Menu
Film/TV / Kitap Yorumu / Kitaptan Filme

Patricia Highsmith Tuzun Bedeli ile umut veriyor

patricia highsmith tuzun bedeli kitap yorum film yorum zimlicious kitap blogu carol

“İsmi hiç tanıdık gelmiyor” diyenleriniz bile aslında tanıyorsunuz yazar Patricia Highsmith’i; yüksek ihtimalle de Yetenekli Bay Ripley ile. Kitabını okumamış olanlar da filmini mutlaka izlemiştir diye düşünüyorum ve izlediyseniz de bilirsiniz ki unutulması kolay bir hikaye değil. Patricia Highsmith Tuzun Bedeli (diğer adıyla Carol ) ile de aynı hissi bırakıyor insanda. Tuzun Bedeli ismi İncil’den bir yere gönderme olduğu için ona hiç girmiyorum; orijinalini bilmediğim için göndermeyi de anlamıyorum haliyle. Ancak Carol, ana karakterlerden birinin ismi ve Highsmith bu karakteri 1948’de, New York’taki Bloomingdale’s mağazasının oyuncak departmanında çalışırken (bknz. Diğer ana karakter Therese) mağazada gördüğü vizon kürklü, sarışın kadını temel alarak oluşturmuş. Konuyla ilgili anlattığı gerçek hikayesi de bildiğiniz Carol ve Therese’nin hikâyesi:

“Onu belki de tek başına olduğu için fark ettim; ya da vizon kürk az bulunan bir şey olduğu için veya sarışın olduğundan ışık saçıyor gibi göründüğü için. Düşünceli havasıyla bir oyuncak bebek aldı; gösterdiğim iki-üç bebekten birini, ve ismiyle adresini fişin üstüne yazdım çünkü bebek komşu eyaletlerden birine teslim edilecekti. Yaptığımız rutin işlemlerden biriydi; kadın ödemesini yaptı ve gitti. Ama ben neredeyse bayılacakmışım gibi hissettim; fakat aynı zamanda da sanki hayal görmüşüm gibi mutlu. Her zamanki gibi iş çıkışı yalnız yaşadığım evime döndüm. O akşam şık vizon kürklü sarışın kadın hakkında bir fikir, kurgu ve hikaye yazdım. O zamanki defterime elle yaklaşık sekiz sayfa yazdım.”

Kaynak: Telegraph uk
tuzun bedeli carol yazarı patricia highsmith
Yazar Patricia Highsmith. Kaynak: britannica.com

Bana sorarsanız kadının kendisini mutlu hissettirmesi sayesinde böyle mutlu sonla biten bir hikaye yazmış Highsmith. Patricia Highsmith Tuzun Bedeli ile ilk mutlu sonla biten LGBTQ hikayesini yazmış aslında. Bir yandan da “lezbiyen yazar” olarak bilinmek istemediği için (ki bugün bile maalesef anlaşılır bir şey bu) kitap ilk çıktığında Claire Morgan takma ismiyle çıkmış. LGBTQ topluluğunun hayatı bugün bile ne yazık ki hiç kolay değil ancak benim de açıkçası LGBTQ edebiyatından beklediğim tat bu – The Gravity of Us gibi kitaplar her şeyi havada bıraktıkları için, yarım kalan karakterleriyle olmuyor gerçekten.

Patricia Highsmith Tuzun Bedeli ile o zamanların Amerikan toplumuna da ışık tutuyor

Bilinen (ya da en azından bir noktadan sonra popüler olan diyelim) ilk lezbiyen hikayelerinden biri olmasına ek olarak Patricia Highsmith Tuzun Bedeli ile o zamanların Amerikan toplumuna da ışık tutuyor gerçekten. Mesela, maalesef şundan eminim: bugün Bloomingdale’s gibi bir mağazada tezgahtarlık yaparak New York’ta tek başınıza bir dairede oturamazsınız. Bunu, mesleği küçümseyerek söylemiyorum tabii ki: reklam ajansında gece-gündüz çalışan bir arkadaşım bile mecburen bir ev arkadaşı ile ve hatta Queens’de yaşıyor; Manhattan o kadar pahalı anlayacağınız. Bunun yanı sıra o zamanların şehir hayatının getirdiği baskıları, zorlukları ve dayatmaları da net bir şekilde görüyorsunuz kitapta. Özellikle de erkeklerin kadınlar üzerinde kurduğu baskıyı ve dayatmaları… Therese’nin erkek arkadaşını ve hatta onun arkadaş grubunu bugün yolda görsem tokatlarım, o derece!

patricia highsmith tuzun bedeli film
Carol rolünde Cate Blanchett

Carol isimli, kitaptan uyarlanan filmde de bu büyüleyici kadını Cate Blanchett canlandırıyor. Çok iyi bir şekilde canlandırıyor tabii ki. Film her ne kadar kitaptaki sıralamayla ilerlemese de aynı duyguları yaşatıyor ve sonunda da aynı tadı bırakıyor – kafamda canlandırdığıma çok yakın olduğu için ben epey sevdim anlayacağınız. Patricia Highsmith Tuzun Bedeli ile o zamanlardaki toplumun cinsellik gibi konuları nasıl ele aldığına da ışık tutuyor. Bugün biraz daha (ve çok yavaş bir şekilde) daha iyi bir duruma olmamız insanı mutlu ediyor ama tabii yine kat etmemiz gereken de çok fazla yol var. 21’inci yüzyılda bile hala #LGBTİHaklarıİnsanHaklarıdır ve #KadınHaklarıİnsanHaklarıdır gibi etiketler kullanmamız gerekmesi çok ama çok üzüyor.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.