Menu
Kitap Yorumu / Projeler

Queer kitabı ve William S. Burroughs

Jack Kerouac ve Allen Ginsberg ile birlikte Beat Kuşağı hareketinin kurucularından olan William S. Burroughs Queer kitabı için yazdığı önsözde şöyle diyor:

“Joan’ın ölümü olmasa asla bir yazar olmayacaktım; bu ağır sonuca ve bu olayın yazmamı motive edip şekillendirdiğini fark etmeye mecbur kaldım.”

QUEER, Sayfa 19-20

Eşi Joan’ın ölümünü daha da trajik kılan şey ise onu silahla vurarak Burroughs’un öldürmüş olması. Yine buna paralel olarak Burroughs’un 1952 yılında yazdığı Queer kitabı anca Kasım 1985’te yayınlanmış. Bunun nedeni ise “kitabın homoseksüellik içermesi ve yazarın içinde geçen, gerçek hayata dayalı olayları halka açmak istememesi” imiş. Bu anlaşılır bir şey çünkü yazarın hayatını az biraz incelerseniz Queer’ın ana karakteri Lee’nin Burroughs olduğuna dair hiçbir kuşkunuz kalmayacak. Ancak tabii Lee Burroughs’un kitabı yazarken olduğu kişiye ek olarak olmak istediği insanın özelliklerini de barındırıyor. Bunu doğrulayan bir belge bulamadım ama bu kitabı yazmak zor olduğu kadar umarım terapi niteliğinde de olmuştur Burroughs için.

Queer kitabı ve homoseksüellik

Ne yazık ki “Netflix dizisi izleyen homoseksüel oluyor” denen ve buna inananların olduğu bir dünyada yaşadığımız için ta 1950’lerde yayıncıların bu konuları ele alan bir kitaptan çekinmesine hiç şaşırmadım tabii ki. Junkie’nin devamı niteliğinde Queer kitabı ama Lee tam bir uyuşturucu bağımlısı olarak değil, uyuşturucuyu bıraktığı için arzuları, istekleri ve homoseksüelliği daha da keskinleşen bir karakter olarak çıkıyor karşınıza. Kitap, Burroughs’un anlatıma üçüncü tekil şahısla başlayıp kitabın ortasında birinci tekil şahsa dönmüş olmasıyla da çok konuşuluyor. Bazı yazarlar daha önce yapılmamış şeyleri denerken ne yazık ki yüzlerine gözlerine bulaştırabiliyor ama tabii ki Burroughs bunu başarıyla yapanlardan.

“Lee bir yerden ayrılmaya karar verdiğinde gidişi ani olurdu.”

queer, Sayfa 35

Her ne kadar Lee’nin homoseksüelliği dahil her şey suratınıza gerçekçi bir şekilde pat pat çarpsa da okudukça anlıyorsunuz adamın asıl derdinin ne olduğunu: biriyle yakınlaşabilmek. Çoğu zaman sadece fiziksel yakınlaşmayla da tatmin olmuyor ve çoğu insan gibi dokunmanın ötesine geçerek kendisine bir şey hissettirecek birilerini arıyor. Sürekli yakınında olan Allerton bu aradığı adam değil aslında ama Lee’nin takacak bir maskesi ve ortaya koyacak bir şovu var ve Allerton da bunu sakin sakin izlemek ve alkışlamak konusunda başarılı.

queer kitabı yorum william s burroughs jack kerouac
William S. Burroughs (sol) ve Jack Kerouac (sağ). Kaynak: The Guardian

Bob Dylan, Patti Smith, Kurt Cobain, David Bowie ve Lou Reed gibi çok sevdiğim müzisyenler dahil pek çok isme ilham veren Burroughs’u özlemişim; asıl bunu hatırlattı Queer kitabı bana. Hatta bu yıl bitmeden Çıplak Şölen’i tekrar okuyabilirim diye umuyorum. Bu okuduğum Türkçe çevirisi yer yer ne yazık ki tuhaf geldi bana; o yüzden İngilizcesiyle birlikte okudum. Ama “orijinaliyle uğraşamam” diyorsanız da öyle kaçıracağınız ya da yanlış anlayacağınız bir yer yok, onu da belirteyim.

Burroughs her ne kadar farklı şeyler denese ve şimdiye kadar hakkında okuduklarım üzerinden tanıdığım en değişik insanlardan biri olsa da işin aslını Lee iyi özetliyor bence:

“Demek istediğim şu ki Allerton, hepimiz kocaman bir bütünün parçalarıyız. Buna direnmenin bir manası yok.”

queer, sayfa 55

William S. Burroughs’un Queer kitabı Ölmeden Önce Okunacak 1001 Kitap listesinde de yer alıyor.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.