Menu
Kitap Yorumu

Chloe Benjamin soruyor: öleceğiniz günü bilerek yaşamak nasıl bir şey?

Çocukken “tahminleri tutuyor” diye ün salan bir kadının size öleceğiniz günü tam tarihiyle söylediğini hayal edebiliyor musunuz? Chloe Benjamin etmiş. Gold kardeşler, bu olay başlarına geldiğinde çok ama çok küçükler. En büyükleri olan Varya 13, Daniel 11, Klara 9 ve Simon 7 yaşında. Manhattan’da yaşayan bu kardeşlerin büyümesini, ailenin başına neler geldiğini Simon’la başlamak üzere Klara, Daniel ve Varya’nın gözünden izliyor, yıllar geçtikçe neler olduğunu birebir gözlemliyoruz. Tabii ki kitap boyunca kendinize sürekli sorduğunuz soru şu olacak: Kadının kehaneti tutacak mı, yoksa Gold kardeşler kendi kaderlerini kendileri mi yazacak?

The Immortalists’i tek bir alıntıyla özetlemem gerekse mesela Klara’nın şu sözlerini seçerdim:

“Some magicians say that magic shatters your worldview. But I think magic holds the world together. It’s dark matter; it’s the glue of reality, the putty that fills the holes between everything we know to be true. And it takes magic to reveal how inadequate reality is.”

Chloe Benjamin, The Immortalists, Putnam, sayfa 157

Yani: “Bazı sihirbazlar sihrin dünya görüşünüzü parçaladığını söylüyor. Ama ben sihrin dünyayı bir arada tuttuğunu düşünüyorum. O bir karanlık madde, gerçeğin yapıştırıcısı, doğru bildiğimiz her şeyin arasındaki delikleri dolduran bir macun. Ve gerçeğin ne kadar yetersiz olduğunu ortaya çıkarmak için sihir gerekli.”

Chloe Benjamin ile sihirli bir yolculuk

The Immortalists kitabının her köşesine bir çeşit sihir serpiştirmiş Chloe Benjamin. Bunu en çok Klara’nın hikâyesinde (kendisi bir sihirbaz çünkü) ancak yazarın kullandığı dil sayesinde kitabın genelinde de hissediyorsunuz. Açıkçası ben en çok ilk bölüm (Simon’ınki) ve ikinci bölümden (Klara’nınki) keyif aldım. Daniel ve Varya, belki de sıra onlara geldiğinde yaşları iyice ilerlemiş olduğu içindir, bilmiyorum, daha sıkıcı geldiler bana. Bir de Daniel’ın sonunu beğenmedim; aceleye getirilmiş, özensiz, hikâyenin geri kalanının havasına hiç ama hiç uymayan bir son gibi geldi bana. Yine de genel itibariyle normalde çok basit bir aile dramı olabilecek bir hikâyeyi böyle sihirli bir dille anlatması ve alt notalarda da söz konusu dönemin gündeminde olan olayları da işlemesi ile sevdirdi kendini Chloe Benjamin.

Orada burada ilgimi çeken bir kitap gördüğümde hemen listeme alıyorum ama sonrasında (sonunda yani!) kitabı edindiğimde ise nerede gördüğümü unutuyorum. Bu sefer buldum ama. Chloe Benjamin ve The Immortalists’i Emma Roberts’ın kitap kulübümsü oluşumu Belletrist’te görmüştüm. İçinde sihir olunca da tabii ilgimi çekmemesi imkânsıza yakın. Belletrist, aslen Joan Didion aşkıyla ilgimi çekmiş bir oluşum. Her önerileri ilgimi çekmiyor haliyle. Merak edip okuduğum önerileri arasından da Courtney Maum’dan Touch, Oyinkan Braithwaite’den Kız Kardeşim Seri Katil, severek okuduklarım arasında. Alice Bolin’in Dead Girls’ünü okuduğumda ise “vaat ettikleri kısım 50 sayfa, kitap 276” diye sinirlenmiştim mesela. Her zaman tutmuyor yani önerileri ama The Immortalists yarısını sevip, yarısına “meh” desem de genel itibariyle sevdiğim ve aklımda kalacağını düşündüğüm bir hikâye oldu.

Chloe Benjamin de sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla çok tatlı bir kadın. Örgü örmesi ile de gönlümü kazanmadı değil yani! Bir röportajında da The Immortalists hakkında şunları söylemiş: “kitap, belirsizlikle nasıl yaşanabileceğini keşfetmeye çalışıyor. Hangisinin son günümüz olacağını bilmeden her gün bir ayağımızı diğerinin önüne koyarak ilerleyebilmemiz inanılmaz, absürt bir paradoks” demiş. Düşündüğünüz zaman cidden de böyle yaşamıyor muyuz? Her günümüzü son günümüzmüş gibi yaşayalım diyor, sonra işti güçtü derken bunu unutup, dertlerimizin içinde kayboluyoruz. Ben şahsen üzüldüm Gold kardeşlere. Kimsenin bana ne zaman öleceğimi söylemesini istemezdim; gerçek bilgi olduğuna inansam da, inanmasam da. Çünkü Gold kardeşlerde de görebileceğiniz gibi “amaaaan, saçmalık işte” deseniz bile bu tarz bir bilgi beyninizin bir köşesinde durup, sizi bir şekilde içten içten yemeye devam ediyor.

Gördüğüm kadarıyla kitabın Türkçesi yok bu arada. Çıkarsa bu yazıyı da ona göre güncelleyeceğim.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.