0
normal insanlar kitap zimlicious kitap blogu
Kitap Yorumu

Normal İnsanlar: Hangimiz normaliz ki?

18 Nisan 2020

Normal İnsanlar bol ödüllü bir kitap ve 2018 Booker Ödülü adaylığı ile 2018 Women’s Prize for Fiction adaylığı da var. Ama kitabı merak etmemin sebebi bu değildi; hepimiz kabul edelim, pek çok alanda olduğu gibi kitaplar söz konusu olduğunda da ödüller çok politik bir şekilde veriliyor. Ödüllerin verildiği kitaplar kötü demiyorum ama ben de dâhil olmak üzere gördüğüm kadarıyla çoğu okur “neden ki ya?” diye kalıveriyor. Normal İnsanlar da aldığı ödüllerle değil, okurları epey bir bölmesiyle çok ilgimi çekti. Birdenbire popüler olan bu kitabı normalde pek kitap okumayanlar da okudu. Benim gördüğüm kadarıyla da seveni de nefret edeni de çok güçlü bir şekilde seviyor veya nefret ediyor. İşte bu beni meraklandırır, arkadaş!

Normal İnsanlar aslında bir aşk hikâyesi. Ama bilirsiniz, aşkın tanımı ve nasıl yaşandığı, yaşanması gerektiği herkese göre değişiyor. Bu kitap da bunun mükemmel bir örneği bence. The Guardian, yorumunda kitabı şu şekilde tanımlamış:

“İki ana karakter arasında bir vals, hatta tango”

Kaynak: theguardian.com

Bana göre valsden ziyade bir tango Normal İnsanlar: şehvetli, romantik, itişli çekişli, uzaklaşıp yakınlaşmalı ve bir yandan da acı çeken bir şey. Söz konusu ana karakterler de aynı liseye giden sıska, kaygılı, akıllı ve zengin bir ailenin kızı olan Marianne ile ebeveynlerimizin “düzgün” olarak tanımlayacağı, işçi sınıfı bir aileden gelen, futbol takımının yıldızı Connell. Kitabın arkasını okuduğunuzda da bu iki karakterin ilişkisinin ele alındığını zaten anlayacaksınız; o yüzden ‘spoiler verdin!’ falan demeyin bana. Hatta sizde benim gibi ne olduğundan çok nasıl olduğu kısmı konusunda heyecanlanıyorsanız epey garip şeyler bekliyor sizi, söyleyeyim.

Normal İnsanlar: Çoğumuzun onaylamayacağı bir aşk belki de

Çoğu okur kitapları hikâyenin yanı sıra karakterleri de ne kadar sevdikleriyle değerlendiriyor. Bunu duruma göre ben de yapıyorum; yargılıyorum falan sanmayın. Bu açıdan bakıldığında bana göre Marianne ve Connell’ın sevilecek pek bir yanları yok açıkçası. Ama aralarındaki ilişki o kadar gelgitli, karmaşık ve yer yer karanlık ki okulda tanısam arkadaş olmak istemezdim onlarla ama haklarındaki dedikoduları yüksek ihtimalle merakla takip ederdim. O yüzden çoğunlukla önce ikisini de tokatlamak, sonra da yine ikisine de sıkı sıkı sarılmak istedim. Kitabın başından beri altta yatan, Normal İnsanlar olma durumuna o kadar takıntılılar ki gerçekten de kendi hayatlarını kendileri zorlaştırıyor diye düşünüyorum. Bir yandan “ben böyleyim, ne yapalım” diyorlar gibi görünüyor ama alttan alttan ne yapacaklarını ne söyleyeceklerini kendi “normal” tanımlarına göre planlıyorlar da.

Yazar Sally Rooney

İlişkilerinde olduğu kadar içsel ruh hallerinde de bu tür gelgitlerin olmasının belli okurların kitabı sevmemesinde etkisi olduğunu düşünüyorum. Özellikle klasikleri sevenlerin de Normal İnsanlar kitabını neden sevmediğini anladım sanırım; en azından bu konuda bir teorim var diyelim. Mesela, yaşı bana yakın olanlar (36) çoğunlukla kitabı yerden yere vururken 20’li yaşlarındakiler çok sevmiş gibi görünüyor. Bu bana çok mantıklı geldi aslında çünkü yazar Sally Rooney 1991 doğumlu. 84’lü biri olarak biliyorum ki 90’larda doğanların ruh halleri, dünya görüşleri, davranışları, tercihleri, vs. bizimkinden çok farklı. Bu tam annelerimizin, babalarımızın, teyzelerimizin “bizim zamanımızda öyle değil, böyle yapardık” demeleri muhabbetine dönüyor, farkındayım, ama böyle bir gerçek olduğunu da göz ardı edemeyiz. Bize yapılırken “şunlara bak ya; ne saçmalıyorlar” derdik ama şimdi bakıyorum da eskiden “hayatta yapmayız” desek de biz de şu anda veriyoruz bu tepkileri.

Dediğim gibi bu kısmı anladığımı düşünüyorum. Anlamadığım kısım Normal İnsanlar kitabını okuyup da Sally Rooney için “kötü yazar” diyenler. Bence kız kötü bir yazar değil. Basit, sade cümleler ve kelimelerle güçlü hisler yaratabilen bir yazar. Bunu söylediğim için beni taşlayanlar olacak yüksek ihtimalle ama Normal İnsanlar aynı Saksı Olmanın Faydaları havasında bir kitap. Farkı yaratan karakterlerin içinde yaşadığı dönem, dış ve iç etkenler dolayısıyla hayata nasıl baktıkları, istekleri, arzuları ve tüm bunların bir araya gelişiyle hangi olaylar karşısında nasıl davrandıkları. Ben de mesela aynı bu yazıda bahsettiğim nedenlerden dolayı Ölmek İçin 13 Sebep’e dayanamadım, katlanamadım, aşırı sinirlendim. Normal İnsanlar da çok sevdiğim bir kitap olmasa da Sally Rooney’nin başka neler yapacağını şimdiden merak ediyorum ve ilk kitabı olan Arkadaşlarla Sohbet’i de listeme alıyorum.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.