Genel

Bu kafalar nasıl kafalar Vian?

İğrenç bir başlık attım galiba ama ne diyeceğimi bilemedim. 1. Boris Vian bu kitabı yazdığında 26 yaşındaymış. 2. Kitabı iki günde yazmış.
İlle de kategorize etmemiz gerekiyorsa, Günlerin Köpüğü bir aşk hikayesi. Varlıklı, genç bir adam olan Colin’in tek istediği aşık olmaktır. Bunu da bir nevi arkadaşı Chick Alise isimli bir kızla çıkmaya başladığında farkediyor aslında. Alise de Colin’in bilge aşçısı / uşağı / şoförü (ve benim favori karakterim) Nicolas’nın kuzeni. Velhasıl kelam, Alise’in Chick’i nasıl sevdiğini, ona gösterdiği ilgiyi gören Colin, “ben de bundan istiyorum” diyerek aşık olmaya karar veriyor. Oluyor da. Chloe isimli genç bir kıza. Muhteşem bir törenle evleniyorlar ve gayet mutlular ancak sonra Chloe hastalanıyor. Hastalığı, akciğerinde açan bir nilüfer çiçeği. Çaresi ise etrafının sürekli bir şekilde çiçeklerle donatılması. 
Burada bir “akciğerde nilüfer mi açar, deli misin nesin?” dediğinizi duyar gibiyim. Deliyim, değilim, tartışılır, ancak bunları ben uydurmadım. Tamamen Vian’ın kağıda döktüğü hikayeyi aktarıyorum size. Ki bir kadının göğsünde açan nilüfer çiçeği işin en garip yanı da değil. Colin’in evinde yaşayan fareler var mesela. Ve Colin de baktı onlardan kurtulamıyor, arkadaş olmuş farelerle. Bunun gözümün önündeki görüntüsü Willy Wonka’ya psikologluk yapan oompa-loompa mesela… Hatta Chloe hastalandığı zaman ona arkadaşlık eden bir fare de var. 
Sonuç olarak çiçekler çok pahalı olduğu için Colin’in bir yerden sonra bir iş bulması gerekiyor. Buluyor da ama bulduğu işler çabuk sonlanıyor çünkü kendisi insanın çalışmak için yaratılmış bir varlık olmadığına inanıyor. Burda hepimiz hemfikiriz sanırım kendisiyle. Vian, bu şekilde pek çok konuyu eleştiriyor kitabında. Dipnotlara rağmen hepsini anlamadığımı da belirtmeliyim. Arkadaşlarla da tartışırken Günlerin Köpüğü‘nün “zamanının kitabı” olduğuna, o nedenle bizim anlayabileceğimizin ötesinde ince göndermeler barındırdığına karar verdik. 
Bir de ben Vian’ın kafasının bu kitabı yazarken güzel olduğuna inanıyorum. Yoksa şekil değiştiren odalar, melodiye göre içki üreten bir piyano kimin aklına gelir? Bunu da bariz bir şekilde ben uydurmadığıma göre siz en iyisi bu kitabı alın bir okuyun.
]]>

You Might Also Like

No Comments

    Leave a Reply