Genel

Karanlıktan da aşk ve mutluluk çıkabiliyor

Baştan itiraf etmem gerekiyor ki, Miras Üçlemesi’nin ilk kitabı olan Yüz Bin Krallık elime ilk geçtiğinde hiç heyecanlanmadım. Arkasını şöyle bir okuduğumda, fantastik romanları sevmeme rağmen bana “yok artık ya!” dedirtecek, sonuna varamadan odanın bir ucuna savuracağım kitaplardan olacağını düşündüm. Çok, ama ÇOK yanılmışım!
Öncelikle nedense ana karakterin erkek olacağını düşündüm ama daha 20’sine varmamış, güçlü bir kadın savaşçı çıktı. Kahramanımız Öksüz Yeine, dedesi Kral Dekarta tarafından varis ilan edilince tüm hayatı değişiyor. Bir yandan rakibi olan kuzenlerinin oyunlarına gelmemek için savaşıyor, bir yandan annesini öldüreni bulup intikam almaya kararlı, bir yandan da “Göksel Üçlü” olarak bilinen tanrıların neden savaştığını çözmeye çalışıyor. Bu arada tanrıların Göksaray’da esir alındığını ve Yeine’nin onlarla muhabbet ettiğini söylemiş miydim?
Düşünün… Emrinize verilmiş Tanrısal bir güç var. Her türlü isteğini –ne kadar saçma sapan olursa olsun– yerine getirmek zorunda. Onu küçük düşürmek, daha güçlü olduğunu göstermek cazip gelmez mi?
Bence gelir.
Kesinlikle gelir.
Jemisin’in yarattığı dünya cidden büyüleyici, bir o kadar da ürkütücü. Kitapta önemli rol oynayan birden fazla karakterin olması, yazarın bu karakterleri bize ayrıntılı bir şekilde tanıtmayı başarması oldukça hoşuma gitti. Geçmişe dönen kısımlar da hikayenin içine başarılı bir şekilde serpiştirilmişti. Anlatıcımız Yeine’nin dilinin de çok samimi olduğunu düşünüyorum. Hikayesini anlatırken bazen başka yerlere kayıyor gibi gözüküyor, “bir dakika; konudan sapmayalım” gibi yorumlarla toparlamaya çalışıyor. Bu, yaşadıkları nedeniyle yaşadığı kafa karışıklığını da yansıttığı ve bir şekilde onu daha insancıl yaptığı için güzel bir ayrıntı olmuş bence.
Yeine’nin kendini, nereden geldiğini, yaşadığı dünyanın işleyişini okumak büyük bir zevkti. Karanlık Tanrı Naradoth’u neden o kadar çekici bulduğunu benim kafam basmadı ama aşkta mantık aramak gerekmiyor, değil mi? Ülkemizde Dex Kitap’tan çıkan Yüz Bin Krallık’ın çevirmeni Kader Çekerek’i de ayrıca tebrik etmek istiyorum bu hikayeyi akıcı bir şekilde okumamızı sağladığı için.
]]>

You Might Also Like

No Comments

    Leave a Reply