Menu
Kitap Yorumu

Phil Stamper ile uzaya ve aşka yolculuk?

phil stamper kitap yorumu zimlicious kitap blogu

Uzun yıllar boyunca Disney’nin zenci bir karakteri olmadığı gibi LGBTQ karakterleri de çok az görüyorduk kitaplarda, filmlerde, dizilerde… Sanatın her alanında gerek cinsiyet olsun, gerek dil, dini ırk olsun, farklı kesimlerin seslerinin daha fazla çıkabilmesini diliyorum tabii ki ama sırf bir LGBTQ yazarın ilk kitabı olduğu ve konusu da ilginç geldiği için okuduğum The Gravity of Us (Bizim Yer Çekimimiz) beni hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. Phil Stamper hikâyesinin merkezine uzayı mı yoksa iki oğlanın aşkını mı koyacak, karar verememiş gibi geldi bana. Konuya baktığınızda gerçekten ilginç bu arada: Cal’in babası NASA’nın Mars misyonunda görev almak için seçiliyor. Bu ekibe ailecek katılıyorlar ve haliyle aynı durumdaki diğer ailelerle de tanışıyorlar. Ve Cal, Leon isimli bir oğlana âşık oluyor. Böyle ilginç bir konunun karton karakterler ve “yetişkinlerin ergen mıymıyları” ile işlenmesi çok üzdü beni…

yazar phil stamper
Yazar Phil Stamper

Phil Stamper ergen mi?

Üniversitede, bizim yazı derslerinde de “Write what you know,” yani “bildiğini yaz” çok sık kullanılan bir cümleydi. Ama söz konusu kurgu olduğunda akşam yatakta tutulan günlük misali metinler doyurmuyor okuru (en azından benim için durum böyle). Phil Stamper da biraz böyle yapmış gibi geldi bana; bildiğini değil, kendini ve olmasını istediğini karaktere farklı bir isim vererek yazmış gibi hissettim. Özellikle YA (genç yetişkin) kitaplarını okurken karakterlerin ergen olduğunu, tabii ki beni gıcık edecek pek çok şey yapacaklarını aklımda tutuyorum. Ama özellikle Cal karakterini yolda görsem tokatlarım sanırım. Yazar ne yapacağına karar veremediği için Cal de oradan oraya savruluyor ve sonuçta ortaya iki boyutlu, ne istediğini hiçbir zaman bulamayacağını hissettiğiniz bir karakter çıkıyor ortaya.

Mesela, Cal ailesi ile birlikte Brooklyn’de yaşıyor. (Phil Stamper da Brooklyn’de yaşıyor; şansa bakın!) Çok takipçili, sevilen bir sosyal medya kanalı var; kendince haberleri, günlük gelişmeleri yorumluyor ve yayınlıyor. Babası NASA’ya kabul edilip de Teksas’a taşınmaları gerektiğinde “Brooklyn’de olmazsam olmaz!” gibi triplere giriyor. Ama NASA’daki gelişmeleri okurken fark ediyorsunuz ki asıl derdi takipçilerini, sosyal medya kanalını kaybetmemek, videolarını yayınlanamaya ve “ünlü olmaya” devam etmekmiş… TOKAT!

phil stamper kitap

Hikâyenin LGBTQ odaklı tarafı da çok zayıf kaldı benim için. Bilen bilir “Bana ne oluyor? Nedir bu halim?” hislerini ve bunu öncelikle kendine, sonrasında da etrafına açıklamanın zorluğunu. Benim de tanıdığım pek çok gay erkek ve kadın gay olduklarını kendilerine itiraf edemeden önce karşı cinsle birlikte olmuş, en azından olmayı denemiş. Cal de böyle bir çocuk; çocukluk arkadaşı Deb’e karşı hissettiklerinin tam olarak ne olduğuna bir isim koymaya, anlam vermeye çalışıyor. Ancak bu süreç Phil Stamper gibi bir yazarın elinde pek de tatmin edici, inandırıcı olmamış. Kız ona aşık olmasını beklerken gay olduğunu fark etmesi OK; bu pekâlâ olabilir, ama arkadaşlıklarını bile silip atmasının bir açıklaması yok ve ben bu duruma inanılmaz sinirlendim. Tüm bunların yazarın karakterinin hikâyenin içine çok girmesinden kaynaklandığını düşünüyorum açıkçası. Adamı tanımıyorum tabii ki ama kitabın sonundaki biyografisinde bile şöyle bir cümle var:

Legend of Zelda fanfiction’ına kendi yazdığı uyarıda şöyle diyor: “Eğer bir yorum yazarsanız lütfen işimi eleştirmeyin.” O günden bugüne eleştiriye daha açık; yani açık gibi.

Peh! Bir yazar bu kadar kendini beğenmiş olmasın kardeşim! Eğer bu kendince bir espriyse komik de değil. Bu kadar yardırmışken şunu da söylemem lazım: kitabın seveni de, övüp övüp bitiremeyeni de çok olmuş. Ama bence Phil Stamper gayet yeterince “iyi” LGBTQ hikâyesi olmayışının ekmeğini yiyor şu anda. Bu yıl yayınlanması planlanan, As Far As You’ll Take Me diye bir kitabı da var mesela ama ben onu okumayı düşünmüyorum açıkçası. LGBTQ hikâyelerini ve yazarlarını deşmeye devam edeceğim ama Phil Stamper silindi listemden.

2020’nin En İyi Kitapları listeme buradan göz atabilirsiniz. The Gravity of Us da yılın hayal kırıklıkları arasında yer alıyor ne yazık ki.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.