0
Kitap Yorumu

Orada mısın? Benim, Margaret

22 Temmuz 2015

124879  

Judy Blume, şimdiye kadar hiçbir kitabını okuma fırsatım olmasa da adını çok çok iyi bildiğim bir yazar. Hani nasıl bir aramızda geçmişi anarken “abi İpek Ongun vardı yaeee” veya “abi Yeşil Kiraz ne bunalımdı di mi la?” diye geyik yaparız ya… İşte Judy Blume da Amerikalıların İpek Ongun’u, Gülten Dayıoğlu’su… Amerikalı arkadaşlarım da “aaaa nasıl okumadın!” diyorlardı. Sonunda biri en son ziyaretimde, dilimize de Orada Mısın? Benim, Margaret olarak çevrilen bu kitabını bana armağan etti. Uçakta başladım, 1-1,5 saatte bir baktım bitmiş… 416690

“Coming of age” diye tabir edilen, çocuk karakterlerin olgunlaşışını, ergenliğe/yetişkinliğe geçişini ele alan kitapları oldum olası sevmişimdir. Hatta küçüklüğümden beri çok sevdiğim kitaplar da hep bu tür kitaplar: Küçük Kadınlar, Jane Eyre, Saksı Olmanın Faydaları, Çavdar Tarlasında Çocuklar… Orada Mısın? Benim, Margaret da Margaret’ın hayatı, ailesini, arkadaşlarını ve Tanrı’yı sorgulayarak olgunlaşmasının hikayesi…

Margaret, kalabalık, janjanlı New York’tan daha sakin, hatta bol bol ormanı olan New Jersey’e taşınmak zorunda kaldığında yeni evine, yeni mahallesine, yeni okuluna ve yeni hayatına alışması gerekiyor. Her şeyden önce sürekli görüştüğü babaannesi ile aynı sıklıkla görüşemiyor mesela… Judy Blume, pek çok Genç Yetişkin yazarı gibi aşırılara kaçmamış; bu da çok hoşuma gitti. Margaret, sıradan çocuklar gibi bir arkadaş grubu oluşturuyor. Sıradan çocuklar gibi ailesinin seçimlerini sorguluyor. Ve yine sıradan çocuklar gibi başka kimseye anlatamadıklarını, başka kimseden isteyemediklerini Tanrı’dan istiyor.

Margaret’ın sıradan olmayan tek yanı ailesinin ona Tanrı ve din olgularını aşılamamış olması. Annesi Hristiyan, babası Musevi. Evlenmeye karar verdikleri zaman aileleri kıyameti koparttığı için Margaret’ın böyle şeyler hakkında kendi kendine karar vermesini istemişler. Margaret, ya Musevi, ya da Hristiyan spor salonunu seçmesi gerektiğini öğrenince bunun eksikliğinin farkına varıyor. Geceleri Tanrı’yla konuşmaya devam ederken bir yandan dinler hakkında bilgi almaya başlıyor, bir yandan da Tanrı’nın varlığını sorguluyor.

Judy Blume, tüm bunları yaparken “şu din bundan daha iyidir,” “Tanrı vardır” veya “Tanrı yoktur” gibi akıl oyunlarına da girmemiş. Tamamen Margaret’ın masum gözlerinden, hayata karşı merakından yola çıkarak ele almış olayı…

Türkçe çeviri de Tanrı kelimesinin ne başlıkta, ne de tanıtımda geçirilmemesi de dikkatimi çekti. Neden böyle bir karar verdiler acaba? Merak ettim açıkçası çünkü Margaret’tan sonra kitabın ana karakteri Tanrı.

]]>

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.