Kitap Yorumu kitaptan filme

Kâğıttan Kentler

Kâğıttan Kentler‘i de okuyunca geriye okumadığım tek John Green kitabı Will Grayson, Will Grayson kaldı. Yani konuya hakim olduğum için atıp tutma hakkımın olduğunu düşünerek şöyle diyorum: orijinal hiçbir yanı yok Kâğıttan Kentler‘in. Evet, ben Green’in biraz geek, biraz nerd, popülerin ve “kabul” görenin dışındaki karakterlerini çok seviyorum. Ancak Alaska’nın Peşinde ve İlk Aşk sonrasında Kâğıttan Kentler‘de orijinal bir şey bulamadım açıkçası. İlk Aşk, kendi özelinde apayrı bir hikayeydi benim için ama Kâğıttan Kentler, Alaska’nın Peşinde‘nin farklı bir versiyonu adeta. Hele bir de kitabın da, filmin de reklamını en çok bilinen romanının üzerinden “Aynı Yıldızın Altında‘nın yazarından…” diye yaptılar ya… Çok ama çok yanıltıcı!

kagittan-kentler

Öncelikle, Quentin’in dışarıdan ezik olarak algılansa da kendi içerisinde “dünyaları ben yarattım” havalı bir karakter olması, her şeyi ama her şeyi kendine bağlaması ve dünyanın sadece onun etrafında döndüğünü sanması cidden sinirimi bozdu. Alaska ise, (ay ne Alaska’sı ya; Margo!) rahat poposuna batan, ailesinden ve arkadaşlarından baymış, klasik bunalımlı ergen. Quentin, bir umutla Margo’nun kendisine ihanet eden arkadaşlarından intikam almasına yardım ediyor; Margo’nun ona karşı ‘özel’ şeyler hissetmediğinin farkında gibi sanki ama diğer yandan biraz da kendisini kullandığına inanmak istemiyor gibi. İşte o yüzden de Margo önceden pek çok kez yaptığı gibi ortadan kaybolup, arkasında ipuçları bıraktığında hepsini kendisi için bıraktı sanıyor. Zavallı safoşcuk…

Genelde safoş, bazı şeyleri büyük umutlarla yapan karakterleri seviyorum aslında. Hatta hikâyenin sonunda hayalleri gerçek olmayınca da üzülüyorum onlarla birlikte. Ancak bunların hiçbirini Quentin için hissedemedim çünkü cidden sinir oldum çocuğa. Kitabı okumamın ardından filmi izleyince hatta daha da uyuz oldum Quentin’e; Nat Wolff, ya özünde aynı Quentin gibi bir insan ya da çok ama çok iyi rol yapmış.

kagittan-kentler-1437383779

Filmde allahtan çok sevdiğim Cara Delevingne de başroldeydi. Margo’yu oynaması için de kıl bir tip seçselerdi çekilmez olurdu gerçekten. İşte bu yüzden de buraya filmin tanıtımını koymayacağım (ki çoğunuz benden çok önce izlemişsinizdir diye tahmin ediyorum). Onun yerine buyrun, Cara Delevingne‘nin oynadığı bir klibi izleyin; bu kıyağımı da unutmayın! Umarım John Green kendini tekrar etmekten vazgeçer çünkü üzüldüm cidden.

[embed]https://www.youtube.com/watch?v=uMK0prafzw0[/embed] ★★]]>

You Might Also Like

No Comments

    Leave a Reply