Menu
Kitap Kurdu Muhabbetleri / Söyleşiler

Parlak Jurnal ile söyleşi: genç, çok sesli ve sosyal fayda sağlayan bir oluşum

parlak jurnal söyleşi zimlicious kitap blogu

Kendimi bildim bileli meraklı, araştırmayı seven, yeni bir şey öğrendiğimde onu başkalarıyla paylaşmaya ve tartışmaya hevesli biri olarak bugün aynı hevesi paylaşan gençlerin olduğunu görmek beni inanılmaz mutlu ediyor. (36 yaşımda olduğuma göre – ki yaklaşık bir ay sonra 37 olacak – bugünkü üniversitelilere “gençler” diye hitap ederek bıdıbıdı etme hakkım var bence.) Parlak Jurnal da böyle gençlerden oluşuyor. İlk başta üç kişiyle başlayan serüven, bugün on dört kişilik bir kadroyla devam ediyor. “Özgün bir işe imza atma isteği” ile ortaya çıkan web sitesi, “farklı fikirleri, farklı konular dahilinde sunma hayali” doğrultusunda bugün bilimden ekonomiye, spordan filme, seyahate, teknolojiye ve edebiyata kadar pek çok konuyu ele alıyor. Bana sorarsanız onları ilginç ve incelemeye değer yapan özelliklerinden biri de kendilerini konularla sınırlamakla kalmadıkları gibi ekip olarak birbirlerini yadırgamamaları, “aksine farklılıkları her zaman birer pozitif katkı olarak” değerlendirmeleri – bugün ne yazık ki herkesin kendinden “farklı” olanı dışlamaya itildiği bir dünyada yaşarken bunun kıymetli bir şey olduğunu düşünüyorum.

“Her kafadan bir ses çıkması kolay bir iş değildir yahu!” dediğinizi duyar gibiyim. Ben de böyle düşündüğümden bunu dile getirdim aslında ve gördüm ki Parlak Jurnal bunu avantaja çevirmeyi de başarmış. Öncelikle, ilk elektronik dergilerinin sloganını “Her Kafadan Bir Fikir” olarak belirlemişler. Farklarını nasıl özümseyip, birlikte nasıl çalıştıklarını da şu şekilde açıklıyorlar:

Birbirimizi farklı konularda yazılar yazabilmek ve bir şeyler üretebilmek açısından motive etmeye gayret ediyoruz. Aslında kaotik bir uyuma sahibiz diyebiliriz. Ekibimizle birlikte ortak çalıştığımız elektronik dergi ve “Tek Yazı; Çok Fikir” gibi serilerde ise internetin nimetlerinden faydalanıyoruz. E-posta üzerinden sürekli iletişim kuruyoruz. Bir zamanlar ekip olarak birçok kez Parlak Jurnal adına bir araya geldik ve nasıl daha güzel işler çıkarabiliriz diye uzun uzadıya tartıştık. Fakat salgınla birlikte daha net gördüğümüz üzere okul dersleri bile artık internet üzerinden işleniyor. Biz de bundan dolayı artık tamamen internet üzerinden iletişim kuruyoruz.

Peki kim bu Parlak Jurnal yazarları?

Parlak Jurnal yazarlarını teker teker biraz tanımak isterseniz web sitelerindeki “Yazarlar” bölümünü inceleyebilirsiniz. Benim aldığım bilgilere göre çoğu üniversite öğrencisi fakat halihazırda çalışan, bu oluşuma iş-güç arasında destek verenler de var. Her iki grubu da takdir ediyorum cidden çünkü ben de iş hayatı aşırı yoğun ve karmaşık biri olarak inandığın, sevdiğin, dışarıdan bakıldığında yapmaya da mecbur olmadığın bir şeyi yapmanın ne kadar emek ve sabır istediğini birebir biliyorum. Şimdiye kadar aralarından ayrılanlar olsa da yeni katılan yazarlar da var ve Parlak Jurnal yazarları “arasına katılmak çok zor olmamakla birlikte ekip üretkenliğini koruyabilmek için ekibin içerisinde kalmanın belli başlı kuralları bulunuyor.” Bu, bu kadar kalabalık bir ekibin nasıl bir arada işlediği sorusunun da bir cevabı benim açımdan.

Parlak Jurnal ismini seçerken de sade, basit ve akılda kalıcı bir isim olmasını hedeflemişler. Parlak kelimesini “pozitif, geleceğe uzanan, yapıcı bir üretkenliğe atıfla” seçmişler ve Jurnal ise “Fransızca bir sözcük olup, ‘günlük’ anlamına” geliyormuş. Çevrelerindekileri tarafından Parlak Jurnal olarak anılmaları da hedeflerine ulaşma yolunda hızla ilerlediklerini gösteriyor. Hedeflerine ulaşırken eleştiriye açık olmaları da benim için takdir edilecek bir durum: okurlarından çok güzel geri dönüşler almalarının yanı sıra kendilerini eleştirenler de olmuş. Bu eleştirilere karşı bugün sık sık çoğu insanın yaptığı gibi sert sert çıkışlar yapmak ya da şevklerini kırmasına izin vermek yerine yapıcı eleştirileri dikkate alarak, kendilerini düzeltmeye gayret ediyorlar!

İlgi duyduğunuz bir konuya odaklanarak, o konuda uzmanlaşmanın önemli olduğunu düşünen Parlak Jurnal ekibi kendi alanlarında bunu zaten yapıyor. Ama onları internetteki milyonlarca siteden farklılaştıran asıl nokta çoğu mecrada bu farklı konunun, farklı yazarlar tarafından, orijinal bakış açılarıyla bir araya getirilmiyor olması:

[…] Bizi takip eden insanların tek bir konuya bağlı kalmamalarını temenni ediyoruz. Dünyada birçok ilgi çekici konu var ve bize kalırsa kendimizi soyutlamamız çok doğru bir yaklaşım değil. Bir yandan bilim yaparken diğer yandan tarih okuyabilirsiniz ve en büyük hobiniz İtalyan mutfağı yemeklerini yapmak olabilir. En azından bizi takip ederek 14 kişinin farklı dünyasına dalabilir ve farklı yaşamlara ait fikirleri okuyabilirsiniz.

parlak jurnal yazarlar zimlicious kitap blogu söyleşi

Neden sosyal medya değil de web sitesi?

Bir web siteniz varsa ve aktif bir şekilde kullanıyorsanız şunları biliyorsunuzdur: çok emek istiyor, zaman ayırmayı gerektiriyor, üzerinde düşünmeyi ve planlamayı gerektiriyor ve bunlara ek olarak mevcut diğer platformlara göre maliyetli de aynı zamanda. Parlak Jurnal ekibi, sosyal medyanın “günümüz insanının bireyleşme sürecini hiç olmadığı kadar hızlandıran icatlardan biri olduğunu” düşünüyor. Tek bir mesajla geniş kitlelere erişim sağlamaya yönelik gücünün, şimdiye kadar da sosyal medya üzerinden insanların örgütlendiğinin ve siyasi gelişmeleri bile yönlendirecek etkiye sahip olduğunun farkındalar. Ancak buna ek olarak “sosyal medyanın gerçekliğe ait olmayan bir tarafı da” olduğunun da bilincindeler. İşe biraz daha gerçeklik katmak için bu kadar uğraşa girmiş ve bir web sitesini tercih etmişler diye anladım yani ben:

Bizim gibi bir oluşum için sosyal medya hiç uygun olmayacaktı. Bunun yanı sıra Parlak Jurnal’in birincil üretkenliği yazı yazmak olduğu için bizim için en uygunu bir blog formatı kurmak oldu. Belki yüzlerce ‘like’ almaktan mahrum kaldık ancak, bu şekilde fikirlerimizi ayrıntılı şekilde açıklayabiliyor ve yazılarımızı sürekli okuyan insanlara dokunabilmenin mutluluğunu yaşayabiliyoruz. Sanıyorum en başa dönsek yine ikincisini tercih ederdik.

Bir de sosyal sorumluluk işine girişmişler!

Bugün pek çok markanın, influencer, vs.’nin sırf erişim ve etkileşim için “sosyal sorumluluk” adı altında, çoğu zaman kimseye pek de faydası olmayan projelerle uğraştıklarını kendi gözümüzle açık açık görüyoruz. Parlak Jurnal ekibi ise yazılarıyla fikirlerini duyurmak, kendilerini geliştirmek ve birilerine dokunabilmek hedeflerini bir adım daha ileri götürerek elde ettikleri gelirlerin bir kısmını üç farklı vakfa düzenli olarak bağışlamaya karar vermişler. Hangi kurumlara bağış yaptıkları bilgisi de şeffaf bir şekilde belirtilmiş web sitelerinde. Türkiye’deki güvenilir kurumlar arasından seçim yapmışlar ve eğitime çok değer veren bir oluşum olarak seçimlerinden biri Darüşşafaka olmuş. Düzenli bağış yaptıkları diğer kurumlar ise Mehmetçik Vakfı ve LÖSEV. Yaptıkları bağışlar konusunda da oldukça mütevazılar ve çok doğru, herkesin göz önünde bulundurması gereken bir noktaya da değiniyorlar:

Siz de belki her ay bir öğünlük yemek paranızı bir vakfa bağışlayabilir ve birilerini mutlu edebilirsiniz. Bu vesile ile bunu söylemeyi bir görev biliyoruz.

Cömertlikleri bu vakıflarla sınırlı kalmıyor ve okurlarına da uzanıyor. Parlak Jurnal ekibi olarak bazı konulara yönelik pozitif ayrımcılık yaptıklarını açık açık söylüyorlar ve bu konulardan biri de (benim de şahsen en sevdiklerimden) kitap ve eğitim: okurlarının yolladığı yazılarda kitap ve eğitim ile ilgili konulara öncelik veriyorlar. Bu pozitif ayrımcılıktan da Bir İnceleme Yazısı = Bir Kitap Hediyesi projesi ortaya çıkmış: yine kendi imkânları dahilinde okudukları kitabın bir incelemesini yazarak kendilerine yollamaları kaydıyla öğrencilere istedikleri kitabı ücretsiz gönderiyorlar. Bu sayede hem söz konusu öğrenci istediği kitabı okumuş oluyor, hem inceleme yazarak kendini geliştirmiş oluyor, hem de kitabı merak eden Parlak Jurnal okurlarının faydalanabileceği bir yorum çıkmış oluyor ortaya. Parlak Jurnal ekibinde de kitap yorumları ve tavsiyeleri yapan yazarlar var; hatta Yazarlarımızdan 2021 Yılında Okunacak 12 Kitap Tavsiyesi yazısına göz atmanızı öneririm – en sevdiklerimden Yaşlı Adam ve Deniz ile Veronika Ölmek İstiyor kitaplarının yanı sıra önceden duymadığım ama bir kere görmüş bulunca merak ettiğim kitaplar da var.

parlak jurnal yazarlarından kitap tavsiyeleri

Parlak Jurnal ekibi, okumanın yanında yazmanın da çok değerli ve deneyerek öğrenilen bir şey olduğuna inanıyor. Başkalarının da yazmasını teşvik etmek amacıyla sitelerinde “Yazı Gönder” diye bir bölüm de var. Kendilerine gelen yazıların hepsini dikkatle değerlendiriyor ve bu sürece de büyük emek harcıyorlar:

Kutuplaştırıcı ve yıkıcı hiçbir fikri yayımlamayı kabul etmiyoruz. Ancak, her fikrin meşru bir yolu ve yapıcı bir üslubu olduğuna inandığımız için her fikre kapımız açık. Fikri içeriğin yanı sıra dil bilgisel olarak da bize yollanan yazıları inceliyoruz. Genellikle dil bilgisine yönelik hatalarda düzeltmeleri işaretleyerek konuk yazarlarımıza yazılarını düzeltmeleri amacıyla geri yolluyoruz. Kısacası okurlarımızdan gelen yazılara yönelik büyük bir müsamahamız var. Birkaç temel noktayı kapsayan her yazıyı, teşviki arttırabilmek amacıyla, yayımlamaya çalışıyoruz.

Parlak Jurnal ekibinin geleceğe yönelik hedefleri arasında gönüllülük esasını korumak, daha da büyüyerek, daha fazla insana ulaşmak var. Yazılarına gelen yorumlarla ve aldıkları geri bildirimlerle daha da motive olan ekip daha çok insana “okuma sevgisini aşılayabilmeyi, birçok insana özgürce fikirlerini kaleme almaları için bir platform” sunmayı amaçlıyor. Ve tabii ki büyüdükçe sosyal sorumluluk projelerini de büyüterek daha fazla insana yardımcı olmak da istiyorlar.

Ekibinin ve okurlarının değerini bilen Parlak Jurnal ile e-posta üzerinden, uzaktan bile olsa tanışmak benim için çok keyifliydi. Şu anda elektronik dergilerini yine web siteleri üzerinden satın alabiliyorsunuz ve unutmayın; dergiyi satın alarak siz de destekledikleri vakıflara katkıda bulunmuş oluyorsunuz. İleriye yönelik belirli aralıklarla basılı dergi de çıkarmak, daha çok insanı yazmaya teşvik etmek, daha çok yazı yarışması yapabilmek ve daha çok insana kitap hediye edebilmek gibi hedefleri de var. Umuyorum çizgileri hiç bozulmaz ve bütün hayalleri gerçek olur!

Web sitelerini buradan inceleyebilir, bültenlerine abone olarak yeni yazılarından ve etkinliklerinden anında haberdar olabilirsiniz.

Uzun süredir ilk defa yapmış olsam da önceki söyleşilerimi buradan inceleyebilirsiniz.

6 Comments

  • Yasin
    4 Aralık 2020 at 23:41

    Yazınız ve güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Röportajdaki monologları düzenlerken tekrar tekrar okumama rağmen yazınızın düzeninden ve diyaloğa aktarım biçiminizden ötürü keyifle tekrar tekrar okudum. Bu keyifli röportaj için teşekkür ederim-z. Yüreğinize sağlık. Sağlıcakla..

    Reply
    • Simay Yıldız
      5 Aralık 2020 at 11:30

      Asıl ben teşekkür ederim bana ulaştığınız ve zaman ayırdığınız için. Yolunuz açık olsun 🙂

      Reply
  • Nihat
    5 Aralık 2020 at 14:53

    Bu fırsatı sağladığınız için teşekkür ederim. Yasin’e katılıyorum, röportajı çok güzel bir formatta düzenleyip yayımladınız. Keyiflice okunuyor aman nazar değmesin sitenize 🙂

    Reply
    • Simay Yıldız
      5 Aralık 2020 at 22:40

      Asıl ben teşekkür ederim ) Başarılarınızın devamını dilerim, gerçekten ellerinize sağlık.

      Reply
  • Onur
    5 Aralık 2020 at 16:15

    Bu güzel yazı için fazlasıyla teşekkürler 😊

    Reply

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.