0
ben dolnick kitap zimlicious kitap blogu
Kitap Yorumu

Sevgili Ben Dolnick, hayaletlerin bundan daha heyecan verici olması lazım!

17 Şubat 2020

Hepsini bir arada sipariş etmiş bulunduğumdan yine Belletrist kitaplarından gittim sevgili okurlar. Ve şu anda şöyle düşünüyorum: ben Belletrist’i takip edip, “bu kitap nasıl bir şey ki acaba?” diye düşünmekten vazgeçeyim çünkü sevdikleri en iyi şey canım Joan Didion ve onun dışındaki önerilerinden merak edip okuduklarımın yarısı (tam yarı yarıya; az önce kontrol ettim) bana keyif vermedi. Ben Dolnick de “Noktalı virgüle aşk hikâyesi yazan adam” olarak tanıdığım, e haliyle Belletrist’te görünce romanını da merak ettiğim bir yazar.

“Sen de hem ediyorsun hem de bulunca bıdı bıdı ediyorsun” dediğiniz duyar gibiyim; haklısınız da. Ama şimdi ismi The Ghost Notebooks (Hayalet Defterleri) olan, bir çiftin New York gibi bir şehri bırakıp taşındığı küçük kasabada müze haline getirilmiş, pek de kimsenin ziyaret etmediği bir evde yaşamaya başladığı bir hikâye sizin de ilginizi çekmez miydi? Ben de çekerdi. Ama merakınıza yeni düşüp okuduktan sonra yüksek ihtimalle benim gibi hayal kırıklığına uğrayacaksınız (ay resmen bu yazıyı tamamladıktan sonra başka Belletrist kitabı almış mıyım diye kontrol edeceğim).

ben dolnicak kitap zimlicious kitap blogu 2

Bu sefer olmadı Ben Dolnick

Yazmak hakkında bu kadar yazı yazan bir adamın roman türünü becerememesine şaşkınım açıkçası. Kitapta halihazırda tuhaf şeylerin döndüğü bir ev varken hikâyenin bu kadar sıkıcı olması beni çok üzdü. Neden sıkıcı buldun derseniz de birkaç nedenimi şöyle sıralayabilirim:

  1. Ana karakterin nişanlısı daha hayaletli eve taşınmalarının öncesinde bile ruhsal bozukluklardan mustarip. Zaten bu karakterleri alıp, tuhaf şeylerin olduğu bir eve tıkacaksın. Böyle bir ayrıntıya ne gerek var? Bırak ev yüzünden delirsinler.
  2. Hikâye evden ve evin neden olduğu olaylardan çok karakterlerin kendi sorunlarıyla ilgiliydi. Shirley Jackson’ın Tepedeki Ev’i havasında bir şeyler bekledim ben açıkçası.
  3. Birinin ölümü dışında akılda kalan, heyecan veren veya adrenalin patlaması yaşatan hiçbir şey olmuyor; “olaylar olaylar!” diye haykırmayı bekliyordum halbuki.
ben dolnick kitap the ghost notebooks

Ben Dolnick, hem ürkütücü hem de akılda kalıcı olabilecek bir hikâye fikri bulmuş ama bunu hayata geçirmeyi ne yazık ki pek de becerememiş. Şimdi tüm bu olanlar kızımız deli olduğu için mi yoksa evde gerçekten hayaletler dolandığı için mi oldu? Baş karakterimiz Nick, kızın kötüye gittiğini fark ettiğinden neden bir şey yapmadı? Kafamda daha pek çok deli sor var.

Bununla birlikte Nick’in başına gelen olaylardan aldığı yegâne ders şu: “Aslında her ev lanetlidir.” E günaydın tatlım ya. İçinde yaşanmışlık olan her yerin bir şekilde hayaletleri olduğu hepimiz zaten biliyoruz; sen nerelerdeydin? Zamanında, tam tarih vermem gerekirse 19 Nisan 2013’te Ben Dolnick hakkında “İngilizce yayınları takip eden, yazıyı, yazmayı sevenlerin Dolnick’i çok seveceğini düşünüyorum” yazmışım. Ama şimdi bundan pek emin değilim. Evet, okuduğum köşe yazılarını çok sevdim ama roman işine hiç girmese miydi acaba? Brooklyn’de yaşıyorsun ve New York Times’a yazıyorsun… Bu romandaki performansın kabul edilebilir gibi değil sevgili Ben Dolnick.

Merak edenler veya etme ihtimali olanlar için okuduğum ve yorumladığım Belletrist kitaplarının listesini tekrar aşağıda paylaşıyorum. Bu sever hangilerini sevip, hangilerini sevmediğime dair not da düştüm yanlarına.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.