0
Kategorilendirilmemiş

Delibal

27 Mayıs 2016

22240_delibal-afis Ülkemizde psikolojik sorunlar ne yazık ki adam gibi konuşulmuyor. Sorunu olan biri “mahallenin delisi” olarak adlandırılıyor ya da aile içinde biri varsa “biz onu öyle kabul ettik” denilerek tedaviyi bırakın, teşhise bile gerek duyulmuyor. İşte bu nedenle bir Türk filminin bipolar hastalığını konu alması dikkatimi çekti. Yıllar önce Jack Nicholson’ın başrolünü oynadığı Benden Bu Kadar‘ın OCD için çok abartı bir örnek olmasından dolayı yerden yere vurulduğunu hatırlıyorum. Delibal’ı izledikten sonra yorumlara bakarken de bu yönde yazılarlar karşılaşırım diye tahmin ediyordum ama gördüğüm kadarıyla izleyenler, Delibal’ın Moonu 3 isimli Hintli filmin uyarlaması olmasına takılmış durumda… delibal-kapak Bense aşkın ön, psikolojik bozukluğun ise çok arka planda kalmış olmasına takıldım açıkçası. Önceden okumuş olmasaydım, çocuğun böyle bir sorundan muzdarip olduğunu anlamazdım bile. Neden derseniz, Çağatay Ulusoy’un canlandırdığı Barış karakteri, tanıdığımız, bildiğimiz, sevdiğimiz ve çoğu zaman aşık da olduğumuz çılgın, eğlenceli, insanın ayaklarını yerden kesmeye müsait bir çocuk. Görüyoruz ki arası arkadaşlarıyla iyi, hatta ebeveynleriyle bile iyi geçiniyor. Her kanı kaynayan genç gibi okulu biraz sallamıyor, aksatıyor. Ancak karşısındaki kızımız Füsun okuldan ve derslerden başını kaldırmayan bir tip olunca bu da garip gelmiyor. Ta ki kanka olduğu, kendinden genç, hatta Füsun’un İngilizce dersi verdiği bir çocukcağızla aralarında bir olay geçip de “hastayım ben; bipolar dediler, ilaç verdiler” diyerek patlayıncaya kadar anlaşılmıyor neler olup bittiği. Hele ki hal böyleyken ailesinin Barış’ı aşırı rahat bırakmasına, bu muhabbetin aralarında hiç geçmemesine ve çocuk obsesif triplere girdiğinde bile “rahat bırakalım; geçer elbet” tavrını takınmalarına hiç ama hiç inanamadım. Anladığım kadarıyla Füsun’u geçtim, arkadaşlarına bile anlatmamış durumu. Nasıl bu kadar içine atabilmiş, onu da anlamadım. Ve yine ailesinin arkadaşlarını uyarmamış olmasına da inanamadım… Biri de çıkıp “takma adı Delibal; ya bunda varsa birşeyler?” diye düşünmüyor vallahi. 591641.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx Filmin bipolar bozukluğuna dikkat çekmek için değil, hem neşeli, hem de hüzünlü bir aşk filmi çekmek için yapıldığına ikna oldum yukarıdaki sebeplerden dolayı. İzlediğime pişman değilim tabii ki; ayrı ayrı da, çift olarak da pek minnoş Barış ve Füsun. Ama sonunu bu kadar abartmak gerekir miydi onu bilemedim. Başta ailesi olmak üzere kimse çocuğun psikolojik bozukluğunu yeterince ciddiye almamış ve Barış bunun kurbanı olmuş gibi geliyor. Durum böyle olunca daha bir üzüldüm tabii. Neyse, ben susayım, siz fragmanını izleyip kendiniz karar verin izleyip izlemeyeceğinize… [embed]https://www.youtube.com/watch?v=0997f9H6Gpo[/embed]]]>

You Might Also Like...

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.