Menu
Genel

Ne okuduğumuzu çok umursayanlar varmış!

comment

Ne okuduğunuz kimsenin umrunda değil! başlıklı bir yazı yazmıştım hatırlarsanız… Bunun üzerinden bir ay geçtikten sonra blog’uma bırakılan yukarıdaki yorum ile anladım ki kimin ne okuduğu bazılarının çok ama çok umurundaymış!

Kitap kurdu röportajları yaptığım dönemde soru sorduğum kişilerin cevaplarına dair buna benzer yorumlar geldiği oluyordu. Ancak iki yıl önce yapılan bir söyleşi üzerinden kimseyle kavga etmek istemediğim için buradan yazacağım yanıtımı…

  1. Öncelikle, neyin saçma olduğuna karar veren kim? Bence matematik çok saçma bir şey. Ama onun da hastaları var, hayatta da onsuz olmuyor. Durum böyle olunca benim matematiğin saçma olduğunu düşünmem bir şey ifade ediyor mu? Etmiyor. Kimsenin de umrunda değil. Şimdi ben gidip bir matematikçiye “çok saçma bir şey yapıyorsun abi; bırak bunu da kendini edebiyata ver” desem asıl saçmalayan ben olmaz mıyım?
  2. “Wampirmiş” dediği, (ki Türkçe’de nasıl yazıldığını da bilmediğini görüyoruz kendisinin; hani saçma şeyler ya, nasıl yazıldığı önemli değil tabii) Anne Rice’ın kaleme aldığı romanlardaki vampirler. Kadının “böyle şeyleri nereden uydurduğunu” da söyleyeyim size: Katolik bir ailede büyüyen Rice, artık ne gördü, ne duydu, neye zorlandıysa genç yaşta Ateist olduğuna karar vermiş. Alkolik bir anne-babanın kızı olan Rice, annesini 15 yaşında bu nedenle kaybetmiş. Rice’ın kendisi de bir alkolikmiş ve içmeyi oğluna iyi bir hayat verebilmek için bırakmış. Kızı, lösemi olup vefat ettikten sonra bunalımın ve depresyonun dibine vuran Rice, yazmaya başlamış. Yazarak hayata tutunmuş anlayacağınız. Kitaplarının bu kadar çok satmasının nedeni de o ruh hallerinde hissettiklerini yazılarına yansıtması. Vampirler gerçek olmayabilir ama kitapları yazanların hisleri, sayfalara yansıttıkları gerçek hisler. Böylece de hikayede herkes kendinden bir şey bulabiliyor.
  3. Okul boyunca tarih dersinden nefret ettim. Çünkü bize sadece kim nerde ne yaptı, kim hangi savaşı kazandı, ayın kaçında nereyi aldı kısmı öğretiliyor. Lise 2’de Tuğrul Yakarçelik isimli tarih hocasıyla yollarımız kesişene kadar da kaldım hep tarih dersinden. Kendisi, daha ilk derste Akdeniz haritası çizerek bu bölgenin ortak nesi var dedi. Tarih dersinde olduğumuz için kitapları karıştırdık, hangi savaşlar nerde olmuş kurcalamaya başladık. Sonunda hepimiz zortladık çünkü aradığı cevap “zeytinyağı” idi. Zeytinyağından yola çıkarak Cumhuriyet tarihini yaladık yuttuk o sene. Yani demem şudur ki, gençleri suçlayacağınıza, bu ezberci öğretim sistemini bize dayatanları suçlayın bence. Sinirinizi daha iyi bir yere yöneltmiş olursunuz.
  4. Özellikle Gezi Parkı olaylarında birebir gördüğüm için rahatlıkla söyleyebilirim ki bugünkü gençler şimdiye kadar neler olduğunun ve nereye yönlendirildiğimizin gayet farkında. Bu umutsuz ve karanlık günlerde bırakın da biraz vampirlere yalanıp kafa dağıtsınlar!
  5. “Boş kitap” derken de neyi kastettiğinizi anlamadım. En gereksiz görülen kitapta bile bir hikaye, insanlar, duygular ve olaylar var. Gabriel Garcia Marquez’in kitaplarında Türk’lerin nereden geldiğine ve nereye gittiğine dair tek bir kelime yok. Ancak ben aşkı, kadınların güçlü olabileceğini, en çaresiz zamanlarda bile bir ışık görülebileceğini ondan öğrendim. Uçuk bir örnek olsa da vampir kitaplarının özünde de farklı olsanız da birbirinizi sevebileceğiniz, bu sevginin bir çok şeyi yenebileceği var.
Tarih kitabı okuya okuya herkesin ayrı bir birey olduğunu unutup, bir kitap isminden genellemelere giden bir tip olduysanız ben almayayım, teşekkürler. Bırakın kim ne istiyorsa onu okusun!]]>

3 Comments

  • Keira Daisy
    31 Ekim 2014 at 01:16

    Ne güzel yazmışsın. Yeri gelir vampirli kitap okurum yeri gelir tarih kitabı okurum. Kime ne! Okuyor muyum okuyorum, bana bir şeyler kazandırıyor mu? Fazlasıyla. Hiç anlayamadım böyle konuşanları ben. Bir de bunların “klasikleri okumayan okur değildir” modelleri var.
    Sistem konusunda da kesinlikle haklısın kpss için dershaneye yazıldım o kadar iyi hocalara denk geldim ki kaç senedir boşu boşuna ders anlatmışlar bize. Hiçbir şey öğretmemişler.

    Reply
    • Simay Yildiz
      31 Ekim 2014 at 09:28

      Aynen! Cidden sinir oluyorum böyle insanlara.

      Reply
  • Şeyma Akın
    31 Ekim 2014 at 21:32

    Nedir bu çektiğimiz bilmem ki.. Aynı şeyi sürekli yaşıyorum ve artık bunalmaktan dahi bunaldım. Dolayısıyla seni kesinlikle anlayabiliyorum. Herkes aynı şeyleri okumak ya da sevmek zorunda değil ama saygı duymak zorunda. Bu şey bu kadar zor mu? Anlamıyorum.İstediğimde her türlü kitabı okuyabilen bir insan olmama rağmen yanıma en ağır klasiklerden birini bile almış olsam kitaba bakmadan insanların tepkisi ‘Ayyy, o da fantastiktir kesin!’ oluyor ve saçma sapan konuşmaya başlıyorlar. Kitap hakkında bilgileri olsa, okumuş olsalar da tarzını ya da herhangi bir şeyini beğenmeyip sevmeseler onu da anlayacağım da.. Hadi tamam sevmiyorsun, o zaman okuyana karışma. Tut çeneni, değil mi?

    Bu sene lise sonum ve o kadar çok şeyi ezberletmişler ki, kitapları açtığımda sözde önceden öğrendiğim şeyleri görüp ‘Böyle bir şey mi varmış?’ diyorum. Daha fazla konuşmayayım en iyisi. 😀

    Reply

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.