Menu
Kitap Yorumu / Projeler

Mor etekli kadın da kim? Umursamalı mıyız?

mor etekli kadın kitap yorum zimlicious kitap blogu

Okurlar olarak hepimiz biraz tuhafız zaten, bu bir gerçek. Bunun yanı sıra ben tuhaf karakterleri, hafiften psikopat olanları, hele ki takıntılı olanları (ben de takıntılı bir insan olduğum için değil kesinlikle tabii) okumayı ayrı bir severim. Ama işte Mor Etekli Kadın bir olmadı. Aslında kitaba onun ismi verilmiş diye onu suçlamam da yanlış oldu; “sarı ceketli kadın olmadı” demem lazımdı. Japonya’nın kültüründeki, toplumsal yapısındaki bana bazı ‘tuhaf’ gelen şeylere ışık tutması dışında yanı kâr kalan tek şu oldu: takıntının da binbir türü olduğunu hatırladım ve haliyle herkesin takıntısı benimkiyle uyuşmadığından anlaşamıyoruz.

Karakter odaklı, onların etrafında dönen hikâyeleri de severim aslında ama işte Mor Etekli Kadın kitabındaki, gözlerinden baktığımız kadın o kadar karaktersiz bir karakterdi ki belki de o yüzden gereğinden fazla asabımı bozdu. Bu karaktersiz ve “sarı ceketli kadın” Mor Etekli Kadın şahsını izliyor da izliyor, onunla arkadaş olmak istiyor ama bir yandan da yanaşmaya cesaret de edemiyor. Kafasında habire kurup duruyor izlediği kadının neyi neden yaptığını, hangi olay karşısında ne hissettiğini… Yer yer içime fenalıklar bastı diye itiraf edeceğim mecbur.

mor etekli kadın kitap kapak can yayınları

Mor etekli kadın sadece mor etekli olduğu için ilginç

Şu hayatta mor etek giyen kaç insan gördünüz? Ben pek görmedim ve mor etekli kadının en ilginç özelliğinin de mor etek giymesi olduğunu düşünüyorum hala. Sarı etekli kadının da epey sorunlu olduğunu. Minnacık da bir kitap olduğu için sorununun tam ne olduğunu derinliklerine giremedik tabii ama bence kendini boşlukta hissettiği için, tutunacak dalı yok gibi hissettiği için, hayatının nereye gittiğini sorguladığı veya bir şeylerden kaçmak istediği için sokakta gördüğü bir kadına bu kadar takmış olabilir diye düşünüyorum. Çünkü bir de yanına yaklaşamasa da uzaktan uzaktan bir şekilde hayatına müdahale etmekten de geri kalmıyor ama tabii haliyle tanımadan etmeden, sırf onun iyiliğine olduğunu düşündüğü şekilde. Nereden biliyorsa artık… Yazarken fark ediyorum ki ben sanırım epey gıcık olmuşum bu sarı ceketli kadına.

Evet, Japonya’nın ekonomik ve kültürel zorluklarına dair bir şeyler de olmasaydı ve bu kadar da minik olmasaydı Mor Etekli Kadın kitabını bir yerden sonra elimden bırakabilirdim sanırım; sonunu merak etsem de yine bir yerden sonra her iki kadına da ne olacağını pek umursayamadım açıkçası. Ama açık bir şekilde görüyoruz ki Japonya’daki sınırlı iş imkanları, tanık olduğumuz iş hayatının profesyonellikten çok uzak olması insanların hayatını böyle şekillendiriyor. Bunun yanı sıra bir insanla bir bağ, bir ilişki kurmaya yönelik ihtiyaç ve istek de çok güçlü – ille romantik ya da cinsel bir şey değil bu, bildiğiniz arkadaşlık; birlikte zaman geçirecek, dertleşecek, gülecek bir insanın varlığına duyulan hasret gibi. Farklı kaynaklarda gördüğüm kadarıyla Japon edebiyatında sık sık karşılaşılıyormuş insanların tanımadıklarına yaklaşmaya karşı hissettiği korkuya. Bunu onaylayacak veya reddedebilecek kadar Japon yazar okumadığım için bilemiyorum. Okudukça göreceğiz artık.

Mor Etekli Kadın Her Ülkeden Bir Kitap projesinde de Japonya’ya ekleniyor tabii.