Menu
Genel

Kitap Kurdu Röportajları #9: Elif

Bu haftaki konuğum Elif, Ex Libris isimli kitap kulübümüz vasıtasıyla tanıdığım ve tanıdığıma çok mutlu olduğum biri. Kendisi kitap delisi olmasının yanı sıra kedi sever, sanat sever ve sevdiği her konuda heyecanlı olması benim çok hoşuma gider. Elif blog turlarımızda da yer alıyor ve kendisinin Kitaplık Kedisi isimli bir blogu var. Buyrun, sorularıma verdiği yanıtları buradan okuyun…
Kitap hastalığı ne zaman başladı?
Okumayı öğrenir öğrenmez başladı. Babam da annem de çok okurdu. Hep özenirdim. Şanslıydım ki yaşıma uygun harika kitaplar ile ilgimi hep ayakta tuttular. Thomas Brezina adlı yazarın Dört Kafadarlar serisini hala unutamam.

Kitap kurtları bazen “Bu kadar okunur mu?” veya “Kitaplara bu kadar para mı verilir?” gibi tepkiler alıyor. Böyle bir anınız var mı? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Evim ve okulumun arası çok uzaktı. Otobüste de sürekli kitap okuyordum. Bir akşam sanıyorum liseli kızlar desibel rekoru kırarak muhabbet ediyorlar, bağırıp çağırıp gülüşüyorlar. Aralarından bir tanesi beni gözüne kestirdi. Sürekli beni işaret edip gülüyorlar. Ben de dayanamayıp göz kırptım hayırdır anlamında. Hemen de cevabı hazırmış; “Bu da dünyayı kurtaracak okuya okuya ehauheauheaueha”. İşin ilginci otobüsteki insanlar da gülmüştü. Platon’un Devlet’ini okuyordum. Belki kurtarabilirim dünyayı, kim bilir.

Bir kitap hakkında “ben bunu okurum!” demeniz için hangi özelliklere sahip olması gerekiyor?
Klasikler söz konusu olduğunda bunu okumam dediğim bir kitap olmadı, olamaz da. Ancak bu kitabı okurum demem için çok fazla modum ve ön yargım var sanırım. Pulitzer, Man Booker gibi ödülleri genelde takip ediyorum. Kült olmuş kitaplar ise özellikle ilgimi çekiyor. Kült demişken, 500 kült kitap adlı bir kitap vardı. Anında alıp okumuştum. Sanırım kitaplar üzerine yazılmış kitaplara asla dayanamıyorum. Kitap kapaklarının çekici olması önemli mi? Kapağı, bir kitabı okumak veya okumamak konusundaki kararınızı etkiliyor mu?
Elbette etkiliyor. Tüketim çağındayız, her şeyin en güzelini istiyoruz kendimizce. Söz konusu kitaplar olunca da, evimde sergilediğim nadir şeyler olduklarından kapaklarına dikkat ediyorum. Ama bu sadece farklı yayınevlerinden çıkmış muhakkak okuyacağım kitaplar arasında etkili oluyor. Aynı kitabın A yayınevinin kapağı B yayınevininkinden daha güzelse onu tercih edebiliyorum. Tasarım artık hayatımızda çok önemli bir yerde. Çekici kitap kapaklarının çoğu okuru etkileyeceğini de düşünüyorum. Sadece bir kez kapağı ve ismi güzel diye hiç aklımda olmayan bir kitap okudum. Hatta kitap kulübümüzce seçmiştik hatırlarsın; The Particular Sadness of Lemon Cake. Limonun hayatımda çok farklı bir yeri var neden bilmiyorum. Limonlu şeylere dayanamıyorum. Ancak bu berbat kitaptan alacağım dersi aldım. Bir daha kapak bilmediğim kitaplar üzerinde beni asla etkileyemez. Türkiye’deki kitap fiyatları ve yayın kalitesi (tasarım, baskı, dil, vs.) hakkında ne düşünüyorsunuz?
Pek iyi şeyler düşünmüyorum ne yazık ki. Büyük yayınevlerinin idealist olmaktan çok uzak, popülizmin kölesi halinde değersiz kitaplar çevirdiklerini düşünüyorum. Gel gör ki çevirilerin çoğunu çok başarılı buluyorum. Çeviriye inanmayan bir çevirmen olarak böyle bir karara varmış olmam gerçekten zor. Kitap fiyatları ülkemiz gelir gideri göz önüne alındığında hayli astronomik. O yüzden elimden geldiğince az çeviri kitap okuyorum. Şanslıyım ki yabancı dilim var, kitapların orijinali dilimizden çok daha ucuz. Tasarım ise tam bir hayal kırıklığı. Yine de şahane cevherler var. Geray Gençer’in tasarımlarını çok beğeniyorum. Hastası olduğum yayınevleri de var elbette. Sakıncası yoksa Siren Yayınları’na selam edeyim, hem kitapları hem baskı kalitesi hem de çevirileriyle şahaneler. E-reader’ınız var mı? Varsa geleneksel kitapları mı, e-kitapları mı tercih ediyorsunuz?
iPad kullanıyorum, çok da memnunum. Geleneksel kitapları da okumaya devam ediyorum elbette, kitaplığımı seyredalıyorum uzun uzun. Önemli olan okumak, nereden nasıl okunduğuna pek takılmıyorum. Hatta kızgın bir yazım da var konuyla ilgili. (Elif’in söz ettiği yazısını buradan okuyabilirsiniz.) Hangi yazarla bir akşam yemeği yeme şansına sahip olmak isterdiniz (ölü veya hayatta)? Hangi konulardan bahsederdiniz?
Zor soru. Sevdiğim tüm yazarlar ile farklı farklı şeyler yapmak istiyorum. Hemingway ile içmek isterdim mesela, kadın sevmese de… En sevdiği dostunu anlatmasını isterdim sanırım. Haruki Murakami ile sessizce oturup çay içmek istiyorum. Konuşmamıza gerek yok. Sessiz sakin birlikte kitap bile okuyabiliriz. Italo Calvino ile klasikler üzerine derin derin konuşmak isterim. Sabahattin Ali ise… Ah işte beni can evimden vuran yazardır. Tek kelime etmesine izin vermez, onun insanlığına ne kadar hayran kaldığımı, onunla birlikte daha bir insan olduğumu anlatırdım saatlerce. Ta ki o gerçekten şahane hissedene kadar. Ve daha bir sürü yazar, bir sürü hayal… “Kitap okumaya hiç zamanım yok” diyenler için tavsiyeleriniz var mı?
Evet. Kendilerine yalan söylemeyi bıraksınlar. 🙂 Aşık olduğunuz ve/veya “bunu bir kaşık suda boğarım” dediğiniz kitap karakterleri var mı?
Sabahattin Ali – Kürk Mantolu Madonna kitabının karakteri Raif Efendi. Ona sırıl sıklam aşığım. Hep de aşık kalacağım. Rus yazarların kadın karakterlerinin çoğunu boğasım geliyor genelde. Pek haşır neşir olmamaya çabalıyorum. Kitapların film adaptasyonları hakkında ne düşünüyorsunuz? Şimdiye kadar beğendiğiniz bir film adaptasyonu oldu mu?
Yüzüklerin Efendisi hiç de fena değildi. Gerçi ara ara, “Burada tam 30 sayfa atlamışlar!” diye kızdıysam da beğeniyorum.
Game of Thrones dizisinin kitaptan daha çekici olduğunu düşünüyorum. Hiç huyum değildir, kitap her zaman önce gelir ama bu kitapta böyle oldu nedense. Baz Luhrmann’ın Romeo + Juliet’i de harikaydı. İyi adapte edilen her şeye saygım var. Dünyanın sonu gelmiş, bir uzay gemisi sizi kurtarıp başka bir gezene götürecek. Ancak yanınıza sadece 5 kitap alabilirsiniz. Hangi kitapları kurtarırdınız?
Sabahttin Ali – Kürk Mantolu Madonna
Italo Calvino – Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu
Dostoyevsky – Suç ve Ceza
Ferhan Şensoy – Kalemimin Sapını Gülle Donattım
Jerzy Kosinski – Boyalı Kuş Sonra da oturur tüm kitaplar için ağlardım muhtemelen. 🙂 Yabancı yazarları mı, Türk yazarları mı tercih ediyorsunuz?
Yazarları Türk ya da yabancı diye ayırmak hoşuma gitmiyor. Ancak şunu söyleyebilirim, ilgimi çeken Türk yazar 1 ya da 2 tane. 1 tanesi zaten Sabahattin Ali. Diğeri de Ferhan Şensoy… Elimden geldiğince farklı kültürlerden yazarlar okumaya çalışıyorum. Şu anda hangi kitabı okuyorsunuz?
Şu anda Tom Rachman’ın The Imperfectionists adlı kitabını okuyorum. Hayli ilginç devam ediyor. Okunacaklar listenizde hangi kitaplar var?
Sayamayacağım kadar çok kitap var. Bu aralar daha önce okumadığım yazarlara saldırıyorum diyebilirim. Şu an yanıtlarınızı okuyanlara bir kitap tavsiye eder misiniz? Neden okumalılar bu kitabı?
Şu zamana kadar okumadılarsa Kürk Mantolu Madonna’yı okusunlar. Hemen. Bu kitabı neden okumalılar? İnsanı daha iyi anlatan bir kitap daha okuyamayacakları için sanırım.
]]>