0
dead girls alice bolin kitap belletrist
Kitap Yorumu

Dead Girls : vaat ettikleri kısım 50 sayfa, kitap 276

4 Mart 2019

Bazı ünlülerin kitap kulüplerini takip ediyorum: benim haberdar olduğum Emma Watson’ın Our Shared Shelf, Florence Welch’in Between Two Books, Emma Roberts’ın Belletrist ve Reese Witherspoon’un Hello Sunshine kulüpleri var. Reese Witherspoon’un seçtiklerinden okuduğum olmadı; onun için ileri geri konuşamayacağım. Ama diğer üçü arasında favorim şimdiye kadar Our Shared Shelf ve Between Two Books’tan okuduklarım oldu. Emma Roberts, büyük bir Joan Didion hayranı; hatta kitap kulübünü de onun desteğiyle oluşturduğu söyleniyor. O yüzden takibe almıştım ama şimdi pek emin olamıyorum çünkü 1) Şimdiye kadar seçtiği kitaplar Joan Didion kitapları ve Courtney Maum’um Touch isimli kitabı dışında pek de ilgi çekici gelmedi bana (şu an okuduğum kitabı da seçmişler ama saymıyorum; ben bunu bir kitapçıda görüp, sırf başlığı için içini kurcalayıp, yazar Nijeryalı olduğu için aldım); 2) Emma’nın geçtiğimiz yıl Temmuz ayı için seçtiği kitap olan, Alice Bolin’in Dead Girls’ü büyük hayal kırıklığı oldu—resmen yalan pazarlamaya aldandım!

Dead Girls: vaatleri güzel, gerisi pıfffffffffffff

“Bu kitapta inceleniyor” dedikleri şuydu: Amerika’nın “true crime” türüne, gizemli cinayetlere olan takıntısı ve bunların çoğunda hikâyenin genç bir kızın ölü bulunmasıyla başlaması: yani Dead Girls. Ben de içim aldıkça “true crime”mış, gizemli cinayetmiş, dedektif dizileriymiş seven biri olduğumdan tabii ki inanılmaz meraklandım. Bunları incelediği kısımlarda seçtiği örnekler iyiydi aslında: aralarında True Detective, Kayıp Kız, en sevdiklerimden Twin Peaks, Ejderha Dövmeli Kız gibi örnekler var. “E daha ne istiyorsun?” diyorsanız, kitabın yetersiz kaldığı çok nokta var:

  • Yukarıda bahsettiğim Dead Girls konusuna sadece 50 sayfa falan ayırmış; gerisinde daha çok pop kültür referanslarına yer vermiş ve bunun büyük bir kısmını da Britney Spears’ın delirişi olarak tarihe geçen döneme ayırmış—ana fikir açısından baktığınız zaman temaya uyuyor ama artık bunun üzerine çok konuşuldu ya.
  • Her ne kadar tespitleri akıllıca olsa da referansa boğmuş insanı. Dipnot kullansaydın bari de okurken ölmeseydik.
  • Aralara kendi hayatından anekdotlar sıkıştırma ihtiyacını hissetmiş. Bu da allahın unuttuğu minik bir kasabada büyümesinden, Los Angeles’a taşınmasına uzanıyor. İki kütüphaneci tarafından yetiştirilen bir minik kız, Dead Girls tezini kovalarken mesela babasının sürekli okuduğu, gizemli cinayet konulu kitaplara sarıyor. Hadi bunu anladık. Ama sonrasında “babam hastaydı” diye bir geçiş yapıyor mesela. Bahsettiğimiz fiziksel hastalık. Hangi konuya odaklandığına bir karar versen keşke derken buldum kendimi çoğu zaman.
  • En sevdiklerimden Buffy the Vampire Slayer ve Veronica Mars hakkında hiç kaldıramayacağım şeyler yazmış. Bu dizileri herkes sevmek zorunda değil, biliyorum, ama zaten beni sevip sevmemesi değil, onlara bakış açısı delirtti! Diyor ki, hani kadınlar pek bir şey yapamıyor ya Hollywood’da, o yüzden bunlar erkeklerin yazdığı kadın karakterlermiş ve o yüzden de olmazmış o iş. Hadi canım! Özellikle Joss Whedon’ı bilen bilir; böyle bir adamın Buffy the Vampire Slayer’daki gibi kadınlar yazdığına sevinmiyor da, gitmiş bikbikleniyor bir de.
dead girls alice bolin kitap

Dead Girls aslında iyi niyetle başlamış bir şey

Yani evet, Alice Bolin’in niyeti iyi, mantıklı ve üzerinde konuşulması, tartışılması gereken şeyleri ortaya koymaya çalışıyor, zeki de bir kadın belli, eyvallah. Ama araştırma yapıp, fikir yürütebilen herkes bulgularını ve vardıkları sonuçları karşı tarafa geçirmeyi başaramıyor. Bolin de başaramamış bence. Her ne kadar ben ne anlatmaya çalıştığını anladığımı düşünsem de… Bence olayı şu: bugün hala, her ne kadar biraz daha iyiye gidiyor olsa da, kadınların baskı altında tutulduğu, susturulmaya çalışıldığı; bir şey başarmak için, söz konusu alanda her ne kadar iyi olsalar da kendilerini göstermek için erkeklerden daha çok çalışmaları, çırpınmaları gerektiği ve ne yazık ki hala tacize, tecavüze uğradıkları bir dünyada yaşıyoruz. Onların hikâyeleri de yıllardır önümüze kurgu veya kurgu dışı formatlarda erkekler tarafından, onların bakış açısından sürülüyor…

Bu türde, izlediğiniz dizileri, filmleri, okuduğunuz kitapları, Dead Girls ile başlayan hikâyeleri düşünün: genç kız ölü bulunuyor ve hemen ya yasadışı işlere karıştığı, ya evli bir adamla yatıp işleri karıştırdığı ya da uyuşturucudan saçmaladığı varsayılıyor. He olur da bir şekilde kendisini öldüren adamın ruh hastası olduğu kanısına varılabilse bile adam mesela “kıskançlık krizi” geçirmiş oluyor ve bu da yine kızın suçu tabii kıskandırıp, delirtmeseydi o zaman, değil mi?

Niyetin iyi ve belli ki izlemiş, okumuş, araştırmış, çabalamışsın sevgili Alice Bolin ancak ben kitabında aradığımı hiç ama hiç bulamadım ve hala eksik vaatlerle pazarlandığını düşünüyorum. Kitapta bahsettiği filmleri, dizileri izlesek, kitapları okusak eminim biz de bu sonuçlara ve hatta daha fazlasına ulaşabiliriz; Britney’e geçmemize gerek bile kalmaz.

Dead Girls ile Kitaplık Kedisi Reading Challenge 2019‘un 3’üncü maddesi olan “Kapağında bitki olan bir kitap”ı tamamlamış bulunuyorum.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.