0
nir hezroni bir psikopatın talimatları kitap garaj yayınları zimlicious kitap blogu
Kitap Yorumu Projeler

Nir Hezroni: “bazen paranoyak olmak faydalıdır”

17 Temmuz 2019

Ajan 10483 ve Nir Hezroni ile 2017 yılının Ağustos ayında, Bir Psikopatın Günlüğü ile tanışmışım (evet; kontrol ettim!) Her ne kadar artık okuduklarımı, izlediklerimi eskiden olduğu kadar ayrıntılı hatırlayamasam da 10483’ün tuhaf hayatını, neler yapabildiğini dün gibi hatırlıyorum. Kesin olarak vardığım kanı şudur: 10483’ü kızdırıp, karşınıza almak istemezsiniz yeminle! Okurken bana kendimi sorgulatıp, tuhaf tuhaf düşüncelere yöneltmişti ve hafiften asabımı bozmuştu açıkçası (iyi anlamda). Şimdi de, Bir Psikopatın Talimatları ile aynen geri döndü o hisler. Nir Hezroni yine yapmış yapacağını: “psikopatları mı seviyorum ben?” ve “bir psikopata nasıl hak veriyorum ben?” ve “acaba ben de psikopat mıyım?” diye düşünürken buldum yine kendimi!

Bu 10483 nasıl bir adam, arkadaş; cidden aklım almıyor! O kadar beynini yıkamışlar belli bir noktada kendini öldürsün diye ama olsa beğenirsiniz? Evet, programlandığı şekilde kendini 2006 yılında bir otobüsün önüne atıyor ama bu işten sağ kurtuluyor ve on yıl kadar sonra kendine geldiğinde intikam almaya odaklanmış bir şekilde yine ortalığı birbirine katıyor. Kendine belirlediği görev de öyle “merkeze dalarım, herkesi tararım” falan değil tabii yazan Nir Hezroni olunca. Adam Virginia’daki CIA merkezini hedef alıyor ve ABD’ye nükleer silah sokacak gizli gizli! Bu spoiler olmadı bu arada; korkmayın he. Hadi ilk kitapta yine “görev” uğruna birilerini öldürüyordu… Ama onca yıl sonra tekrar hayata dönen 10483 daha bir psikopatlaşmış:

Bir zamanlar sadece iş gereği ya da sanat için adam öldürürdüm. Şimdi fark ediyorum ki bu hırsızı etkisiz hale getirmek beni havaya sokuyor.

Bir Psikopatın Talimatları, sayfa 102 – Nir Hezroni

Hem de öyle bir havaya giriyor ki adamı temizledikten sonra The Doors’un ‘Light My Fire’ şarkısını mırıldanmaya başlıyor!

Nir Hezroni de psikopat mı acaba?      

He bu arada 10483’e psikopat deyip duruyorum ama onu bu hale getiren, bu görevlere atayan ve bu kitapta adamı durdurmaya çalışan teşkilat üyelerinin de ondan pek aşağı kalır yanı yok yani. Aralarında konuşurken mesela “kafasının içindekilere ihtiyacımız var; kafasındakilere değil” diye bir şey söylüyor biri. Rahatlığa bakar mısınız! Öldürmeme bahanesine bakar mısınız! Nir Hezroni de araştırdığım kadarıyla zamanında askeri istihbarat alanında çalışmış. Bombalarmış, radyasyondan etkilenmemek için dişçiden istenilen tulumlarmış, hangi pasaportla, hangi ülkeye nasıl girilirmiş gibi ayrıntılar bildiğim konular değil tabii ki; o yüzden yazarın anlattığı kadarıyla hakimim konuya ama bu kadar gerçekçi, bu kadar inandırıcı bir şekilde anlatması “Nir Hezroni kesin bir şeyler biliyor, gördü, duydu ve yazarken onları da içine katıyor” dedirtiyor insana.

Kafamda hala bazı soru işaretleri var… 10483 on yıl sonra ayaklanıp da, hayatına hiçbir şey olmamış gibi nasıl devam edebildi mesela? Ama hikayenin kendisi o kadar sürükleyici, o kadar adrenalin yüklü ki anlamadığım, kafamın basmadığı yerler üzerinde de uzun uzun durmadım açıkçası. Konuyla biraz alakasız kaçacak belki ama Nir Hezroni sayesinde şunu da fark ettim: saçma sapan rüyalar gören bir tek ben değilim; 10483’ün beynine girmeyi de hiç ama hiç istemem! Son olarak şu tespitin de doğru olduğunu düşünüyorum:

Bazen paranoyak olmak faydalıdır. Ve bazen de değildir.

Bir Psikopatın Talimatları, sayfa 341 – Nir Hezroni
Nir Hezroni

Tanıtım Yazısı:       

Bir Psikopatın Günlüğü adlı kitabıyla dünya okuru ile aynı dönemde Türk okuruna da ulaşan Nir Hezroni, ilk romanındaki gibi heyecanı ve gerilimi kelime kelime inşa etmeye devam ediyor.

İlk romanda (Bir Psikopatın Günlüğü, Garaj Yayınları, Haziran 2017) günlüğünü okuyarak tüyler ürpertici hikayesine dahil olduğumuz Ajan 10483’ün bu kitapta planlarını inşa etmesine şahit oluyoruz. Teşkilat’tan intikam almak için yaptığı planla Amerika kıtasındaki şeytani yolculuğuna eşlik ediyoruz.

10483’ün beyniyle oynayarak yaptığı değişikliklerin nelere sonuç verdiğini gören Carmit’in, nükleer başlığın peşine düşen Herr Schmidt ve adamlarının, 10483’ün yolladığı günlüğü ile olan bitenin farkına varan Teşkilat’ın, ilk kitaptakini aratmayan bir temponun içindeki hikayelerine konuk oluyoruz.

Yine okuyucuyu hiç beklemediği bir yolculuğa çıkaran Hezroni bu kitapta biraz da mizahi ögeler kullanarak okurun gerilim içindeyken gülümsemesini de sağlıyor.

İlk romanı olan Bir Psikopatın Günlüğü’nü okuyanların elinden bırakamayacağı bir kitap.

Garaj Yayınları’nın dilimize kazandırdığı kitabı kitapyurdu.com’dan  temin edebilirsiniz. Ancak 1) Önce Bir Psikopatın Günlüğü’nü  okuyun; 2) Peş peşe okuyunca fenalaşabilirsiniz; o yüzden serinin iki kitabı arasında biraz zaman geçsin derim şahsen.

Nir Hezroni bu kitabıyla da Her Ülkeden Bir Kitap projesinde İsrail’e eklenmiş bulunuyor.

You Might Also Like...

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.