Kitap Yorumu

Stoner – John Williams

Hani bazı kitaplar vardır ya tüm satırların altını çizesiniz, her kelimeyi, cümleyi hatırlayasınız gelir? İşte Stoner da bu kitaplardan biri oldu benim için. Karakterleri mi çok sevdim? Hayır. Olaylar mı ilginç geldi? Hayır. Ama kitabın hissettirdikleri altüst etti beni. En son lunaparkta gondola bindiğimde yükseklik korkum dört bir yanımı sarmış, beni hüngür hüngür ağlatmış, önümde oturan kızcağızın saçına tutunmama neden olmuştu. İndiğimde tir tir titriyor, o saç çekme kısmını ve saydırdığım küfürleri hatırlamıyordum; arkadaşlarıma dalga konusu olsa da beni bayağı sarsmıştı bu durum. İşte, Stoner’ı bitirdikten sonra kalan his de aynı bu his oldu…

stoner-john-williams

Kitabın tek kelimeyle özeti şöyle: William Stoner ile 19 yaşındayken tanışıyor, ölüm anına kadar ensesinden ayrılmıyoruz. Çiftçi bir aileden gelen Stoner’ın babası onu bu alanda okumak için üniversiteye gönderiyor. Ancak Stoner’ın gönlü edebiyata tutuluyor. Öğretmen olmaya karar veren Stoner, üniversitede kalarak edebiyat dersleri vermeye başlıyor. Özünde böyle devam  eden hayatında pek çok dalgalanma da oluyor tabii.

Mesela savaşa katılmamaya karar veriyor. Edith isimli bir kıza aşık oluyor ve onunla evleniyor. Nesini, nasıl sevdi anlamadım ama evliliklerinin çoğu birbirlerinden uzak durarak, Edith’in Stoner’a dokunmak bile istememesiyle geçiyor. Kadın, nasıl olduysa bir çocuk istediğine karar veriyor ve biz kız çocukları oluyor. Edith, çocukla da ilgilenmiyor; ancak kız belli bir yaşa geldiğinde onun popüler olması gerektiğine, belirli kıyafetleri giymesi gerektiğine, vs. karar veriyor. Birbirlerini yemelerine rağmen ayrılmıyorlar da.

Author John Williams

Stoner, sevgiye ve ilgiye aç bir insanmış gibi geldi bana. Ama adamcağız bunu bir türlü bulamıyor. Bunun yanında, “iyi bir öğretmen olmak” dışında kendisine pek de hedef koymayan, etrafındaki olayları tepkisiz bir şekilde karşılayan bir insan olmasını da inanılmaz tuhaf buldum. Hedefinin önünde bir engel olunca sesini yükseltinde rahatladım ama çoğu zaman da Stoner’ı omuzlarından sarsarak, “bir tepki versene adam! Bağırıp çağırsana!” diye ciyaklayasım geldi.

Özünde oldukça basit bir roman Stoner. Ancak o kadar duygu dolu ki, Stoner teninizin altına girip damarlarınıza karışıyor. Acısını, heyecanını, açlığını, sinirini, her şeyi onunla birlikte hissediyor, hatta zaman zaman kitabın içine girip adama yardımcı olabilmeyi arzu ediyorsunuz. Sevgili Kitaplık Kedisi’nin tavsiyesi üzerine kitabın orijinalini okudum ancak dilimize de Koton Kitap tarafından çevirilmiş. Okumamak için bir bahaneniz yok yani!

[gallery columns="4" ids="2535,2536,2537,2538,2539,2540,2541,2542"]

★★★★★

Bu kitapla da Kitaplık Kedisi Reading Challenge’ın 8’inci maddesini halletmiş bulunuyorum.

]]>

You Might Also Like

No Comments

    Leave a Reply