Menu
Film/TV / Kitap Yorumu / Kitaptan Filme

Çölde Kutup Ayısı : doğduğun ev kaderin mi?

çölde kutup ayısı zimlicious kitap blogu dimitri verhulst

Türkiye’de yaşayan insanlar olarak “doğduğun ev kaderindir” veya “coğrafya kaderdir” gibi lafları sık sık duymaya alışkınız. İstesek de istemesek de kendi kaderimizi yazmayı becerebilsek de içinde büyüdüğümüz aile, ülke, edindiğimiz çevre kim olduğumuzu ve nasıl yaşadığımızı etkiliyor bence. Çölde Kutup Ayısı da bunun örneklerinden biri. Belçikalı yazar Dimitri Verhulst, filme de uyarlanan kısmen otobiyografik romanında içinde büyüdüğü aileyi anlatıyor. Çölde Kutup Ayısı hikayesi pek çok yerde Shameless dizisiyle karşılaştırılmış. Okuduğunuzda ve/veya izlediğinizde neden böyle yaptıklarını anlayacaksınız: her ikisi de sürekli “yok artık; bu olmuş olamaz!” dedirtip duruyor insana. Büyük bir kısmını 13 yaşındaki Gunther’ın ağzından okuduğumuz hikâye b*k, bira ve leşlik kokuyor.

Gunther, babası, üç amcası ve babaannesi ile birlikte aynı evde yaşıyor. Strobbe ailesinin hayattaki amacı bol bol içki içmek, sarhoş olmak, gönül eğlendirmek ve toplumun gerektirdiği tüm kurallara karşı koyarak, kafalarına göre yaşamak!

“Babam bir proleter içici tipiydi daha çok, bilerek içtiği kadar çaresizlikten de içen biriydi. Her ne kadar ölümüne içse de bunu belli etmemeye çalışıyordu. Ölümüne içmek babam için bir spordan çok sosyal bir nimetti.”

sayfa 48, ithaki yayınları
çölde kutup ayısı film poster

Çölde kutup ayısı olmak tabii ki kolay değil!

Strobbe ailesinin hayat karşısındaki boş vermişliğine şaşırdım kaldım açıkçası. Hiçbir şeyi umursamıyor gibi görünüyorlar çoğu zaman ama bir yandan da birbirlerini sevdikleri belli; aile bireyleri birbirlerini ellerinden geldiği şekilde koruyup kolluyor. Ama onlarla tanıştığımızda artık dönülmesi o kadar imkansız bir yola girmişler ki Gunther yetişkin bir adamken amcalarından biri ona sigara ikram ettiğinde “bilmem kaçıncı kez sigarayı bırakmakta olduğunu” söylediğinde aldığı cevap “nasılsa kansere yakalanacaksın” oluyor. Aile bireyleri çoğunlukla aşırı alkol almaları sebebiyle hapse ve hastaneye bol bol girip çıkıyor. En çok da babaanneye üzüldüm sanırım çünkü kadıncağız da sonunda boş vermiş gibiydi ama bir yandan da hem oğullarının arkasını toplamaya, onların karnını doğurmaya devam edip hem de bir şekilde torununu koruyup kollamaya çalışıyor.

Kitabın “kısmen otobiyografik” oluşundan da anlayabileceğiniz gibi Dimitri (yani Gunther) kendini bir şekilde o kasabadan, aileden sıyırıp yazar oluyor. Hem de en azından bize gösterdiği, anlattığı kadarıyla hapse veya hastanelere düşmemeyi de başararak. Ama tabii çölde kutup ayısı olarak yetişmek de kolay değil sonuçta; Gunther’ın yetişkinlik döneminde anlattıklarından da böyle bir ailenin onu nasıl etkilediğini, onda nasıl yaralar, korkular, çekinceler bıraktığını açıkça görebiliyoruz.

Kitaptan filme

Çölde Kutup Ayısı romanı aynı isimle beyaz perdeye de uyarlanmış; hatta film 2009 yılında vizyona girmiş ama ben bu yıl kitabı keşfedene kadar filmini de duymamıştım. Tabii kitabı bitirir bitirmez oturup filmi de izledim. İyi bir uyarlama olmuş bence ama yine “kitabı daha iyiydi” dediğim filmlerden biri oldu. Hikayenin özünü ve ana noktalarını almışlar filme, evet, ama Verhulst gerçekten sivri dilli ve “kalemini bir çekiç gibi kullanmaktan çekinmeyen” bir yazar ve haliyle bu filme kitaptaki kadar yansımamıştı.

Eğer Shameless dizisini sevdiyseniz, Çölde Kutup Ayısı kitabını da filmini de seversiniz diye düşünüyorum.

NOT: Bir de filmde yakaladığım, beni saçma bir şekilde mutlu eden minik bir ayrıntıyı belirtmeden geçemeyeceğim: 13 yaşındaki çocuk okul ödevlerini yaparken dolma kalem kullanıyor! KALPKALPKALP. Belçika’da genelde bu işler böyle mi, okulda tüm çocuklar dolma kalem mi kullanıyor bilmiyorum ama ilk fırsatta araştıracağım.

çölde kutup ayısı film dolma kalem

Filmin tanıtımını da buraya bırakıyorum:

Çölde Kutup Ayısı, Her Ülkeden Bir Kitap projesinde de Belçika’ya eklendi.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.