Menu
Genel

Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

Kitap: Kürk Mantolu Madonna
Yazar: Sabahattin Ali
Basım yılı: Şubat 2011 – 44. Baskı (1. Baskı Remzi Kitabevi, 1943)
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa sayısı:160 “Her gün, daima öğleden sonra odaya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor; rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum ‘Kürk Mantolu Madonna’yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum.” Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.
Bu kitabın ilk ve son satırlarını firstandlastlines blog‘da okuyabilirsiniz.
Bu kitabı elime almakta bayağı geç kalmışım, onu farkettim. Nasıl derseniz, şöyle: kitabı bir nefeste okumamın üzerinden 1,5 ay geçmiş olmasına rağmen ne zaman hakkında bir şeyler yazmaya kalksam ne yazacağımı bilemedim. Şu anda da bilmiyorum. O nedenle ‘anlatılmaz, okunur’ diye iğrenç bir cümle kurma ihtiyacını hissediyorum.
Tanıdığım herkes, ama herkes tavsiye etti bu kitabı. Öyle olunca insanı bir heyecan, bir merak basıyor tabii. İtiraf etmeliyim, ilk başlarda ‘bu kadar büyüttükleri de neymiş ki?’ diye düşündüm ama sonrasında böyle düşündüğüm için utandım. Bu kadar gerçekçi, bu kadar herkesin içini satırlara döken bir hikaye okumuşsam da cidden aklıma gelmiyor şu an. Bu nedenle ‘çüş artık!’ diye isyan ederken bir yandan da hayran kalmama neden olan bazı kısımlarla baş başa bırakıyorum sizleri…
1. Aşk hiç de sizin söylediğiniz gibi basit sempati veya bazen derin olabilen sevgi değildir. O büsbütün başka, bizim tahlil edemediğimiz öyle bir histir ki, nereden geldiğini bilmediğimiz gibi, günün birinde nereye kaçıp gittğini de bilemeyiz. Halbuki arkadaşlık devamlıdır ve anlaşmaya bağlıdır. Nasıl başladığını gösterebilir ve bozulursa sebeplerini tahlil edebiliriz. Aşka girmeyen şey ise tahlildir.
2. Demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyor ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor.
3. Zaten kadınlar pek acayip mahluklardı. Bütün hatıralarımı toplayarak bir hüküm vermek istediğim zaman, kadınların hiçbir zaman sahiden sevemeyecekleri neticesine varıyordum. Kadın sevebileceği zaman sevmiyor, ancak tahmin edilmeyen arzulara üzülüyor, kırılan benliğini tamir etmek istiyor, kaybedilen fırsatlara yanıyor ve bunlar ona aşk çehresi altında görünüyordu.
Sanat konusunda bilgim oldukça kısıtlı olduğu için kitabı okuduğum süre boyunca gerçekten Kürk Mantolu Madonna diye bir tablo olup olmadığını merak ettim. Varmış. Kitaba adını veren ‘Madonna delle arpie’ isimli tablo Floransa’daki Uffizi Galeri’de sergileniyormuş. Olur da siz de merak edersiniz diye paylaşıyorum; Google’lama derdinden kurtarıyorum sizi.

]]>

3 Comments

  • Mert
    13 Kasım 2011 at 12:40

    ”Bana bir kere gül, öyle git”

    ve

    ”-şimdi ben gidiyorum. fakat ne zaman çağırırsan gelirim” dedi. evvela ne demek istediğini anlamadım. o da bir an durdu ve ilave etti.:
    -“nereye çağırırsan gelirim!”

    bu cümleler hem zihnime hem de kalbime kazınmış durumda.

    Okumadıysan Sabahattin Ali’den ”Değirmen” öyküsünü de mutlaka oku derim 🙂

    Reply
  • Simay
    13 Kasım 2011 at 17:21

    Akla kazinacak cok cumle vardi kitapta; insanin aklini basindan aliyor resmen. ‘Degirmen”i de bulacagim mutlaka 🙂

    Reply
  • Anonymous
    17 Şubat 2012 at 13:50

    oysa daha vahşi hayal etmiştim. .

    Reply

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.