0
Kategorilendirilmemiş

Tarzan Efsanesi

21 Temmuz 2016

Tarzan Efsanesi‘ni aslında ilk çıktığı gün, iMAX’te izledim; minnoş Alexander Skarsgård’ın ve kaslarının ağzımın içine girme fırsatını kaçırmaya niyetim yoktu tabii. Neden hemen yazmadın diye sorarsanız da… İzlediğimi unutmayı ve en çok da iMAX’e harcadığım parayı unutmayı istediğim için aklımdan çıkmış; yapacak bir şey yok. legend-tarzan-movie-poster-2016 Olayımız şu: hepimizin çok iyi tanıdığı ve kimimizin de çok sevdiği Tarzan, yani John Clayton III, 10 yıl kadar önce büyüdüğü ormanları bırakıp İngiltere’ye dönmüş ve Jane ile evlenmiş. Kendi çaplarında mutlu mesut yaşıyorlar. Ancak bir gün Christoph Waltz’ın canlandırdığı, Kral Leopold’un adamlarından biri olan Leon Rom, Tarzan’ı Kongo’ya geri getirmek ve onu yakalayarak, mücevher karşılığında eski bir düşmanına teslim etmek için bir komplo kuruyor. E Jane de bulmuş gül gibi adamı, yalnız gitmesine izin verir mi? Vermez tabii. Tarzan’ın itirazlarına rağmen o da peşlerine takılıyor. Ve bir de çoğu Hollywood filminde klasikleşmiş bir şekilde “gerçeği bulmak” isteyen Amerikalı bir amca. LEGEND OF TARZAN

Çok geç soyundun be gülüm

Öncelikle şu konuda hemfikir olalım: hiçbirimiz çocukluk kahramanımızı yad etmek için gitmiyoruz bu filme. Kızlar, Alexander Skarsgård’a yalanmak, erkekler de hem Jane’i canlandıran Margot Robbie’ye hayran hayran bakmak, hem de hatunların Tarzan’a neden bu kadar eridiğini keşfetmek için gidiyor. Bu amaçlara ulaşıyorsunuz, evet, ama inanın bu çok uzun sürüyor. Öncelikle, John Clayton III, Tarzan’lığına bürünecek diye bekle bekle ağaç oldum ve hatta filmin ilk yarısının ortalarına doğru uykum bile geldi, ne yalan söyleyeyim. Seyirciyi aptal yerine koyar gibi kurgulamışlar da kurgulamışlar Tarzan’ın 10 yıl sonrasını… Hem de öyle ki, asıl aksiyona varmak bile çok uzun sürüyor. Tarzan’ın (yani Alexander’cığımın) filmin yarısında yarı çıplak gezmesi gerekirken, daha çok gırtlağını sıkıyormuş gibi görünen gömlekler ve takım elbiseler içerisinde görüyoruz kendisini. Cık cık cık! the-legend-of-tarzan-stills-2016

Hep bir meraklı Amerikalı!

Amerika’da 5 yıl kalmış ve yakın arkadaşlarının çoğunluğu Amerikalı olan birisi olaraktan bunu söylemem yanlış anlaşılmaz umarım ama tabii ki bu filmde de bir meraklı Amerikalı var. Tarzan’daki de Samuel L. Jackson’ın, yani efsane bir aktörün canlandırdığı George Washington Williams karakteri. Kongo, o ana kadar göçmüş olması gereken bir yer olmasına rağmen buranın nasıl çekip çevrildiğini, Kral Leopold’un ne işler çevirdiğini görmek için Tarzan’ın peşine takılıyor kendisi… Takılmak da öyle böyle takılmak değil bu arada. Tarzan, ağaçtan ağaca atlarken de, eskiden ailesi olan gorillerle savaşırken de peşinde George Washington Williams amca. Ve şaşırtmayıcı şekilde filmdeki üç-beş espriyi de kendisi patlatıyor zaten. Espri demişken de, bir tanesine yüksek sesle güldük, diğerlerini hatırlamıyorum bile. the-legend-of-tarzan-movie-images Yukarıda gördüğünüz, Tarzan’ın kellesini isteyen amca da asabımı bozdu açıkçası. Bunun için geçerli bir nedeni var tabii ama yine de… Bizim jenerasyonun Disney’nin Tarzan’ıyla büyüdüğünü düşünürsek, insan Tarzan’ın birilerinin canını almış olabileceğine inanmak istemiyor. Mantıksız bir düşünce, biliyorum; çünkü ormanın kuralı bu, illa ki hayvan da hayvanı öldürecek. Ama yine de Tarzan hep minnoş kalsaydı, elini kana bulamasaydı iyiydi. Filmin tanıtımını aşağıda izeleyebilirsiniz. Ve emin olun ki Tarzan Efsanesi’nin en iyi sahneleri zaten bu tanıtımdaki sahneler. Bence para harcamayın, DVD’sini bekleyin. [embed]https://www.youtube.com/watch?v=Aj7ty6sViiU[/embed]]]>

You Might Also Like...

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.