0
Kitap Yorumu Projeler

Daniel Kehlmann sorgulatıyor: rüya görüp görmediğimizi nasıl anlarız?

3 Ağustos 2019

Alman yazar Daniel Kehlmann ile ilk kez tanıştık Can Yayınları’ndan çıkan Gitmeliydin vesilesiyle. Keçi Dağı ve Bir İntihar Efsanesi gibi kitaplarıyla bana “psikopat seviyorum galiba” dedirten David Vann’ı hatırlattı biraz ama şöyle de bir şey var: David Vann yaldır yaldır üstünüze gelirken, Daniel Kehlmann, en azından Gitmeliydin’de, böyle alttan alttan psikolojinizi bozuyor! Keçileri kaçıran bir senaryo yazarının hikâyesini ele alan Gitmeliydin ile şunu da düşündürdü bana: hayatının büyük bir kısmını gerçek değil, kurgunun içinde geçiren, sürekli bir şeyler yaratması gereken ve bunun ihtiyacını da hisseden insanlar olarak hiçbirimiz aslında toplum standartlarına göre “normal” değiliz. Bu sözde “normal” insanları sıkıcı ve banal bulduğumuz için de pek insan sevmiyor ve “asosyal” olarak damgalanıyoruz. Bunu bir düşünün; anlayacaksınız ne demeye çalıştığımı…

Bu yaratıcı işlerin hobi değil de, iş olarak yapıldığında aslında zor olduğu alt metnini de gördüm Gitmeliydin’de. Bunu kendimden de biliyordum gerçi ama başkalarında da görmek tuhaf bir şekilde iyi hissettiriyor. Öyle, “ohhhhh, onların da başına geliyor” tarzı, cadı kahkahası attıracak gibi değil de, “oh be; yalnız değilmişim” gibi. Anlatabiliyor muyum? Yarattığınız şeye değer biçenin kim olduğuna göre kayıtlara geçen performansınız da, maaşınız da, bir dahaki iş için ne kadar çalışmanız gerektiği de değişiyor. Hatta bazen o kadar emek hooooop diye çöpe gidiyor. Bazen de değil gerçi; sık sık!

Senaryo yapılan bir iştir, ama yapıt değildir.

Daniel Kehlmann, Gitmeliydin, sayfa 11

Mesela; buna kim karar veriyor? Tıpkı “sanatın sanat olduğuna kim karar veriyor?” sorusu gibi bunu da günlerce, haftalarca, aylarca, yıllarca tartışabiliriz bence. Sen ne yaptın bize Daniel Kehlmann!

daniel kehlmann gitmeliydin yazar
Yazar Daniel Kehlmann

Daniel Kehlmann ile rüyayla gerçek arasında

Adını hiçbir zaman öğrenmediğimiz, ana karakterimiz olan yazar, Almanya’da dağların tepesinde bir yerde, Airbnb üzerinden bir ev tutmuş yazı yazmak için. Burada eşi Susanna ve 4 yaşındaki kızları Esther ile birlikte zaman geçiriyor. Bu 71 sayfalık kitap adamın günlüğü tarzında yazıldığı için öyle giriştir, arka plan bilgisidir falan beklemeyin; 2 Aralık günü, tuttuğu evin yer aldığı tepede yeni bir not defterine başlamasıyla hoppadanak dalıyoruz hayatının içine. Dışardan gözlemleyerek anlatan biri yok. Anlatıcının dürüstlüğüne inanıp inanmamak sadece size kalmış; elinizde bir tek yazmaya çalıştığı senaryodan kestirler ve hayatına, düşüncelerine, hislerine dair tuttuğu notlar var.

Şunu da bir düşünün: siz ne zaman aklınızı yitiriyor gibi olsanız, içinde bulunduğunuz ortam da iyice delirin diye size yardımcı olmakta hiç geri kalmaz. Daniel Kehlmann da bunu çok iyi biliyor. Ana karakterimiz olan bir yandan kendisi tırsarken, bir yandan bizim de ürkmemizi sağlıyor pek tabii ki. Bu yönden de biraz Shirley Jackson’ın Biz Hep Şatoda Yaşardık ve Tepedeki Ev kitaplarının verdiği hisler var içinde. Sürekli kavga ettiği eşiyle arasındaki gerginliğe ve yazmakta zorlanmasına ek olarak sevgili karakterimiz “buradan hemen gidin bence” diye kendilerini uyaran yerlileri dinlemekte de geç kalıp, evin içinde de tuhaf tuhaf olaylarla karşı karşıya kalıyor.

…ama gerçek şu ki, insan uyanıksa uyanık olduğunu bilir. “Rüya mı görüyorum?” ciddi anlamda sorulan bir soru değildir. Rüya görmediğimi biliyorum. Ama rüya görmüş olmalıyım.

Daniel Kehlmann, Gitmeliydin, sayfa 37

“Tam ne olduğunu anlamadım ama iyi geldi” dedirtecek küçük bir macera arayanlar için Daniel Kehlmann ve Gitmeliydin iyi bir seçim olabilir. Pek çok yerde Kehlmann’a ilk bu kitapla başlamayın demişler ama oldu, bitti bir kere. Pişman mıyım? Hiç de değilim. Diğer eserlerini de fırsat bulduğumda okumak isterim.

Daniel Kehlmann ve Gitmeliydin, Her Ülkeden Bir Kitap projesinde Almanya’ya eklendi.

2 Comments

  • Reply
    Can Akgün
    7 Ağustos 2019 at 23:33

    Kehlmann’ın kalemini hiç okumadım. Yazınız bende yazara karşı bir merak uyandırdı en kısa zamanda okuyacağım. Ben de blogumda kitap incelemeleri,alıntılarımı ve karalamalarımı paylaşıyorum. Dilerseniz göz atabilirsiniz.

    https://www.kafadefterim.com/

    • Reply
      Simay Yıldız
      13 Ağustos 2019 at 02:08

      Çok sevindim; şimdiden iyi okumalar dilerim. Ben de sizi takibe alıyorum 🙂

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.