Menu
Müzik

Harry Styles ve solo albümü: “Sen bir büyücüsün, Harry.”

İlk Harry Styles yazımı 19 Haziran 2019’da, geçmişimde önemli yeri olan müzik yazarlığını yâd ederek yazmışım. Kendi ismini taşıyan solo albümünde öyle tellere basmış ki… “Uzun süredir yeni bir albüm dinleyip de böylesine farklı diyarlara gitmemiştim” hissi kaplamış beni. 13 Aralık 2019’dan bu yana da sık sık ikinci albümü olan Fine Line’ı dinleyip duruyorum. Bir ay boyunca Harry Styles fangirling’i yaptıktan sonra (ki daha bitmedi) bu yazıyı güncelleme vaktinin geldiğine karar verdim.

Harry Styles denince aklınıza ne geliyor? Büyük ihtimalle önce One Direction ve hayatlarında çok kadın görmüş, geçirmişçesine that’s what makes you beautiful diye haykıran ergenlerden biri. Evet, evet; Taylor Swift’le New York sokaklarında el ele gezen, deniz mavisi gözlü o çocuk işte. Nefret edeni de çok, seveni de ama gerçek şu ki dünkü velet, bugün büyümüş ve bildiğiniz dolu dolu bir adam olmuş. Harry Styles da aynı Harry Potter gibi elimizde büyümüş de haberimiz yokmuş yani!

Popüler olan her şeyin neden bir anda bu kadar patlayıp da, kovalandığını her daim merak eden biri olarak tabii ki de One Direction’ın şarkılarına ve hatta Hollywood dedikodularına hâkimdim az çok. “Bizim zamanımızda Backstreet Boys vardı; şimdi de One Direction var işte” diyordum dalga geçenlere. Grup, dağıldığını ilan ettikten sonra da geçtiğimiz yıl ilk hamleyi yapan ve kariyerine solo devam eden Zayn Malik isimli üyesi oldu. O zaman bir Take That flashback’i yaşarak, “hah,” dedim, “bunların Robbie Williams’ı da buymuş herhalde.” Ama bana sorarsanız pek de öyle değilmiş! Meğersem grubun en minnoş, kendi halinde gözükenlerinden Harry Styles, dolmuş dolmuş da taşmak üzereymiş! Hani müziğin en güzel yanlarından biri “ya evet, işte içimdeki, anlatamadığım şey tam da bu!” hissidir ya? Harry Styles bu olayı çözmüş arkadaşlar. Hem de öyle bir çözmüş ki, olur da bir gün New York sokaklarında yürürseniz sürekli arkanıza bakarsınız “beni mi takip ediyor?” diye. Veya o anlarda, içinize içinize ağlarken sizi gözetliyor mu diye kıllanırsınız. Harry Styles, demo albümünde işte bu kadar içten ve gerçekçi. İkinci albümü Fine Line’da da yine bu hissi devam ettirmiş valla.

harry styles lights up video
Harry Styles, Lights Up videosundan.

Harry Styles ile koridorda buluşmaya hazır mıyız?

Harry Styles, ilk albümünü bizi koridorda buluşmaya çağırarak açıyor. Sakin bir müziğin üzerine, sanki daha yeni uyanmış ve biraz da uzaklardan gelen sesiyle Meet Me in the Hallway (benimle koridorda buluş) diyor. Bu sese ben giderim şahsen; siz de gidersiniz. Ne bulacağını bilmeden; yani biraz ürkeklik, biraz umut ve biraz da yarım ağız gülümsemelerle yürünür o koridor. Ki yürüyünce geldiğiniz nokta da Sign of the Times: koridorun sonu, David Bowie havasında dünyanın sona erişi gibi bir durumla karşılıyor sizi. Bu sefer de Harry Styles, “ağlamayı kes” diyor. Belli işte, kendisi yeterince ağlamış (ki bunu James Corden’la yaptığı Carpool Karaoke’de de söylüyor; “cool” bir şekilde ağlıyormuş bazen müzik onu duygulandırınca) ve bunun hiçbir faydası olmadığını görmüş, siz de gözyaşlarınızı boşa harcamayın istiyor!

İkinci albümünün çıkış şarkısı I Adore You ise Meet Me in the Hallway’e göre daha neşeli ve minnoş. Videoyu görmeden önce şarkıyı dinlediğim çok başka şeyler düşünmüştüm ama videoyu izledikten sonra eridim bittim adeta. O kadar tatlı bir hikâye yazmışlar ki şarkının etrafında. E Harry Styles zaten tatlı mı tatlı. Bu şarkı anksiyeteye iyi geliyor mesela; kesin bilgi!

Vur, Harry Styles, vur!

Bir albümü ilk kez dinliyorsam bana şöyle şeyler oluyor: ya kendimi müziğe kaptırıp sözleri tam anlamıyorum, ya da tam bu kapılma sırasında bazı kelime dizeleri kalbime kalbime (çok nadir de beynime beynime) vuruyor. Harry Styles ile ilk yalnız kaldığımızda da bu durum geçerliydi. İlk başlarda mesela, Two Ghosts isimli şarkıyı sürekli üst üste dinledim. Kendisini şöyle anlatıyor bu şarkıda: “aynı kırmızı dudaklar / aynı mavi gözler / aynı beyaz tişört / birkaç tane daha dövme / ama bu sen de, ben de değiliz.” Aslında hep aynı kaldığımıza ancak bir o kadar değiştiğimize dair daha basit ama tokat gibi çarpan bir gönderme olabilir mi?! En iç alıcı cümlesi de şu: “Sounds like something that I used to feel,” yani, “eskiden hissettiğim bir şey gibi geliyor kulağa.”

Fine Line’da da böyle hissettiren şarkıları var yine. Ama benzer hisleri verirken kendini tekrar ederek değil, farklı şeyler deneyerek yapıyor bunu. Pek çok röportajında herkes ona klasik “albümü nasıl yazdın” sorusunu soruyor. Her seferinde de yaşadıklarından öğrendiklerini, hissettiklerini yazdığını, kişisel şeylerin insanlar tarafından daha çok sevildiğini söylüyor. Haklı valla. İçinde kendimizden bir şeyler bulduğumuz şarkıları, kitapları, filmleri, tabloları hangimiz sevmeyiz ki?

harry styles fine line albüm duyuru
Harry Styles, Fine Line albümünü böyle duyurdu.
Kaynak: Harry Styles Facebook Sayfası

“Hayatta Harry Styles dinlemem!” diye isyan edenlerin bile deneseler seveceklerine yürekten inandığımdan kalbinize dokunacak 5 şarkısını seçtim. Bunları dinleyin, bir şeyler hissetmezseniz konuşalım.

  1. Falling
  2. Ever Since New York
  3. From the Dining Room Table
  4. To Be So Lonely
  5. Treat People With Kindness

Cidden ama cidden her iki albümündeki tüm şarkıların neler düşündürdüğünü, hissettirdiğini teker teker anlatabilirim ama o zaman bu yazıyı okurken uyuyakalırsınız. Harry Styles, hem sözleri, hem insanı geçmişe, her şeyin daha güzel olduğu günlere götüren müziği, hem de sesini kullanışıyla (fısıldamasına da, böğürmesine de kurban cinsinden) insanı farklı diyarlara götürüyor. Kim ne derse desin, One Direction gibi zorlama bir araya getirilmiş, ağızlarına genç kızları haykırtacak kelimeler zorla verilmiş bir gruptan birinin böyle gerçek, böyle şeffaf ve bir o kadar da sevimli ve mütevazi olmasını hiç ama hiç beklemezdim.

Sen bir büyücüsün, Harry.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.