film

Interstellar: "Aaaabi çohiii!" dediler, izledik

Interstellar-2014-Movie-PosterAynı başlıkta dediğim şekilde oldu bu filmi sinemada izlemem. En yakın arkadaşım arayıp da “biz gidiyoruz; gelir misin?” demeseydi DVD’sini beklemekte kararlıydım. Bir sürü insan taşlayacak beni bu yorum yüzünden sanırım ama abartıldığı kadar akıl uçuran bir film olduğunu düşünmüyorum. Görseller inanılmazdı tabii, oyuncular, özellikle McConaughey efsaneydi (her filmde tokatlamak istediğim Anne Hathaway dışında) oralar hiç girmeyeceğim bile. Onun dışında zaten Dylan Thomas‘ın şiirinden alıntı yapmayı seçerek bana göre filmin olayını özetliyorlar:

Do not go gentle into that good night. Rage, rage against the dying of the light. Şair özetle hemen pes etmeyin, umudunuzu kaybetmeyin, karanlığa kendinizi bırakmadan ışık için savaşın diyor. Bu, hepimizin anladığı, hatta haliyle filmdeki seviyede olmasa da her gün karşı karşıya geldiği bir şey. Filmdeki A Planını da çok iyi anlıyorum. Ama “ailemi bir daha görmesem de olur; yeter ki insan soyu devam etsin” kafasını anlayamıyorum mesela. Şu anda yaşayanları kurtaramadıktan, ölecekleri varsa da bir hoşçakal, bir seni seviyorum diyemeden ölmelerine izin verdikten sonra henüz bu dünyada olmayan, yepyenilerinin başka bir gezegende hayatında sürdürebiliyor olması ne alaka?

Hele ki çoğu insanın Murph gibi değil de Matt Damon’ın karakteri gibi olduğunu düşününce moralim de bozuluyor aslında. Bir gün insanların başka bir gezegende yaşayabilecek olmaları ihtimali aklımı uçuruyor. Ama sonra da düşünüyorum ki bunun olmasını sağlayan insanlar, bizim gibi orta sınıfı o uzay gemisine almazlar bile. Yani kimileri Interstellar’ı yaşarken, biz The Road‘da kalırız gibime geliyor.

 ]]>

You Might Also Like

No Comments

    Leave a Reply