Genel

Hayatın Kaynağı da nedir acep?

Ayn Rand’in ‘The Fountainhead’ (Hayatın Kaynağı) isimli romanı, kitap kulübümün geçen yılki seçimlerindendi. Daha öncesinden beri ‘okumak lazım’ listemde olmasına rağmen her elime almaya çalıştığımda bir bahane bularak bıraktım. Bu bahanelerden bazıları: ‘offff çok kocaman bu kitap,’ ‘offff yazıları minicik bu kitabın,’ ‘offf buna can mı dayanır…’ Sonra Haziran başında tatile çıkmak üzere bavul yaparken yine gözüme takılınca atıverdim çantaya.
Normal şartlar altında okunurken nasıl olur bilmiyorum ve büyük ihtimalle de cevabı aramayacağım ama deniz kenarında okurken çok acayip diyarlara götürdü bu kitap beni. Uyuyakalmamak için direnirken tam Howard Roark aykırı bir hareket yapmak üzere, mesela, ve kitabın arkasından güneş yakıyor da yakıyor. Gözümün önünde Roark’ın kızıl saçları geldikçe suratım daha bir yanıyor falan… Kardeşimin deyimiyle bunlar benim ‘küçük psikopat’lıklarım sanırım ama fena da olmadı yani.
Öncelikle önyargısız yaklaşamadım bu kitaba çünkü insan Ayn Rand’den ve filozifisi objektivismden ister istemez haberdar oluyor hayatının bir döneminde. Sonracığıma, hiç olmadık filmlerde karakterin biri diğerine bu kitabı veriyor ve ‘muhakkak okumalısın’ diyor. İnsan ‘neden hep bu kitap?’ diye kafayı yiyor. Okuyup bulayım dediğiniz zaman ise benim gibi uzun süre ordan oraya süründürebiliyorsunuz kitabı okuyana kadar.
Karakterlerin hepsinden nefret ettim. Hem de öyle bir nefret ettim ki birden karşıma çıksalar bir kaşık suda boğabilecek kadar. Olaylar da sürekli bir şekilde ‘ooohaaaa’ dememe neden oldu. Karakterlerin tamamı ‘dünyayı ben yarattım’ havalarında; durmadan birbirlerinin kuyusunu kazıyorlar. Birine sinirlenip ona ders vermek isteseler de, aşklarından ölseler de hem kendilerine, hem de karşılarındakilere işkence etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bunlar benim cidden hoşlanmadığım şeyler.
Ancak kitabın (ve haliyle Rand’in ‘filozofi’sinin) beni en rahatsız eden yanı her şeyin (karakterlerin dahil) siyah-beyaz olmasıydı. Ben grileri kurcalamayı severim ve bu kitapta yoktu öyle bir şey. Beni bu kadar gıcık etmeyi başarmasından dolayı takdir ettim kitabı. Bu arada evet, bayağı uzun kitaplardan ancak kolay bir şekilde okunuyor. Benim gibi korkmanıza gerek yok yani. Okuyun, bu kadar abartmaya değen bir kitap mı siz karar verin.
]]>

You Might Also Like

2 Comments

Leave a Reply