Menu
Genel

"Genç Yetişkin"in en iyileri: bölüm I

Bu yazının orjinali 3 Temmuz 2013’te CommunityBookStop’ta yayınlandı.

CommunityBookStop’un sahibi Paula, Genç Yetişkin türünde yazan, en sevdiğim yazarların listesini yapmamı istediğinde çok heyecanlandım. Oturup uzun uzun düşündüm… İlk 10 desem, olmadı. İlk 5 desem, olmadı. Hele ki tek kitabı olup da başka bir şey yazmamış yazarları da hesaba katınca işin içinden çıkamadım.

Son yıllarda Genç Yetişkin yaş aralığına hitap eden kitaplar büyük bir değişimden geçti. Benim için bunun başlangıcı Alacakaranlık serisi oldu. Bunun nedeni de dünyanın dört bir yanında patlaması ve peşinden pek çok benzerinin gelmesi… Seriyi çeşitli nedenlerden dolayı sevenler arasındayım ancak iyi bir örnek olduğunu cidden düşünmüyorum; özellikle yazım ve anlatım açısından. Ancak patladığı için mutluyum çünkü pek çok yetenekli, hayal gücü kuvvetli yazara ve renkli hikayelere vesile oldu. 
Her zaman (cidden, her zaman!) söylediğim gibi Genç Yetişkin kitaplarıyla hem sevgi, hem nefret dolu bir ilişkim var. Ancak bu kategoriye giren kitapları daha denemeden, sırf Genç Yetişkin oldukları için sallayan insanları da anlamıyorum. Özellikle “onun yerine klasiklerden birini okumayı tercih ederim” diyenleri. Çünkü çok önemli bir ayrıntıyı, “klasik”lerin çoğunluğunun da Genç Yetişkin romanı olduğunu unutuyorlar. Bülbülü Öldürmek mesela…
Kafam buralara da gidip geldiği için yazıyı ikiye bölmeye karar verdim. Bu ilk bölümde sizlerle ilk 5 klasik Genç Yetişkin romanımı paylaşacağım. Herhangi bir sırası yok; yanlış anlaşılmasın.
Harper Lee’nin tek romanı ve okunması gereken, önemli klasiklerden biri. Ben ortaokulda okuyup çok sevmiştim. İçinde insanlar var. Masumiyet ve deneyim, şefkat ve zalimlik, sevgi ve nefret arasındaki dengeler var. 20’li yaşlarında okuyanlar da gençliğinde okuyanlar kadar sevebiliyor bu kitabı. Son olarak Kitaplık Kedisi de okudu mesela. Yorumunu buradan okuyabilirsiniz.

Bu kitabın kalbimde özel bir yeri var. Bu kitap yayınlandıktan sonra Salinger medyanın ilgisinden o kadar sıkılmış ki kendi köşesine çekilerek yıllar boyu saklanmış. Kitapta, 16 yaşındaki Holden’ı 3 gün boyunca New York City’de takip edeceksiniz. Ne sonuç çıkaracağınız da size kalmış. 
Filmini izlemeyen kalmamıştır diye tahmin ediyorum, ki bence başarılı bir iş çıkarmışlar ve çok sevimli bir film olmuş. Ancak kitabı okumanızı tavsiye ediyorum çünkü film izlerken hep dışardan bakıyorsunuz. Kitabı okurken ise Charlie’nin kafasına gireceksiniz.
Bunu lise 1’de, İngilizce dersinde okuduk. Hocamız da uzun uzun tartışmayı seven bir kadındı. Bunun da etkisiyle kitabın aklımı uçurduğunu dün gibi hatırlıyorum. Kitaptaki insanlar, üzüntü, acı, yoksulluk olmadan yaşayıp gidiyorlar. “Mutlu mutlu” demiyorum çünkü bu kitabı okuduktan sonra dünya siyah-beyaz olmadığı için şükredecek, renklerin kıymetini daha da iyi anlayacaksınız.
Bu benim çok geç kaldığım kitaplardan biri. Daha bu yıl kitap kulübüm sayesinde okudum sonunda. Kitapta bir kaç oğlan çocuğu uçakları düşünde bir adada buluyorlar kendilerini. Önce “oh be yetişkinlerden kurtulduk, hayat süper olacak!” diyorlar. Ancak sonra egoları, hırsları, korkuları işin içine girince işler sarpa sarıyor.
]]>

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.