Genel

Metresin kızı yazar olursa…

The Mistress’s Daughter (Metresin Kızı) isimli kitabı okumamın ilk nedeni çok sevdiğim bir yazar olan A.M. Homes tarafından yazılmış olmasıydı. İkinci nedeni kendi hikayesini yazmış olması, üçüncüsü ise bu hikayenin ilginç olmasıydı.
 

Homes, bir aileye evlatlık olarak verilmiş, bunu başından beri bilen ve mutlu bir çocukluk geçirmiş bir yazar. Doğumundan 30 yıl sonra, ilk kitabının yayınlanmasının ardından onu doğuran kadının kendisiyle iletişim kurmak istediğini öğreniyor. Anlaşılır bir şekilde, nereden geldiğini, onu dünyaya getirenin kim olduğunu merak ediyor ve hem mızmız annesi, hem de onun kendi kızı olduğunun kanıtlanması için DNA testi isteyen, onunla otellerin cafe’lerinde buluşan ve ailesine ondan bahsetmeyi uygun görmeyen babasıyla tanışıyor.
Homes’un romanlarında apaçık görülen gözlem ve analiz yeteneği bu kitapta da var. Ancak kendinin de bu kadar dahil olduğu bir konuda ağırlıklı olarak tek taraflı bir bakış açısı sergiliyor. Nerden geldiğini sorgularken çok ama çok ayrıntılı araştırmalara da giriyor. Hatta aile ağacınızı oluşturan ve araştıran bir kurumla dahi çalışıyor. Bunların hepsini, o süreçlerde neler hissettiğini ayrıntılı bir şekilde anlatmış. Hatta babasına soracağı, 16 sayfalık sorular listesine bile yer vermiş kitapta.
Sevdiğim bir yazarın kim olduğuna ışık tutan bir kitap olduğu için sevdim kitabı. Bazı kısımlarında sıkıldım ancak sonra düşündüm, “benim başıma böyle bir şey gelseydi, ben de bütün ayrıntıların çok önemli olduğunu düşünürdüm” diye.
Bu kitap için “okunması gerek” diyemeyeceğim. Ancak şunu da belirtmem gerekiyor ki, Homes’un “fiction” romanları çok ama çok başarılı. Türkçe’ye çevirilen Bu Kitap Hayatınızı Kurtaracak ve Yangın Müziği kitaplarını şiddetle tavsiye ederim. Bu Kitap Hayatınızı Kurtaracak’ı okuduğumda blog mlog yoktu meydanda ancak Yangın Müziği yorumumu buradan okuyabilirsiniz.
]]>

You Might Also Like

No Comments

    Leave a Reply