Menu
Kitap Yorumu

Sırdaş Trompet : Sürrealizmin roman hali

sırdaş trompet leonara carrington kitap yorumu zimlicious kitap blogu

Sırdaş Trompet kitabına nereden, nasıl denk geldim hiç hatırlamıyorum. İtiraf etmem gerekirse Leonara Carrington’ın ismini, 1930’larda başlayan Sürrealizm Hareketi’nin bugün hayatta olan az sayıda temsilcisinden biri olduğunu da bilmiyordum. Hatta aşağıda gördüğünüz, kitabın İngilizce baskılarının birinin kapağında yer alan “Dreamlike weirdness… Carrington’s The Giantess” isimli, 1947 tarihli bir resmi olduğunu da yeni öğrendim.

sırdaş trompet ingilizce kapak leonara carrington

Sırdaş Trompet hakkında pek bir şey bilmeden içine atladığım bir hikâye olduğu anlayacağınız. İlgimi çeken arka kapakta “Alice Harikalar Diyarında ile kıyaslanabilecek sıradışı bir metin” olarak tanımlanması ve çok sevdiğim müzisyenlerden Björk’ün aşağıdaki övgüsünün yer almasıydı:

“O kadar ilham verici bir kitap ki… Özgürlüğünü, mizahını ve kendi yasalarını icat edişini çok seviyorum. Onun nesini mi almak istiyorum? Tabii ki peruğunu.”

Björk

Sırdaş Trompet ile tavşan deliğinden aşağıya doğru bir yolculuk

Yorumlarımda kitap özetlemiyorum ve spoiler sayılabilecek şeylerden bahsetmekten özellikle kaçınıyorum, biliyorsunuz. Ama kitabın arka kapağında da görebileceğiniz gibi ana karakterimiz Marian oldukça yaşlı bir kadın ve ailesi onu bir huzurevine gönderiyor. Oraya gitmesinin öncesinde de yine toplum standartlarına göre ‘tuhaf’ sayılabilecek kankası Carmilla ona bir işitme trompeti hediye ediyor. Zorla huzurevine gönderilmeden önce Sırdaş Trompet ile ailesinin arkasından konuştuklarını rahat rahat duymaya başlamasıyla birlikte tavşan deliğinin ağzına geliyor, huzurevine gitmesiyle de kitabın sonuna kadar aşağı doğru düşmeye devam ediyoruz işte.

Marian’ın gönderildiği huzurevi şöyle canlandı gözümde: Hansel ve Gretel’deki cadının evini, Oz Büyücüsü’ndeki Munchkin’lerin evlerini, Dr. Seuss filmlerindeki tuhaf binaları alıp bir kasaba yaratın ve ta-da! Sırdaş Trompet kitabındaki yer gerçekten bana bunları hayal ettirdi: huzurevinde herkesin kaldığı farklı bir tür ev var mesela; kimi eskimo kulübesi kimi de doğum günü pastası şeklinde. Görünümü böyle olan bir yerden beklenecek şekilde huzurevindeki diğer sakinler ve doktorlar da bir ayrı tuhaf. Kitabı büyülü kılan da bence şu: çoğu zaman Marian bazı şeyleri gerçekten mi yaşıyor yoksa 92 yaşındaki aklı onunla oyun mu oynuyor anlayamayabiliyorsunuz. Ama sizi o kadar garip yerlere çekiyor ki umurunuzda olmayacak açıkçası. Kitabın havası mesela bana çok sevdiğim Jason Segel’in severek izlediğim Dispatches from Elsewhere dizisini de hatırlattı – o gerçek mi değil mi, şu an tuhaf bir şeyler oluyor galiba ve bu bilmeceyi de çözdüler valla hisleri Sırdaş Trompet kitabında da var.

“Ama insan, insan doğasından emin olamıyor, ben yaşamımda o kadar çok sürprizle karşılaştım ki artık insanların yaşamın genel gidişatına uygun hareket etmelerini beklemiyorum doğrusu.”

Sayfa 63
Fotoğraf: Gabriel Weisz

Bilmece üstü bilmeceyle sürreal bir yolculuk

Cinayet çözmeye çalışılıyor, bir yerlerde kurt adamlar var, bir Tanrıça’nın geri dönmesi bekleniyor, Marian’ın huzurevinde resmi yer alan bir rahibenin hikâyesini öğrenmek için çeşitli bulmacalar çözmesi gerekiyor derken gerçekten sürrealist bir tavşan deliğinde yolculuk ederken bulacaksınız kendinizi Sırdaş Trompet ile.

“Benim zihnim anında sonuçlar çıkaramayacak denli yavaş çalışır ve her şeyi gerçekten anladığımda çok geçtir artık.”

Sayfa 106

Kitabın ilk kez 1974’te basıldığını göz önünde bulundurduğumuzda o zamandan bu zamana artık sürreal, gerçek dışı, doğa üstü hikâyelere fazlasıyla alışmış durumdayız. Ben Sırdaş Trompet romanının bugün bile hâlâ konuşulması ve sevilmesinin nedeni sürreal ve doğa üstü bileşenleri buluşturmasına ek olarak ana karakter de dâhil olmak üzere kitaptaki tüm kadınların kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi fikirlerini verebilen ve yollarını çizebilen kadınlar olması. Yazar hepsini öyle bir şekillendirmiş ki kimi karakteri sevseniz ve kimilerinden nefret etseniz de Carrington’ın feminist olduğunu sorgulamayacağınız kesin. Feminist fikirlerini de hikâyenin içine esprili bir şekilde yerleştirmesi de iyi gelecek size diye inanıyorum çünkü bildiğiniz gibi günümüzde bu konu inanılmaz politik bir hâle gelmiş durumda.Sırdaş Trompet kitabı sonrasında Carrington’ın diğer kitabını da hayatının ayrıntılarını da çok merak ettim. O yüzden kendisi radarımda kalacak.

Bu yazı ilginizi çektiyse “Mutlu Eden Kitaplar” yazıma da göz atın derim şahsen.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.