0
Kitap Yorumu

Bülbülü Öldürmek

8 Eylül 2015

MPW-43354

Bülbülü Öldürmek’i ilk kez sanırım orta birdeyken okudum. O zamanlar biraz erkeğimsi, kimseyi takmayan, aklındakini söylemeyi tercih eden Scout Finch’i kendimle özdeşleştirmiştim sanırım. Herkesin beynine ve kalbine kazınan, edebiyatın en sevilen (ve bunu hak eden) karakterlerinden biri olan Atticus Finch de bana dedemi hatırlatırdı hep. Yine öyle oldu. Harper Lee’nin yıllar sonra yayınlanan Go Set a Watchman isimli kitabını okumadan önce yeniden okudum Bülbülü Öldürmek’i… Tüm ayrıntılar kafamda taze olsun, diğer kitaba öyle başlayayım diye. İyi ki de okumuşum çünkü kitabın insanda bıraktığı hisleri resmen özlemiş olduğumu farkettim.

Bülbülü Öldürmek’i okumayan pek yoktur herhalde ama yine de konumuz özetle şöyle: kitap, 1930’larda, Büyük Depresyon zamanlarında geçiyor. Anlatıcımız Scout Finch’in ağzından dinlediğimiz hikayede Scout’un ağabeyi Jem’le maceralarına ve babaları, avukat Atticus Finch’in yaşadıklarına, çocukları üzerinde etkisine tanık oluyoruz. Genel olarak bakıldığında tamamen ABD odaklı bir zamanda, ABD odaklı konular etrafında dönüyor kitap. Ancak Bülbülü Öldürmek’in uluslararası platformda bu denli sevilmesinin çok önemli nedenleri var: öncelikle, odun değil de bir şeyler hissedebilen bir insansanız, sizi büyük kalp dalgalanmaları bekliyor. Sonra tabii Atticus Finch var. Höt döt, sert kahramanlara alışkınız biz ancak Atticus bunların tam tersi— doğruyu yapmaya çalışan, sakin kalan, çocuklarına ve çevresindekilere ilham veren ve onlara yardımcı olmak için elinden geleni yapan bir adam kendisi. Dünyaya insanları ayırmayan, onları yargılamayan gözlerle bakan nadir karakterlerden biri.

bulbulu_oldurmek“Fictional boyfriend” olarak aşık olduklarımın ilklerinden biri olan Boo Radley’den bahsetmek istiyorum biraz da. Boo Radley, kendini evine kapatmış, Jem, Scout ve arkadaşlarının korku hikayelerine sık sık konu olan bir komşuları. Jem’e göre Boo yakalayabildiği sincap ve kedileri çiğ çiğ yiyerek besleniyor; ellerine bulaşan kanlar yıkanamayacak durumda. Suratında kocaman bir kesik izi var, düşmemeyi başarmış dişleri sarı ve çürük, gözleri dışarı fırlamış durumda ve sürekli salya akıtıyor. Boo Radley’nin gerçekte nasıl biri olduğunu biz de hikaye ilerledikçe Jem ve Scout’la birlikte çözüyoruz. Her ne kadar arka planda olsa da bence kitabın anahtar noktalarından biri Boo. Çocuklar ondan korksalar da bir yandan da bu gizemli adamla bir şekilde iletişim kurmak için deliriyorlar. Kendini neden eve kapattığını, neden hiç ortalıkta görülmediğini ölümüne merak ediyorlar. Ve kitabın sonunda da en azından Jem, Boo’nun neden böyle bir tercih yaptığını anlıyor. Kitapta bu kısım açık açık söylenmese de benim düşüncem şu: dünya öyle pislik bir yer olabiliyor, insanlar o kadar yargılayıcı, kötü olabiliyor ki Boo bunlara bulaşmamak adına kendini eve kapamış. Spoiler vermeyeyim şimdi ama kitabın sonunda göreceksiniz aslen nasıl birisi olduğunu…

Bülbülü Öldürmek, genel çerçevesiyle bugün halen geçerli, güncel olan bir roman. Hatta belki bugün okunmasının daha da gerekli olduğu bir roman. Çocukların öldüğü, her gün gencecik insanların yok yere şehit düştüğü bir dünyada yargılamayan, insanları insan olarak gören, doğruyu yanlışı ayırt edebilen, en önemlisi de nefret yerine sevgi besleyebilen gözler, kalpler lazım hepimize.

mockingbird-quote

★★★★★

Bu yorum, Rory Gilmore Reading Challenge‘a da ekleniyor. Aynı zamanda Kitaplık Kedisi 2015 Reading Challenge‘ın da 5’inci maddesini tamamlamış oldum.

]]>

You Might Also Like...

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.