Menu
Kitap Yorumu

Nisan ayında okuduklarım: Kendimi aştım!

nisan ayında okuduklarım zimlicious kitap blogu

Nisan ayında okuduklarım olarak toplu yorum yazısı yazıyorum bu sefer çünkü kendimi aşmış, on üç kitap okumuşum bir ayda ve yorumları yaz yaz bitiremem gibi geldi. O yüzden kendimi strese sokacağıma hepsini bir araya topladım; bir de böyle deneyelim bakalım.

Nisan ayında okuduklarım arasında en sevdiğim Kaplan Adam oldu. Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim; Kaplan Adam ve Pedro Paramo’yu aynı ayda okumasaydım Pedro Paramo bir numaram olurdu. Güneyli Kitap Kulübü’nün Vampir Avlama Rehberi, Writers & Lovers ile Mavi Çiçek dışında da tüm okuduklarımı sevdim diyebilirim. Şimdi gelelim okuma sırasına göre yorumlara…

Güneyli Kitap Kulübü’nün Vampir Avlama Rehberi – Grady Hendrix

Vampirimsi öğeler olsa da içinde vampir yoktu; kendimi kandırılmış hissettim. En İyi Korku Romanı adaylığı falan da varmış ama hiç korkmadım da – ki ben tırsak bir tipim aslında. Buna sinirlendiğim için okuduktan sonra her zamanki gibi yorumlamıştım; buradan okuyabilirsiniz.

Small Pleasures – Clare Chambers

Bir gazete kupürüyle başlayıp söz konusu gazete kupürüne bağlanarak biten bir kitap. İçinde sevgi var, aldatma var, kendini, arzularını keşfetme var. Aynı kitabın ismindeki gibi küçük hazlar var. Türkçe’ye çevrilmemiş ne yazık ki gördüğüm kadarıyla ve eğer çevrilirse de umarım dilinin büyüsünden ödün verilmeden çevrilir çünkü gerçekten çok fazla yerin altını çizdim ben şahsen.

Kaplan Adam – Eka Kurniawan

Yukarıda da bahsettiğim gibi bu ayki favorim bu, hatta genel en sevdiklerim listesine bile girdi anında. Böylesine bir heyecanla bu kitabı da ayrıca yorumlamıştım, buradan okuyabilirsiniz.

Writers & Lovers – Lily King

Writers & Lovers bu ayın hayal kırıklıklarından. Tanıtım yazısını beğenerek merak ettiğim kitaplardan biriydi ama resmen o yazıyla bizi kandırmışlar. Bu kitabı da ilk “kitap journaling” videomda kullandığımdan yazısı ayrı, buradan okuyabilirsiniz.

Pedro Paramo – Juan Rulfo

En sevdiğim yazar Gabriel Garcia Marquez’e ilham verdiğini duyduğum an listeme almıştım Pedro Paramo’yu. Söylendiği kadar varmış, gerçekten de büyülü gerçekçiliğin şahane örneklerinden biriymiş. Ana karakterimiz, ölüm döşeğindeki annesine gidip babası Pedro Paramo’yu bulacağına dair söz veriyor ve her şey böyle başlıyor. Kim ölü kim diri, hangi insan hangisi derken azıcık kafanız karışsa da tüm karakterlerin birbirine bağlanmasıyla bir şeyler aydınlanıyor ve gerçekten dert etmiyorsunuz o ayrıntıları. Hem yalın, hem sofistike, hem de büyülü bir kitap ve de minnacık; tavsiyem oturup tek lokmada yenmesi.

Uzaktan Kumandalı Kız – James Tiptree Jr.

James Tiptree Jr., erkek ismiyle bilim kurgu yazan kadın yazarlardan. 70 sayfalık bu kitabın önsözünü sultanlarımızdan Ursula K. LeGuin kaleme almış ve yazarı da kitabı da övmüş de övmüş. LeGuin bizi kandırır mı? KANDIRMAZ! Yerli yerinde, haklı şekilde övmüş gerçekten. Tiptree Jr., ta 70’lerde bugünkü “influencer” kültürünü öngörüp, bunun hikayesini yazmış. Zaten minicik bir kitap olmasının da avantajıyla tek nefeste, “yok artık!” ve “yuh artık!” gibi tepkiler vere vere okudum. Helal!

Open Water – Calen Azumah Nelson

Bu kitabın Türkçe çevirisi bir zaman (ne zaman olduğunu bilmiyorum) Umami Kitap’tan çıkacak, öncelikle onu belirterek başlayayım. Ön planda “tuhaf bir aşk hikayesi” var. Arka planda ise ırkçılık, ayrımcılık, ait olmak istediğin yerde aitmiş gibi hissetmemek gibi duygular var. Geçtiğimiz yıl Ocean Vuong’un Yeryüzünde Bir An İçin Muhteşemiz kitabını okumuş ama pek sevememiştim. Çok dağınık, biraz zorlama gelmişti bana. Open Water için de bitirdiğimde aklımdan ilk geçen “Ocean Vuong’a şiirsel diyenler buna ne diyecek acaba?” oldu. Roman formatında şiir yazmış adam resmen.

christina lauren sahte balayıSahte Balayı – Christina Lauren

Christina Lauren romantik komedide aradığımı veren bir yazar oldu. Şimdiye kadar iki kitabını okudum, ikisini birlikte yorumlamıştım. O yorumu da buradan okuyabilirsiniz.

Bizimle Başladı Bizimle Bitti – Colleen Hoover

Bu da benim gözümde etkileyici ve çarpıcı bir kitap ancak keşke üstüne “trigger warning,” yani “geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimleri hatırlatabilir (uyarısı)” konsaymış çünkü özellikle benzer olayları yaşayan okurları çok fazla tetikleyebilir diye düşünüyorum. O yüzden bu uyarıyı ben yapmış olayım: içinde kırık dökük ilişkiler ve istismar var. Umut da var, evet, ama Hoover her karakteri öyle ince ince işlemiş ki acılarını kalbinizin dibinde hissediyorsunuz okurken. Kendinizi böyle bir hikayeye hazır hissettiğiniz anda okursanız iyi olur bence, demedi demeyin. Ben tabii devamı olan kitabı da şimdiden okunacaklar listeme aldım, o ayrı.

Pasaklı: Pis Huyları Olan Bir Cadı – Kaye Umansky

Bu minnoş çocuk kitabını buluştuğumuzda Selin hediye etti bana 😊 Eğlenceli ve okuyunca mutlu eden çocuk kitaplarından biriymiş gerçekten. Hatta okurken kahkah güldüğüm yerler de oldu çünkü Pasaklı kadar etrafındaki diğer karakterler de hem tuhaf hem de eğlenceli tipler.

Ne Eğlenceli Çağ – Kiley Reid

Nisan ayında okuduklarım Instagram postuma istinaden bu kitabı soran çok oldu “abartıldığı kadar var mı?” diye. Abartıldığı kadarını bilemiyorum ama severek okudum, o kesin. Arka fonda Philadelphia’nın olmasına da kalbimi bıraktım ama ondan bağımsız olarak da sevdim kitabı, bu da böyle bilinsin. Bir ırkçılık hikâyesi Ne Eğlenceli Çağ ve genel itibariyle baktığınızda ne yazık ki çok sık yaşanan türden bir hikâye var ortada. Burası spoiler olmayacak çünkü tanıtım yazısında da belirtilmiş: zenci bir kadın, bakıcılık yaptığı küçük çocukla birlikte gecenin bir vakti süpermarkette ve sırf zenci olduğu için güvenlik görevlisi tarafından çocuğu kaçırmış olmakla suçlanıyor. Dedim ya, ne yazık ki alışılmadık bir hikâye değil ama Reid, böyle bilinen bir hikâyeye farklı bakış açıları getirerek, belki şimdiye kadar aklımıza gelmemiş, düşünmediğimiz açıları ve olayları da göstererek beni kendisine hayran bıraktı.

Mavi Çiçek – Penelope Fitzgerald

Nisan ayında okuduklarım arasında kitap kulübümün seçimi olan kitap da var tabii ki ve o da bu kitap. Mavi Çiçek, “döneminin en büyük romantik şair ve düşünürlerinden olan Novalis’e dönüşecek Fritz von Harderberg’in öyküsü.” Çok iyi araştırılmış, çok fazla kaynaktan yararlanılmış, bölümlerin kısa kısa, çevirinin de şahane olmasıyla rahat okunuyor. Ancak pek çok konunun havada kalması, bir yere varmaması, bazı yerlerin gösterilip geri çekilmesi hoşuma gitmedi. Hep bir eksiklik var hissi çöktü üzerime. Bir de tabii “bilmiş bilmiş konuşan ergenler” olayı var tabii; onu da sevmedim.

Yürek Yangını – Sándor Márai

Bu da Okur Sohbetleri podcastimizin ilk konuğu, uzun zamandır severek takip ettiğim kitap kurtlarından Sezer’in önerisi. Hem insan doğasına hem de dönemin tarihsel meselelerine ışık tutan bir kitap. İhtiyar bir amca sayfalarda konuşuyor kitapta ama o bile rahatsız etmedi ve hatta epey bir yerin de altını çizdim vallahi okurken.

Siz son zamanlarda neler okudunuz? Var mı favorileriniz?