Menu
Kitap Yorumu / Kitaptan Filme / Projeler

Küçük Kadınlar kitabı ile geçmişe yolculuk

küçük kadınları kitabı yorumu zimlicious kitap blogu

Küçük Kadınlar kitabı ilk okuduğum romanlardan. Hatta sık sık dile getirdiğim gibi annemin küçükken okuduğu kitabı (hatta serinin tamamını) bana vermesiyle okuduğum bir kitap. Tabii ki daha ilk okuyuşumda bile March kadınlarını çok sevmiş, onlarına arasına katılmak ve onlarla arkadaş olmak istemiş, maceralarının bir parçası olmak için çok can atmıştım. Küçük Kadınlar kitabı yeri bende ayrı olan, ara ara tekrar tekrar okuduğum kitaplardan. Bu sefer de Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın yeni bir çeviri yayınlamasını bahane ederek okudum valla.

Benden önce aynı kopyasını okuyan biri “e kitap yarım kalmış!” gibi bir yorum yapmıştı. Hem öyle hem değil diyelim… Küçük Kadınlar kitabı aslında tek bir kitap değil, bir seri. Yine aynı karakterleri ele alan, küçük kadınlarken tanıdığımız March kızlarının hayatının ilerleyen dönemine de ışık tutan bir seri. Kafa karıştıran kısım şu: Küçük Kadınlar kitabı uzun zamandır bir üçleme olarak biliniyor çünkü o şekilde basılıyor. İlk kitap Küçük Kadınlar, sonra Good Wives (İyi Eşler), sonra Little Men (Küçük Erkekler) ve Jo’s Boys (Jo’nun oğlanları). Ancak 1869 yılından itibaren Küçük Kadınlar ve Good Wives “Küçük Kadınlar” ismi altında tek kitap olarak basılıyor – ben de ilk okuduğumda böyle okumuştum seriyi. Annemin bana verdiği Küçük Kadınlar, Küçük Kadınlar ve Küçük Prens kitaplarının bulunduğu bir üçlemeydi. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları ise ilk iki kitabı 1869 öncesi olduğu gibi ikiye ayırmayı tercih etmiş. Nedendir bilmiyorum tabii ama bana sorarsanız biraz saçma olmuş çünkü özellikle benim gibi eskiden beri hikâyeyi bilen, sevenlerde yarım kalmış hissi yaratıyor ve ilk kez okuyanlar da hikâye orada bitiyor sanacak. Neyse…

Küçük Kadınlar kitabı ve “anılaaaaaaaaarrrr”

küçük kadınlar kitabı yazar louisa may alcott
Yazar Louisa May Alcott

Philadelphia (kalpkalpkalp) doğumlu, Amerikalı yazar Louisa May Alcott Ralph Waldo Emerson, Nathaniel Hawthorne ve David Thoreau gibi entelektüel isimlerin arasında büyümüş. Babası da filozof ve pedagogmuş. Küçük Kadınlar kitabı ile onun Alcott’un hayat görüşüne ve ailesinden kesitlere tanık olduğumuza çok eminim; bunu kanıtlayamam ama eminim. O kadar gerçek, o kadar yaşanmadan anlaşılmayacak şeylere değiniyor ki insan tersini düşünemiyor gerçekten. Ailesi finansal sıkıntılar çektiği için genç yaşlarından beri çalışması gereken Alcott, yazıya da yine bu amaçla yönelmiş. İlk başlarda yetişkinlere yönelik, tutku ve intikam odaklı, şehvetli kısa hikayeler yazmasının ardından Küçük Kadınlar kitapları gelmiş. İyi ki de gelmiş!

Hakkında biraz araştırma yaparsanız göreceksiniz ki Alcott ölümüne kadar köleliğe karşı gelen, feminist bir kadınmış. Canım ya. Bu görüşleri de kesinlikle Küçük Kadınlar kitabı ve devamı ile çıkıyor karşınıza. Hatta ben şahsen Jo March karakterinin (ki kitaplardaki en sevdiğim, kendime bugün bile en yakın gördüğüm karakterdir) Alcott olduğunu düşündüm hep.

O halde ben kenarda otururum. Eşli danslar pek umurumda değil. Ortalıkta salınıp durmak hiç eğlenceli gelmiyor. Ben uçuşa uçuşa, coşkuyla dans etmeyi seviyorum.

– Jo March, sayfa 34

Feminist gibi feminist

Kendisi hiç evlenmemiş ama belli ki bugün feministliği ne yazık ki yanlış anlayan, “feministler evlenmez” veya “feministler erkeklerle muhatap olmaz” veya “feministler örgü örmez” kafasında değil. Tanıştığınızda göreceksiniz, Küçük Kadınlar da ekonomik zorluklar çeken, savaştır, vs.’dir derken zorlu dönemlerden geçen bir aile. Dört kız kardeşin her biri ayrı bir karakter ve yeri geliyor dikiş dikiyorlar, yeri geliyor yemek yapıyorlar (ki pek de beceriksizler bu konuda ama olsun) ama genel olarak baktığınızda babaları savaştayken anneleriyle birlikte bu dört kız bir şekilde kendi ayakları üzerinde duruyor. Bunu da bazı sivri akıllıların kadınsal diyerek küçük gördüğü arzularını, umutlarını bir kenara atmadan yapıyorlar. Bence kitabın bugünkü küçük kadınlara verip verebileceği en faydalı mesaj da bu.

Bana akıl verme! Bütün gün sessizce oturamam. Hem ateşin yanında uyuklamayı da sevmem, kedi miyim ben? Macera peşinde koşmak istiyorum ve şimdi de kendime macera bulmaya çıkıyorum.

Jo March, sayfa 65
küçük kadınlar kitabı 1994 filmi
1994 filmi

Küçük Kadınlar kitabı ile verilen hayat dersleri benim de birlikte büyüdüğüm dersler. Bir şeyler başarmak için çok çalışmak gerekir, sevmek önemlidir, insanlara iyi davranmak gerekir ve daha pek çoğu benim de duyarak büyüdüğüm dersler. Tabii kitabı daha gençken okuduğumda sürekli kafa sallayarak “evet; Marmee haklı tabii; annem de böyle diyor zaten” diyordum. Ama bugün 36 yaşımdayken bir yandan da “acaba yanlış mı yaptılar; iyiler hayatta hiç de kazanıyor gibi değil” diye düşünmekten alamıyorum kendimi. Her ne olursa olsun zaten bu dersler zihnime, kalbime öyle bir kazınmış ki farklı bir şekilde de yaşayamıyorum. Ve dönüp dolaşıp yine “iyilik, büyüklük bizde kalsın” diyerek devam ediyorum hayatıma. İyice gözlerim dolup da foşur foşur ağlamaya başlamadan yazıyı bitiriyor ve sizi Jo’nun şu sorusuyla baş başa bırakıyorum:

Kurduğumuz hayallerin hepsi gerçek olsa ve o hayali şatolarımızda yaşayabilsek, güzel olmaz mıydı?

Jo March, sayfa 194

Küçük Kadınlar kitabı aşağıdaki listelerde de yer alıyor:

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.