Menu
Kitap Yorumu / Kitaptan Filme

Chris Kraus ile bol takıntılı, sanatsal bir aşk üçgeni

chris kraus i love dick kitap zimlicious kitap blogu

Pek çok yayın ve eleştirmen tarafından “20’nci yüzyılda erkekler ve kadınlar hakkında yazılan en önemli kitap” olarak görülüyor I Love Dick. E bunun üstüne yazarın kendisi de “yaşadıklarımı yaşamasaydım böyle bir kitap olmazdı” deyince merak etmemek imkânsız tabii. İlk kez 1997 yılında yayınlanan I Love Dick, özetle kendi hayatından sıkılmış, özel hayatından ve iş hayatından tatmin olmayan bir kadının takacak başka bir şey (ki bu durumda bu Dick isimli bir adam) bulmasının hikâyesi. Bugün ne yazık ki özellikle kadınlar hala bazı kalıplara sokulmaya çalışılıyor ve bazı konuları konuşmaları “Ayıp! Eyvah! Terbiyesiz! Arsız!” ve daha da beteri tepkilerle karşılanıyor. Chris Kraus bu tarz şeyleri konuşanların öncülerinden denebilir: evli bir kadın, başka bir adama aşık oluyor ve karşılık almak için ona uzun uzun mektuplar yazıyor. Takıntısı bir noktada öyle bir hal alıyor ki okurken biraz da rahatsız oluyorsunuz çünkü resmen stalker seviyesine ulaşıyor. Otobiyografi, kurgu, deneme, bilinç akışı karışımı olan I Love Dick bugün kült feminist klasikler arasında sayılıyor.

Chris Kraus tarzıyla, yani yazı ve sanatın kesiştiği noktalarda dolaştığı için pek çok yerde Kathy Acker’a da benzetilmiş. Bu açıdan evet, benziyorlar ancak geçtiğimiz yıl Kathy Acker’ın Lisede Kan ve Cinayet ki kitabını okuduğumda “Allahım neyin içine düştüm ben?” demiş, sonunda içimde bir “ıyyyyy” hissiyle kalmıştım. Chris Kraus da bazı yerlerde çok rahatsız edici sularda geziyor, evet ama Kathy Acker seviyesinde değil.

yazar chris kraus
Yazar Chris Kraus. Fotoğraf kaynak: theguardian.com

Chris Kraus gerçekleri temel almış

I Love Dick kitabındaki karakterlerin ve olayların çoğunlukla gerçek olması da işin bir diğer tuhaf yanı. Kraus’un âşık olduğu, onunla birlikte olmak için yanıp tutuştuğu Dick İngilizce akademisyen Dick Hebdige. Kitapta da kocası olarak geçen Sylvère de Kraus’un eski kocası, yayıncı Sylvère Lotringer. Yani resmen şu aşağıdaki meme’in gerçekleşmiş hali!

Tabii ki pek çok yazarın başlarından geçenleri, kendi hayatlarını, hayatlarındaki insanları temel alarak kurgu yazdığını biliyoruz ve bence olaylar ve kişiler farklılaştırılmış olsa da hislerin o kadar gerçekçi bir şekilde okura geçebilmesinin, bizi ağlatabilmesi ya da güldürebilmesinin sebebi de bu. Ama Chris Kraus soyadlarını yazmasa da adamların isimlerini de değiştirmemiş ve buna cidden şaşırdım açıkçası!

Etrafınızda insanlar olsa da kendinizi yalnız hissedersiniz ya hani? Chris Kraus işte o yalnız kadınların sesi olmak istemiş bir yandan. Karşılık bulamadıkça Dick’e yazdığı mektupları da bir tür sanat projesine dönüştürüyor. İşin bir diğer tuhaf yanı da tüm bunları yaparken kocası Sylvère’nin de yanında olması ve hatta onu “öyle mi yapsak, böyle mi yapsak” diyerek gaza getirmesi. Sonuç olarak aşk odaklı bir takıntıyla başlayan bir olay sonrasında sanata dönüşüyor ve oluşum süreci tamamlandığında Dick yalnızca bir bahane olarak kalıyor.

I Love Dick, çok sevdiğim oyunculardan Kathryn Hahn ve Kevin Bacon’ın başrollerini paylaştığı, aynı isimli, tek sezonluk bir diziye de uyarlanmış. Amazon Prime dizisiymiş ama Prime’da çıkmıyor ve başka yerde de bulamadığım için henüz izleyemedim ama çok merak ettim kitabı nasıl görselleştirdiklerini; bulabilirsem mutlaka izleyeceğim. Merak edenler için tanıtım filmini aşağıya bırakıyorum.

NOT: Gördüğüm kadarıyla I Love Dick kitabı henüz dilimize çevrilmemiş. Ancak kurgu dışı bir kitabını okumak isterseniz Chris Kraus Sanat Nereye Aittir? isimli bir kitap da yazmış ve Türkçesi Dost Kitabevi’nden çıkmış.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.