Menu
Kitap Yorumu / Projeler

Gingerbread’e rağmen Helen Oyeyemi ile kanka olamadık…

Genç yazarlar pek çok okur gibi beni de heyecanlandırıyor ancak henüz aradığımı bulamadım gibi hissediyorum. Ne arıyorsun derseniz, genel cevabı: heyecanlandıracak, meraklandıracak hikâyeler. Yakın zamanda okuduğum Normal İnsanlar mesela favorilerim ya da dönüp tekrar okurum dediklerim arasına girmedi ama bir heyecan da vermedi değil; yazar Sally Rooney’nin daha neler yapabileceğini görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Ancak ne yazık ki Helen Oyeyemi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim…

Az biraz takip edenler bilir; büyüyü, peri masallarını, çocuk kitaplarını çok severim ben. Bu kitap da beni o yüzden çok heyecanlandırmıştı küçüklüğümden beri çok sevdiğim masallardan biri olan Hansel ve Gretel’den ilham aldığı için. “İlham almak” doğru bir ifade diye düşünüyorum çünkü kendisine bununla ilgili bir soru sorulduğunda Helen Oyeyemi de retelling denilen, yeniden uyarlama olmadığını söylemiş. Okuduğunuzda da yeniden uyarlama değil, esinlenme olduğu net bir şekilde belli oluyor zaten.

Helen Oyeyemi yüzünden canım gingerbread çekti; o ayrı!

Kitabın bir kere adı bile güzel: Gingerbread, yani zencefilli kek. Genelde bir yılbaşı klasiği olan zencefilli kurabiyeler çok sevilir (ki ben de bayılırım) ama inanın keki de inanılmaz lezzetli. (Hatta thenovicechefblog.com’daki klasik gingerbread tarifini en kısa zamanda denemek istiyorum!) E şimdi kitapta bol bol gingerbread var; önde olmasa bile arka fonda hep olduğu için okurken sürekli burnuma kokusu geldi, o bir gerçek. Buna ek olarak harita üzerinde yer almayan, orada yaşayanlar dışında kimsenin varlığından bile haberi olmayan Druhástrana diye bir yer var. Bir şekilde Druhástrana’daki hayatından kaçıp, yeni bir hayat umuduyla İngiltere’ye gelen insanlar var. Bir annenin anlattığı hikâyeleri dinlerken konuşan hatta alaycı yorumlar yapan oyuncak bebekler var. Bir süre bir kuyunun dibinde yaşamış bir kız çocuğu var (ki bir changeling kendisi). Emile Zola gibi yazarlara göndermeler var. Ana karakterlerin hepsi de kadın; en sevdiğim ekstralardan biri. E arka fonda gidip gelen bir büyü de var. Ama olmamış işte. Neden olmadığını da tam olarak çözebilmiş değilim.

yazar helen oyeyemi gingerbread kitap yorumu
Yazar Helen Oyeyemi

Yazar hakkında okuduklarıma göre Gingerbread kendisinin ilk kitabı değil. Ondan önceki Mr. Fox aynı isimdeki İngiliz peri masalından ilham alırken, 2014’teki Boy, Snow isimli kitabı da Pamuk Prenses’ten ilham almış. Bunlar da tabii kulağa çok hoş geliyor ama Gingerbread sonrasında okuyasım gelmiyor. Helen Oyeyemi bazı eleştirmenler tarafından “okurların şüphelerini sadece kenara koymalarını değil, onu tamamen atmalarını sağlayan bir yazar” olarak ifade edilmiş. İlk tepkim “nasıl yani?!” oldu ama sonra üzerinde biraz daha düşününce şunu keşfettim: peri masallarına ve büyüye şüpheyle yaklaşanlar için doğru olabilir bu söyledikleri. Bunlardan uzak kalan, içindeki çocukla uzun süredir bağlantı kurmayanlar için bunu başarmış olabilir Helen Oyeyemi. Ama bu durum benim için geçerli değil ki! O yüzden mi anlaşamadık acaba? Bir noktadan sonra söz konusu aile ve onlarla ilişkili karakterlerin hikâyesinin Türk dizilerini andırmaya başlaması da benim için büyüyü bozan unsurlardan biri oldu diyebilirim.

Helen Oyeyemi benimle yaşıt bu arada; 84’lü. O da kitaba başlamadan iyice umutlanmamın nedenlerinden biriydi sanırım: hem yaşıtız hem de zevklerimizde benzerlikler var diye (özellikle içimizdeki masal sevgisi) yazdıklarının içinde sevdiğim çok şey bulabilirim sandım ama bulamadım. Emeğe saygımız tabii ki sonsuz; en azından masalları unutanları, gerçeklik içinde boğulanları büyülü diyarlara götürmeye devam edecek gibi görünüyor.

Helen Oyeyemi de Her Ülkeden Bir Kitap projesinde Nijerya’ya eklendi.

Nijerya’dan dilimize de çevrilen, Kız Kardeşim Seri Katil kitabını da okumuştum; onu tavsiye ederim.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.