Kitap Yorumu

Lang Leav şiirleri ile aşkın barındırdığı mutluluk ve talihsizlikler silsilesi

lang leav kitap love and misadventure

Lang Leav ile tanışmam “To the man I love, to my future” (Sevdiğim, geleceğim olan adama) başlıklı Instagram paylaşımına denk gelmemle oldu. Şu hayatta her saniye güçlü olmaya çalışan biri olarak güçlü insanları herkes kadar ben de seviyorum ancak şunu da fark ettim ki “güçlü insan” tanımı kişiden kişiye değişiyor. Ben, Lang Leav gibi, yaralarıyla, zayıf yanlarıyla, hatalarıyla, hayal kırıklıklarıyla yüzleşebilen ve tüm bunlara rağmen, bir anlığına boyunları bükülse de yeniden dikilerek, ayakta kalmaya devam edebilenlere hayranım açıkçası. Lang Leav da tam Sevgililer Günü’ne denk getirdiği yazısında şöyle diyor:

“Varlığını ilk hissettiğim anda gökyüzündeki noktaları birleştirmeye, yıldızlarımızın ne zaman hizalanacığını merak etmeye başladım.

Sık sık nerede olduğunu, mutlu olup olmadığını düşünüyorum. Aşık mısın? Umarım o nazik biridir. Bu açıdan ikimizin de aynı olduğunu biliyorum– pek çok kişiden biraz daha kolay yaralanıyoruz. Anlayacağın, ruhumuz aynı nefeste yaratılmış.

Biraz geç kalıyorum, biliyorum, ve bunun için özür dilerim. İşler, benim planladığım gibi gitmedi. Ama inan bana yoldayım, geliyorum.

O zamana kadar beni düşün, benim hayalimi kur ve ben de aynısını yapacağım. Bir gün ismini öğreneceğim ve onu bu sayfada bir yere yazacağım. Ve o an fark edeceğiz ki birbirimizi daima tanıyorduk.”

Lang Leav Instagram

Bu yazıyı okuyup da içinde bir şeyler kıpraşmayanlar hemen bu sayfayı kapatıp, başka yerlere yönelebilir. “Evet ya!” diye tepki verenler ise okumaya devam etsin derim…

Lang Leav, her sonun mutlu olmadığının farkında

Siz de benim gibi kitaplarla, müzikle, filmlerle, dizilerle büyüyenlerdenseniz (ki çoğunuzun öyle olduğunu tahmin ediyorum) aşkı birebir yaşamaya fırsatınız olmadan nasıl bir şey olduğuna dair az çok fikir edinmişsinizdir. Şu konuda da hemfikir olacağımızı düşünüyorum: aşk denen şey gerçek hayatta romantik komedi misali değil, Kolera Günleri’nde Aşk misali yaşanıyor. Okuyarak, dinleyerek büyüdüğümüz masallar “ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar” diye bitiyor ve içlerinde hayata dair farklı dersler ve öğretiler barındırsalar da nasıl “sonsuza kadar mutlu” yaşandığına hiç değinmiyor. Platon’a göre hepimiz bir zamanlar başkasına yapışıktık, hepimizin dört kolu, dört bacağı ve bir kafada iki yüzü vardı. Bu halimizle tanrıları al aşağı edebilecek kadar güçlüydük. Bunu kabullenemeyen tanrılar bizi ortadan ikiye bölüp, ruh ikizlerimizden ayırdılar ve sonsuza dek diğer parçamız eksik yaşamaya mahkum ettiler. Yeri geliyor, küpemin tekini bile zor buluyorum; diğer yarımı bulmam nasıl kolay bir şey olabilir ki?

Ki bu sürecin zorlu olduğunu hepimiz biliyoruz. Külkedisi gibi masallardan Jane Austen’ın Aşk ve Gurur’una kadar pek çok hikâyede ana karakterler ruh ikizleriyle bir araya gelmek için büyük zorluklar, acılar çekiyor. Çoğu hikâyede bir ayrılık, kaybetme korkusu kol gezse de insaoğlunun “mutlu son” fanatikliği nedeniyle her şey bir şekilde tatlıya bağlanıyor. Ama aslen durum böyle mi? Değil. İşte Lang Leav tüm bunların gerçekçi, yer yer çirkin yüzünü büyülü ve hafiften naif bir anlatımla kâğıda döktüğü için çok sevdim kendisini.

Şiirin iyisine, kötüsüne kim karar veriyor?

Bu yazıyı yazarken, internet aleminde Lang Leav hakkında kim, ne demiş ona baktım tabii biraz. Bazıları “bunlar da şiir mi?!” diyerek kadını yerden yere vurmuş. Bu da bana yine şunu sorgulatıyor: “sanatın ne demek olduğuna kim karar veriyor?” Olumsuz yorum yazanların çoğu Lang Leav şiirleri için “çocukça, emo ergen şiirleri gibi” demiş. Ben şahsen bu nedenle sevdim şiirlerini. Aşık olduğunda yetişkin gibi davranabilen biriyle karşılaştınız mı hiç? Ben karşılaşmadım. Hepimiz çocuklaşıyoruz, ergenleşiyoruz, ne zaman telefondan mesaj sesi gelse “allahım, lütfen o olsun” diye deliriyoruz, ilk dokunuşlarda, öpüşlerde ayak parmaklarımızdan kafatasımızın en üst noktasına karar kıpkırmızı kesilip, alev alev yanıyoruz. Yanlış mıyım?

Yine zevk meselesidir tabii. Kimileri edebiyatını, şiirlerini ağdalı sever. Ben basit anlatımları her zaman daha çok sevdim. Teknik, tarz gibi meselelere takılmadan gerek kitaplar olsun, gerek müzik, gerek sanatın diğer alanları veya içinde bulunduğum durumlara hep hislerimle yaklaştım. Şimdiden sonra da öyle yapacağım. Üzerinde düşünebilecek, uğrunda şiirler yazacak, şarkılar söyleyecek, resimler yapacak bir şeyler hissetmeyeceksek niye yaşıyoruz ki?

Love & Misadventure, Her Ülkeden Bir Kitap Projesinde Yeni Zelanda’ya eklendi.

lang leav yazar kitap

Tanıtım Yazısı:

Beautifully illustrated and thoughtfully conceived, Love and Misadventure will take you on a rollercoaster ride through an ill-fated love affair—from the initial butterflies through the soaring heights to the devastating plunge.  And, in the end, the message is one of hope.

The journey from love to heartbreak to finding love again is personal yet universal. Lang Leav’s evocative love poetry speaks to the soul of anyone who is on this journey.  Leav has an unnerving ability to see inside the hearts and minds of her readers. Her talent for translating complex emotions with astonishing simplicity has won her a cult following of devoted modern poetry fans from all over the world. Forget the dainty, delicate love poems of yore; these little poems pack a mighty punch.

Lang Leav is a poet and internationally exhibiting artist. Her work expresses the intricacies of love and loss. Love & Misadventure is her first poetry collection.

You Might Also Like

No Comments

    Leave a Reply