Menu
Kitap Yorumu

Nickel Çocukları ve iç parçalayan hayatları

Nickel Çocukları için Nickel Akademi’den çıkabilmenin dört yolu var: 1) Cezanı çekecek, süreni tamamlayacaksın (6 ayla 2 yıl arası değişiyor); 2) Mahkeme işin içine girecek (ailenin parası varsa o da); 3) Öleceksin (çeşitleri çok fazla); 4) Kaçacaksın (ki kaçanların çoğu yakalanmakla kalmayıp, akabinde gizemli bir şekilde ortadan yok oluyor). Nickel Çocukları ve Nickel Akademi’nin hikâyesini onunki üzerinden gözlemlediğimiz Elwood Curtis ise kurtuluş için yeni bir yol daha buluyor…

Nickel Çocukları ile yeni tanıştığım yazar Colson Whitehead, kitabın sonundaki acknowledgements kısmında kitabın kurgu olduğunu ve karakterleri kendisinin uydurduğunu belirtmiş. Ancak bu kurgu fazla gerçekçi ve bunun nedeni de (ne yazık ki!) gerçek olaylardan esinlenmesi. Zenci-beyaz çatışmalarını, bununla ilgili haksızlıkları ele alan çok fazla hikâye okuduk, izledik; hatta haberlerde bile maalesef birebir tanık olduk. Hatta bunun yakın zamanda okuduğum ve aklımda kalan örneklerinden biri Angie Thomas’ın Sessiz Kalma! isimli kitabı. Ancak Nickel Çocukları bu konuyu da ele almasına rağmen konunun çok daha derin, çok daha karanlık yerlerine iniyor.

Nickel Çocukları: Hasarlı giren, mahvolmuş bir şekilde çıkıyor

Colson Whitehead’in hikâyesine ilham veren okul Marianne, Florida’daki Dozier School for Boys olmuş. 2014 yılında okulu duyan Whitehead, konuya merak sarınca Tampe Bay Times yayınında, Ben Montgomery’nin okulla ilgili yazdığı haberleri takibe almış. Tampa Bay Times, yakın zamanda (18 Ağustos 2019), Nickel Çocukları romanının yayınlanmasını takiben aslen 19 Nisan 2019’da yayınlanan haberini güncelleyerek tekrar yayınlamış. Yazının güncel başlığı: They went to the Dozier School for Boys damaged. They came out destroyed. Yani, “Dozier School for Boys’a hasarlı bir şekilde gittikler. Mahvolmuş bir şekilde çıktılar.” 111 yıl boyunca faaliyette olan ve hayat üstüne hayatı mahveden (ki söz konusu hayatların çocukların hayatı olduğunu tekrar etmeme gerek yok sanırım) bu reform okulu için atılan başlık, Nickel Çocukları romanını da iki cümleyle özetliyor aslında. Kitapta da Whitehead durumu böyle özetliyor hatta:

“Nickel boys were fucked before, during and after their time at the school, if one were to characterize the general trajectory.”

Nickel Çocukları, s. 144

Elwood Curtis, kendisiyle ilk tanıştığımızda içinde bulunduğu zorluklara rağmen idealleri olan, doğru olanı yapmaya çalışan, Martin Luther King’in sözlerini hayat felsefesi olarak kabul eden bir çocuk. İş yerinde canla başla çalışıyor, okulda iyi bir performans sergiliyor, hatta bu performansıyla okuluna yeni gelen bir öğretmenin dikkatini çekiyor ve üniversite seviyesinde birkaç ders alabileceğini kararlaştırıyorlar. Ancak tabii ki hayat çok acımasız, arkadaşlar. Bir anlık dikkatsizlik ve verdiği yanlış bir karar ile Elwood kendini Nickel Akademi’de, Nickel Çocukları arasında buluyor. İç acıtan durum da şu: akademiye hapsolmak için çocukların büyük bir suç işlemesi de gerekmiyor. Evet, hırsızlık gibi büyük suçlar işlemiş olan Nickel Çocukları da var, ancak sigara içerken yakalanan ve hatta “okul evden daha iyidir” diye düşünerek gönüllü giden de…

nickel çocukları kitap kapak siren yayınları

Ya ölürsün, ya hayat boyu yaralı kalırsın

Kitap boyunca genç bir çocuğun ideallerinin yerle bir oluşuna tanık olmak ve en çok da bunun nasıl olduğunu görmek insanı paramparça ediyor cidden. “Disiplin” denen olgunun tanımının nasıl çarpıtıldığını insanın aklı cidden almıyor. Kavgaya mı karıştınız? Sigara içerken mi yakalandınız? Kaldığınız yurttan sorumlu olan görevli size nedensiz bir şekilde kıl mı oldu? İşte o zaman Nickel Çocukları gece yataklarından alınıyor, White House adı takılan o lanet yere götürülüyor, yastık ısırmaları emredilerek dövülüyor da dövülüyor… Kimisi yara bere içinde hastaneye taşınırken, kimisi de hiç geri dönmüyor. “Kaçtı,” deniyor onlar için. “Kayboldu.” E çoğunun kendilerini arayacak bir ailesi de yok…

Colson Whitehead tüm bu olayları oldukça yalın bir dille, yer yer yüreğinize taş gibi oturan ufak kelime oyunları yaparak anlatmış. Elwood üzerinden okuldaki diğer Nickel Çocukları ile de tanışıyor, onların hayata bakışına, hayata karşı duruşlarına tanık oluyor ve “lütfen başlarına iyi bir şeyler gelsin artık” diye yalvarırken buluyorsunuz kendinizi.

Ben kitabı İngilizce okudum. Türkçesi çok sevdiğin yayınevlerinden biri olan Siren Yayınları’ndan çıktı. İçine bakmadım ama şimdiye kadar okuduğum çevirilerini baz alırsam çevirisi iyidir diyebilirim. Derin nefes alarak başlayın çünkü soluksuz bir şekilde yalayıp yutacaksınız.

2 Comments

  • Büyülü Ayraç
    5 Ocak 2020 at 11:55

    Çok merak ettim ama okursam etkisinde kalırım o yüzden büyük ihtimalle okuyamayacağım😅

    Reply
    • Simay Yıldız
      10 Ocak 2020 at 18:56

      Etkisinde kalınmayacak gibi değil valla. Ki yazar işin asıl dehşet verici kısımlarını minimumda tutmuş. Ama bence daha fena olmuş çünkü insan aklı en kötüsüne gidiyor ve kendin yazmaya başlıyorsun.

      Reply

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.