Kitap Yorumu

Trendeki Kız deli mi?

Hem arkadaşlarımın çoğunun tavsiye etmesi, hem otobüste, vs. herkesin elinde görmemin, hem de bir anda patlamış olmasının etkisiyle yine merakıma yenik düşerek başladığım bir kitap oldu Trendeki Kız. Kayıp Kız’la karşılaştırıldığını sağda-solda görmüştüm. İlk başladığımda ben de benzediğini düşündüm ama şunu itiraf etmem gerekir ki Kayıp Kız manyak, hasta bir kadının oyunundan ibaret, abartı bir hikaye iken, Trendeki Kız çok daha gerçekçi. Bunda da kaybolan bir kadın var: Megan. Ancak karakterin de, olayların da Kayıp Kız’dakiyle pek bir alakası yok— Kayıp Kız’daki Amy, kendi psikopatlığıyla kocasına ceza vermeye çalışırken, Trendeki Kız ’daki Megan’ın başına ne geliyorsa salaklığı, kendini bilmezliği, psikolojik sorunlarının farkına varmayıp kendini önemli görmesi, ne isterse alabileceğini düşünmesi yüzünden geliyor.

trendeki kiz

Trendeki Kız’ımız ise Rachel. Eski kocası Tom onu Anna isimli bir kadınla aldatmış ve şu anda ikisi evliler, bir de çocukları var. Öncesinde, çocukları olmadığı zamanlarda içmeye başlamış bir alkolik Rachel. İşinden atılmış ve öyle bir durumda ki başına gelen olayları bile hatırlayamadığı durumlarda buluyor sık sık kendini. Etrafınızda isteyeceğiniz veya uzun süre sempati duyabileceğiniz bir karakter değil yani kendisi. Aslında, kitaptaki hiçbir karakter etrafınızda isteyeceğiniz türden değil. Rachel’ın eski kocası Tom, etrafındaki herkesi manipüle etmeyi başaran bir adam. Megan, başta da belirttiğim gibi, hem kendini vazgeçilmez bir insan gibi gören, 29 yaşında olmasına rağmen daha büyüyememiş, herkesten hemen sıkılan bir tip. Kocası Scott, tam bir kontrol delisi. Tom’un eşi Anna ise adam Rachel’ı bırakıp bununla evlendiği için kendini bulunmaz Hint kumaşı sanıyor ama bir yandan Rachel’a yaptığını kendisine de yapabileceğini düşünerek içi içini yiyor. Hepsi, mutlu olduklarına inanmak isteyip, mutsuzluklarını görmezlikten gelmeye çalışan tipler.

Rachel, Megan ve Anna’nın ağzından anlatılan hikayede Megan’ın kaybolmasından öncesini, sonrasını ve başına neler geldiğini adım adım, gizemli bir şekilde görüyoruz. Okurken Megan’ın başına ne gelmiş olduğunu kesin olarak anlıyorsunuz, sadece “nasıl?” kısmını merak ediyorsunuz. Ve suçlu kişi de büyük ihtimalle tahmin ettiğiniz kişi çıkacak. İlk başlarda öyle güzel, öyle gizemli başlıyor ki herşey, olayların sonuca bağlanış şekli biraz hayal kırıklığı yaratıyor insanda açıkçası. Yukarıda da belirttiğim gibi karakterlerin hepsi o kadar fazla saçmalığa bulaşmış insanlar ki ne Megan’ın başına bir şey geldiğine üzülebiliyor insan, ne de Rachel ve Anna’nın böyle zor durumda kalmasına. Bence kitabın en iyi yanı şıp diye okunan bir dille yazılması ve birkaç saatliğine de olsa “ayyy kızın başına ne geldi acaba?” diye düşünürken insanı dertlerinden uzaklaşması.

★★

]]>

You Might Also Like

1 Comment

  • Reply
    Eliza Bennet
    16 Eylül 2015 at 11:42

    Evet bu kitap hakikaten fazla düşünmeden rahat rahat okuyup kafa dağıtabilecek bir roman. Ayrıca audible versiyonunu tavsiye ederim.

    Ben Meghan’ı çok trajik bir kişilik olarak gördüm. Rachel’in hikayesi ise beni tam anlamıyla duruma uğrattı ve biraz bazı kısımlarda inanmakta zorluk çektim.

Leave a Reply