0
Kitap Yorumu

Harper Lee – Go Set a Watchman

25 Eylül 2015

harper lee go set a watchman

Öncelikle şunları belirteyim: Harper Lee, Go Set a Watchman’a kadar sadece bir kitabı yayınlanmış bir yazar. Bu bir kitap da öyle böyle değil, klasikler arasına girmiş ve derslerde okutulan bir kitap; Bülbülü Öldürmek. Ben de Harper Lee’yi ilk kez okulda okudum; ya ortaokul, ya da liseydi. Bülbülü Öldürmek o zamandan beri en sevdiğim, farklı anlarda aklıma gelen bir kitap oldu benim için. Hatta ikilemde kaldığım zamanlarda halen “acaba Atticus Finch ne yapardı?” diye düşündüğüm bile oluyor. Tüm ayrıntıları net bir şekilde hatırlayabilmek adına da Go Set a Watchman’ın hemen öncesinde, yıllar sonra tekrar okudum Bülbülü Öldürmek’i. Aynı ilk günkü gibi yeni baştan etkilendim valla. Hele ki bunun sonrasında Go Set a Watchman’dan pek bir şey beklemedim desem yeridir. Ve iyi ki de beklememişim… Go Set a Watchman’da, Bülbülü Öldürmek’teki karakterlerle yıllar sonra tekrar buluşuyoruz. Scout, artık genç bir kadın olmuş ve Jean Louise ismini kullanıyor, New York’ta yaşıyor ve kariyer yapmaya çalışıyor. Kitabın ilk başlarında Henry Clinton diye, Maycomb’un Bülbülü Öldürmek’ten tanıdığımız ailelerinden birinin oğlu ile birlikte olduğunu öğreniyoruz. Ben, şahsen, daha burada yıkıldım çünkü Scout’un gerçekten çocukluk aşkı, maceralarının bir parçası Dill’le birlikte olacağına inanmıştım. Bu hayalim yıkılmış olsa da yılmadım, devam ettim tabii okumaya…

harper-lee

Burada şunu da söylemem lazım, Harper Lee, Go Set a Watchman’ı Bülbülü Öldürmek’ten önce yazmış ama kitap kabul görmemiş. Go Set a Watchman’ı okuyunca da neden kabul edilmediğini az buçuk anlıyorsunuz aslında. Bu kitaptaki karakterler tek yönlü düşünen, farklıya karşı çıkan, değişik olanı sevmeyen tipler. Yani Bülbülü Öldürmek’tekinin tam tersi düşünceler var içerisinde. Ki bu da beni edebiyatın en sevilen karakterlerinden Atticus Finch’e, yani Scout’un babasına getiriyor: resmen sevdiğim Atticus gitmiş, yerine bambaşka biri gelmiş Go Set a Watchman’da! Sivil hakları savunan Atticus gitmiş, yerine “kendilerine yardım etmeyi beceremeyen azınlıklara” yardım etmek istemeyen bir adam gelmiş.

lee-harper-getty-77696305

Diğer yandan Scout, yani Jean Louise (bu ismini kullanmam gerekmesi, yirmi yıllık arkadaşımın ismini değiştirmesi gibi bir şey cidden), Bülbülü Öldürmek’te özgür, eşitliğe inanan, cesur bir kız olarak yetişiyordu. Ancak Go Set a Watchman’da sanki beyni yıkanmış, öğrendiklerini unutmuş, babasının yeni (!) zırvalarına inanan bir kız vardı karşımda. Şöyle de bir durum var… Düşündüğüm zaman görüyorum ki Go Set a Watchman, ABD’nin Güney bölgesini, oranın inançlarını ve davranışlarını daha iyi yansıtıyor aslında. Ancak ben Bülbülü Öldürmek’i yıllardır süregelen inanışlara ters çıkan, bugün bas bas bağırarak savunmamız gereken özgürlüğümüzü, haklarımızı savunan en az bir insan olduğu ve bu yıllar önce böyle düşünülerek yazıldığı için sevmiştim.

Go Set a Watchman bittikten sonra içimde kalan his ne, biliyor musunuz? Hani hep diyoruz ya, memleketçe ileri değil, geriye gidiyoruz diye? İşte, Bülbülü Öldürmek ilerisiydi; Harper Lee de Go Set a Watchman’la geri gitmiş. Sevimsiz, bugün yıkmaya çalıştığımız dünyaya benzer bir yere gitmiş hem de.

NOT: Aldığım duyumlara göre kitabın Türkçesi fuara yetişecekmiş.

★★

Go Set a Watchman ile Kitaplık Kedisi 2015 Reading Challenge‘ın 18’inci maddesini de tamamlamış bulunuyorum.

]]>

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.