladım tabii ki.

İstanbul’da birebir tanık olduğum, bazılarını yalnızca başkalarından duyduğum, bazılarının aklımın ucundan bile geçmeyeceği hikâyelerini toplamış Irmak Zileli Bozuk Saat isimli kitabında. İçinde neler var derseniz:

  • Parkı yıkmaya çalışan buldozere direnen Kıymet Teyze,
  • 90’lardaki zorunlu siyasi göç sırasında hayatının aşkını, “seni hala seviyorum” bile diyemeden kaybeden bir kadın,
  • Arama emri kapsamında genç bir kızın özel eşyalarının olduğu çekmeceleri utana utana karıştırmak durumunda kalan genç bir polis,
  • Kaybettiği kocasının ismini verdiği çocuğunun üstüne tir tir titreyen, depreme (ki ben bunun 1999’daki o büyük deprem olduğunu düşündüm okurken) yakalandıktan sonra her ne yaparsa yapsın, sevdiklerini yalnızca bir yere kadar koruyabileceğini fark eden anne,
  • Ekmek almaya gönderildiğinde dönüşte tacize uğrayan minik bir kız çocuğu,
  • İnşaat alanından kedileri kurtarmaya koyulan, bunu başardığında da yanındaki gence “Kedilere nankör derler ama inanma e mi Musa, insandan daha nankör yoktur şu dünyada” diye inanılmaz doğru bir tespit yapan teyze,
  • Onları terk ettiği için annesinden nefret eden, babasını tutan, ama babasının başına gelenler sayesinde annesine olan sevgisini yeniden keşfeden genç bir kız…

Bozuk Saat içindeki hikâyelerin çoğu belki çok iyi bildiğimiz, hatta birebir yaşadığımız hikâyeler. Ancak bunları haliyle ancak kendi gözümüzden gördük, yaşadık şimdiye kadar. Bozuk Saat ise hem tanıdık, hem de bize yabancı olabilecek hikâyeleri yaşayanların gözünden birebir aktarıyor ve hatta aralara kendi yorumlarını bile ekliyor. Bence kendisi de hem insan türüne bir hayranlık besliyor, hem de bazılarının nasıl bu kadar kötü, bencil olabildiklerini de sorgulamadan edemiyor.

Yorumumu yine Bozuk Saat tarafından yapılan, çok doğru bir tespit ile bitiriyorum:

“Ruhu olmayan bir varlık başkalarının hislerini anlayabilir mi dersiniz? Etrafınıza bir bakın isterseniz, öteki insanların hislerine karşı kaba, bencil ve duyarsız olan insanları düşünün! Göreceksiniz ki, onların kendi ruhsal dünyalarında da vardır bir sorun.”

Bozuk Saat – Irmak Zileli

Kitabı, ON8kitap.com’dan satın alabilirsiniz.

Bozuk Saat ile Kitaplık Kedisi 2019 Reading Challenge’ın da 1’inci maddesini tamamlamış bulunuyorum.

You Might Also Like...

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.