Menu
Kitap Yorumu / Müzik

Tori Amos kitabı Resistance’da tüm sanatçıları direnmeye çağırıyor

“Tori Amos kitabı çıkıyormuş!” dediğim ilk gün ön sipariş verdim ve 22 Mayıs Cuma günü elime ulaştığında da “bayramda okurum ama şöyle bir bakayım içine” derken bir baktım kitabı bitirmişim. Buna şaşırmayın çünkü Tori Amos çok uzun yıllardır hayatımda çok önemli yeri olan kadınlardan biri. Herkesin (ya da çoğunluğun mu demeliyim acaba?) bir “müzik hayat kurtarır” hikâyesi vardır ya? Benim hikâyemde de başroldeki isimlerden biri gerçekten Tori Amos. Genel olarak kendi tarzını yaratmasıyla ve çok “kişisel” şarkılar yazmasıyla tanınsa da kitabında da belirttiği gibi bir “hikâye anlatıcısı” aslında. Ben de 90’lardan beri asıl bu yanına hayranım; şarkıları hem kendi başlarına hem de bir araya geldiklerinde müzik ile anlatılan hikâyeler benim için. Bunlar arasında hem Tori’ye özel, gerçekten “kişisel” olanlar hem de başkalarını anlatanlar var. Mesela Black Dove (January Girl) şarkısını rüyasında beni görüp, bana yazdığına eminim (benim emin olmam kesin bilgi olduğu anlamına gelmiyor; hemen celallenmeyin).

Tori Amos kitabı elime ulaştıktan ve bitirdikten sonra şöyle bir baktım uzun yıllardır hayranı olanlar ve olmayanlar farklı şeyler söylemiş mi diye. Hayranı olmayıp da okuyanlara pek rastlamadım ama müziğini sevip de sırf Tori yazdığı için alıp okuyanlardan bazılarının yorumlarına şaşırdım. Çünkü kitabın politika ağırlıklı olmasına şaşıranlar çok vardı. Bush yönetimi zamanında, ilk şarkısı Yo George olan American Doll Posse gibi bir albüm yapan, her fırsatta politik görüşlerinin ve bu doğrultuda aldığı aksiyonların Washington’da çaldığı piyano barlarda duyduğu muhabbetlerle de şekillendiğini anlatan bir kadının böyle bir zamanda politika konuşmasına şaşırmalarına şaşırdım ben de. Uzun yıllardır bir numaralı sapığıymışım gibi röportajlarını, vs. de takip ediyorum haliyle ve bu Tori Amos kitabı ile ilgili beklentilerimi doğru şekillendirmişim diye düşünüyorum şahsen; ben hayal kırıklığına uğramadım.

Tori Amos kitabı: Resistance: A Songwriter’s Story of Hope, Change and Courage

Tori’nin şöyle şahane bir özelliği de var: bir ay boyunca her akşam farklı bir şehirde konserini izleseniz hepsinin birbirinden farklı performanslar olduğunu göreceksiniz. Setlist’ini gittiği yere, o yerin ve oradaki insanların ruh haline göre oluşturuyor. “Nereden bilecek ki?” dediğinizi duyar gibiyim… İçinde İstanbul ziyaretlerinden de bahsettiği Tori Amos kitabı bu konuya da ışık tutuyor: bunu, gittiği her yerde insanlarla iletişim kurarak, onların hikâyelerini dinleyerek, gerekli araştırmaları yaparak ve sürekli bir şeyler öğrenerek yapıyor. Şu anda bu kadar popüler olan müzisyenlerden kaç tanesi kendilerine yazılan mektupları hâlâ okuyordur acaba? 22 Haziran 2014’te mesela aşağıdaki şarkıları çalmıştı. Twitter ve YouTube’un yasaklandığı, Berkin Elvan’ı kaybettiğimiz, Gezi Parkı’nı hâlâ atlatamadığımız, yerel seçimlerin olay olduğu ve kedilerin trafolara girdiği bir yıl olduğunu hatırlarsanız Mother Revolution tabii ki girmiş bu listeye mesela çünkü uzun yıllardır kendisine ihtiyacımız var…

tori amos 2014 istanbul setlist

Tori Amos kitabı da haliyle Amerika’nın politik durumunun şarkılarını nasıl şekillendirdiğine, 90’larda yazılanların 10, 20 yıl sonra anlam ve his açısından nasıl yeniden şekillendiğine ışık tutuyor. Okuyunca çoğumuzun kendimizi benzer durumlarda bulduğunu tekrar fark edeceksiniz. Son zamanlarda mesela sosyal mesafe ve sokağa çıkma yasakları sardı hayatımızı COVID-19’un getirdiği ölüm korkusuyla birlikte. Haberlerde devlet adamlarını, son ölüm sayılarını dehşet içinde dinlerken mesela telefon çalıyor, teyze olacağınızı öğreniyorsunuz. Bir sabah korkuyla, “Bugün başımıza neler gelecek acaba?” derken anneanneniz arıyor ve kaktüslerinin çiçek açmasının sevincini sizinle paylaşıyor. İstemsiz bir gülme krizine giriyorsunuz o anda. Hemen onun peşine ise bir ölüm haberi alıp gözyaşlarına boğuluyorsunuz…

Tori Amos kitabı da işte bu tür pek çok zamanda sanatçıların bu karmaşık durumları sanatlarına nasıl yansıtabilecekleri, üretmeye ve bir fark yaratmaya dair umutlarını yitirmemeye nasıl devam edebileceklerine dair öneriler de veriyor. Herkesin kendi hikâyesini sahiplenmesinin önemini vurgularken bir işiniz başarısız oldu diye enstrümanınıza küsmek yerine iyi yapabildiğiniz şeylere, kim olduğunuza ve size en uygun olanın ne olduğuna odaklanarak devam etmeniz gerektiğine dikkat çekiyor.

Tori Amos, geçtiğimiz yıl annesini kaybetmiş. Bugün kim olduğunda ve ne yaptığında çok büyük etkisi ve emeği olan annesini. Son yıllarda yaşadıklarımızın üstüne kişisel travmaları da eklenince yeni albümünde bizleri nelerin beklediğini çok merak ediyorum.

Sizin için kitapta yer alan şarkıları bir çalma listesinde de topladım. Kitapta olup da burada olmayan tek şarkı 190’ıncı sayfadaki Mary’s Raven çünkü yeni bir şarkı ve henüz çıkmadı.

Diğer müzik içerikleri için buraya buyrunuz.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.