0
Kitap Yorumu

Marslı

2 Eylül 2015

1a9afbc49a324d0e9cf44d05649f1c5c

Küçüklüğümden beri Mars’a sempati duymamın nedeninin hem minik, hem de en sevdiğim renkte (turuncu) olması olduğunu düşünüyorum. E bunda yine küçüklüğümden beri özellikle filmlerin beynimin içine Mars’ı işlemesi de önemli rol oynamıştır kesin: uzayla ilgili filmlerde ya aya, ya da Mars’a gidiliyor sonuçta, değil mi? E bir de minnoş Jared Leto’nun grubu 30 Seconds to Mars var… Neyse, konudan iyice sapıyorum sanırım. Marslı diyordum… Andy Weir diyordum… Bir anda nasıl da patladı diyecektim… Hatta öyle bir patladı ki önümüzdeki yıl Matt Damon’ın oynadığı filmini izleyeceğiz…

Dediğim gibi, ben Marslı’yı okumakta biraz geç kaldığımdan şimdiye kadar hepiniz nedir, neyin nesidir biliyorsunuzdur, hatta benden önce okumuşsunuzdur bile. Özetle, Astronot Mark Watney, Mars’ta mahsur kalıyor ve hedefi hayatta kalmak. Hikayeyi, hem onun tuttuğu günlükler üzerinden, hem de onu kurtarmaya çalışan ekiplerin gözünden okuyoruz. Aynı zamanda botanist olan Watney, bilimin gücünü kullanarak Mars’ta patates bile yetiştiriyor. Pişmediğinde iğrenç olduğunu hissettiği patatesler… Weir, belli ki herşeyi iyice araştırmış kitabı yazarken. Zaten rakamlara kafası hiç ama hiç basmayan biri olaraktan içinde hata varsa da bulabilecek en son kişi benim! O nedenle Watney’nin omzunun üzerinden, sorgulamadan, yargılamadan macerasına eşlik etmeye çalışmakla yetindim sadece. Gerçekten çok ama çok fazla teknik açıklama var kitapta.

23681652

Bir PR’cı olarak ilgini en çok çeken karakterin kitaptaki PR’cı Annie olduğunu söylemem gerek. Bir an düşündüm, “NASA’nın PR’ını yürütmek nasıl birşeydir acaba ya?” diye. Zaten 7/24 olan bir işin iyice uykusuz, nefes aldırtmayan olan halidir herhalde. Basın dediğiniz ya umursamazdır, ya da her şeyi, en ince ayrıntıya kadar öğrenmek ister. Merak ettiğinin peşinden gider. Annie de işte bunun ceremesini çekiyor. Mesela, basın Mars’ta kalakalmış olan Watney’nin orada çekilen bir resmini istiyor. Sanki adam Bodrum’da plajda takılıyor he! Operasyonu yöneten Venkat’a resim istiyorum dediğinde, adam haklı olarak mesaj göndermelerinin bile çok uzun zaman aldığını, “sırf poz vermesini söylemek için bir mesajı harcamayacaklarını” söylüyor. Annie’nin cevabı ne dersiniz? “Basın bunun için boğazımdan aşağı iniyor. Kıçımdan da yukarı çıkıyor. İki yönde ilerliyorlar, Venkat! Ortada buluşacaklar!” Ben seni o kadar iyi anlıyorum ki, Annie…

Son olarak şunu söyleyebilirim ki Andy Weir, edebiyat yapacağım diye kasmamış. Belki de bu nedenle şıp diye okunuyor Marslı. Ölüm-kalım meselesini çözmeye çalışan insanların bu kadar espriler patlatıyor olması biraz tuhaf gelse de belirli zamanlarda kah kah güldüğümü itiraf etmem lazım. Diğer yandan karakterlerin çoğu inanılmaz yüzeysel. Arada bir-iki duygusal, insancıl olmaya çalıştıkları yer var ama onun dışında kahramanlarımız bilim ve Mars. Bakalım bu kadar monoloğun yer aldığı bir kitabın filmi nasıl olacak… Eğer hala izlemediyseniz, buydun buradan izleyin filmin tanıtımını.

[embed]https://youtu.be/ej3ioOneTy8[/embed] ★★★ Marslı ile Kitaplık Kedisi 2015 Reading Challenge‘ın 10’uncu maddesini tamamlamış bulunuyorum.  ]]>

2 Comments

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.